Gerçeklerin Bedeli
Buket kollarını kavuşturdu. “Eda seni aldattı dedim ve Selin senin biyolojik kızın değil.”
Burak, sanki sıradan bir şeyi onaylıyormuş gibi hafifçe başını salladı. Sonra telefonuna tekrar dokundu ve yemek odasındaki televizyonu açtı.
Deniz merakla, “Ne yapıyorsun?” diye sordu.
“Bunu bitiriyorum,” diye cevap verdi.
Ekran titreyerek açıldı; kış bahçesindeki güvenlik kamerasından siyah-beyaz görüntüler belirdi. Zaman damgası kırk üç dakika öncesini, yemek başlamadan hemen öncesini gösteriyordu. Buket, Deniz ile birlikte pencerenin yanında duruyordu. Sesleri net bir şekilde duyuluyordu.
Buket şöyle diyordu: “Selin‘in ondan olmadığını bir kez söylersem, Eda darmadağın olur. Burak her zaman asil davranmaya çalışır, bu yüzden muhtemelen kızını alıp hemen gider. Bu, babamın yarın miras paylarını değiştirmesinden daha iyi.”
Deniz‘in sesi takip etti; titrek ama reddedilemezdi. “Peki ya laboratuvar raporu?”
“Gerçekmiş gibi hazırladım. Yemeğin ortasında aradaki farkı anlamaz bile.”
Kalbim durdu.
Kayınpederim başını hızla ekrana çevirdi. “Ne laboratuvar raporu?”
Buket‘in yüzünden kan çekildi. “Bu o değil—”
Burak elini kaldırarak onu susturdu. Sonra babasının önüne masaya sarı bir dosya bıraktı.
“Gerçek rapor bunun içinde,” dedi. “Mahkeme onaylı babalık testi sonuçları. Buket, ofisime sahte raporun isimsiz bir kopyasını gönderdikten altı hafta önce bu testi yaptırmıştım.”
Ona bakakaldım.
Sonunda gözlerimin içine baktı ve sesi yumuşadı. “Senden asla şüphe etmedim. Sadece onları ifşa etmek için kanıta ihtiyacım vardı.”
Kimse kımıldamadı.
Sonra kapı zili çaldı.
Burak telefonunu kontrol etti. “Güzel,” dedi. “Avukatım geldi.”