Fatih Ürek'in çok şaşıracağınız hayat hikayesi. Neden böyle bir hayatı seçti

2007'de mesajlaştığı biri tarafından mesajlarının ve görüntülerinin ortalığa saçılması da yine gündem olmuş konulardan. Ürek'in ilk tepkisi "görüntüler montaj" olsa da, sonradan görüntülerdeki kişinin kendisi olduğunu itiraf etti.

Sanata olan ilgisi küçük yaşlarda ortaya çıktı. Bursa’da yaşadığı yıllarda tiyatroya büyük bir ilgi duydu; Bursa Devlet Tiyatrosu çevresinde bulunarak sahne sanatlarına yakınlaştı. Gençlik yıllarında tiyatro eğitimi aldı ve oyunculukla ilgilendi. Ancak zamanla yalnızca oyunculuğun geçim için yeterli olmayacağını fark ederek müziğe yöneldi.
Profesyonel sahne hayatı Bursa’da başladı. Gazinolarda ve eğlence mekânlarında sahne alarak dikkat çekti. 20’li yaşlarına geldiğinde kariyerini geliştirmek amacıyla İstanbul’a taşındı. İstanbul’da Caddebostan ve Maçka gibi dönemin önemli eğlence mekânlarında sahne aldı ve kısa sürede geniş bir çevre edindi. Bu süreçte sanat ve magazin dünyasından birçok isimle dostluklar kurdu; Mehmet Ali Erbil de bu isimler arasında yer aldı.
1990’lı yıllarda çıkardığı albümlerle müzik dünyasında tanındı. “Yaktı Yaktı”, “Sus”, “Hadi Hadi”, “Hayde” gibi şarkılarla geniş kitlelere ulaştı. Sahne performansı, dansları ve enerjik tarzı Fatih Ürek’i yalnızca bir şarkıcı değil, aynı zamanda güçlü bir sahne sanatçısı haline getirdi.
Televizyon dünyasında da yer aldı; uzun yıllar çeşitli programlarda sunuculuk ve jüri üyeliği yaptı. Özellikle gündüz kuşağı programlarıyla farklı bir izleyici kitlesine ulaştı.
Özel hayatı ve kimliğiyle ilgili sorulara genellikle mesafeli yaklaşmayı tercih etti. Zaman zaman magazin gündeminde yer alsa da, sanat kariyerinin ön planda tutulmasını istedi.
Sağlık sorunları da hayatının önemli kırılma noktalarından biri oldu. 2015 yılında geçirdiği mide ameliyatı sonrası ciddi komplikasyonlar yaşadı ve bu süreçten sonra sağlığına daha fazla dikkat etmeye başladı.
Reklamlar