Sosyal hizmet görevlisi Ayşe, süreci dürüstçe anlattı; boş vaatler vermeden, olduğu gibi.
Sonra onu gördüm.
Küçük bir kız, tekerlekli sandalyede sessizce oturuyordu. Elinde bir defter vardı; diğer çocuklar koşup oynarken o sakinliğini koruyorduYaşına göre fazlasıyla sakindi.
— Bu Elif, dedi Ayşe. Beş yaşında.
Bir trafik kazasında yaralanmıştı.
Babası hayatını kaybetmişti.
Omurilik hasarı tam değildi—fizik tedavi yardımcı olabilirdi ama ilerleme yavaş olacaktı.
Annesi ise hem tıbbi yükle hem de yasla baş edemediği için ebeveynlik haklarından vazgeçmişti.Elif başını kaldırıp gözlerimin içine baktığında, bakışlarını kaçırmadı.
Sanki bir kapının açılıp açılmayacağını—ya da yeniden yüzüne kapanıp kapanmayacağını—bekleyen bir çocuk gibiydi.
İçimde bir şey kırıldı.
Bir teşhis görmedim.
Geride bırakılmış bir çocuk gördüm.
Kimse onu evlat edinmek istemiyordu.