Eski Bir Gömlek, Mahkeme Salonunda Bir Annenin Gerçek Hikâyesini Ortaya Çıkardı

Ankara’daki aile mahkemesinin salonu, dışarıdaki soğuk kış sabahından bile daha kasvetliydi. Banu, sekiz yaşındaki oğlu Toprak ile birlikte uzun bir ahşap masada sessizce oturuyordu. Toprak’ın ayakları yere tam ulaşmadığı için heyecanlandıkça ayakkabıları hafifçe sallanıyordu.

Banu o sabah oğluna en temiz kot pantolonunu ve cebinin yanında küçük bir ay figürü bulunan lacivert gömleğini giydirmişti. Gömlek yeni değildi. Yakası defalarca yıkanmaktan yumuşamış, alt kısmında çıkmayan hafif bir leke kalmıştı. Buna rağmen Banu, onu olabildiğince özenli hazırlamıştı.

Karşı tarafta eski eşi Rıza ve pahalı avukatı Bülent Bey oturuyordu. Rıza şık takım elbisesi, parlak ayakkabıları ve yüksek fiyatlı saatiyle oldukça rahat görünüyordu. Oysa aylardır nafaka ödemelerini aksatmıştı. Banu’nun yanında avukat yoktu. Elinde yalnızca okul belgeleri, doktor raporları, kira makbuzları, çalışma çizelgeleri ve Rıza’nın yerine getirmediği sözleri gösteren mesaj kayıtları vardı.

Bülent Bey söz alarak Banu’nun oğlunu sevmediğini iddia etmediklerini, ancak sevginin tek başına düzenli bir yaşam sağlamaya yetmeyeceğini söyledi. Ardından Toprak’ın okul çıkışında çekilmiş fotoğrafını gösterdi. Fotoğrafta çocuk yine aynı lacivert gömleği giyiyordu.

Avukat, gömleğin eski olduğunu, Banu’nun düzensiz saatlerde çalıştığını ve küçük bir evde yaşadığını belirterek Toprak’ın babasıyla daha rahat bir yaşam sürebileceğini savundu. Bu sözler Toprak’ı çok etkiledi. Başını önüne eğdi ve sessizleşti.

Banu için hayat iki yıl önce Rıza evi terk ettiğinde değişmişti. Rıza değerli bulduğu eşyaları alarak başka bir semtte modern bir eve taşınmış, kısa süre sonra da aramalara ve mesajlara cevap vermemeye başlamıştı. Banu’nun annesi Melek Hanım, kızına yardım etmek için küçük eve yerleşmişti. Banu sabahları bir lokantada çalışıyor, akşamları ofis temizliğine gidiyor, hafta sonları ise sipariş teslimatı yapıyordu.

Kazancı azdı ancak Toprak’ın okul toplantılarını hiç kaçırmıyordu. Beslenme çantasını geceleri hazırlıyor, içine küçük notlar koyuyor ve geç saatlerde bile ödevlerini kontrol ediyordu. Toprak ise annesinin düşündüğünden çok daha fazlasını fark ediyordu. En iyi yiyeceklerin kendisine verildiğini, annesinin çoğu zaman az yemekle yetindiğini ve faturaları ödemek için sürekli hesap yaptığını biliyordu.

Mahkemede tartışılan lacivert gömleğin özel bir hikâyesi vardı. Toprak, sınıfıyla gittiği bilim merkezinden sonra gökyüzüne ve gezegenlere ilgi duymaya başlamıştı. Banu bir akşam işten dönerken indirimli ürünler satan küçük bir mağazada ay işlemeli gömleği görmüştü. Banka hesabında cuma gününe kadar yalnızca on sekiz dolar kalmıştı. Gömlek ise on iki dolardı.

Banu, aslında o parayla süt ve yumurta alması gerektiğini biliyordu. Yine de oğluna ilk kez tamamen yeni bir şey hediye etmek istedi. Gömleği aldı ve gece Toprak uyurken yatağının yanındaki sandalyeye bıraktı. Onu mutlu edeceğini düşünerek gülümsedi, ardından sessizce ağladı. Ancak Toprak o gece aslında uyumuyordu ve her şeyi görmüştü.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Reklamlar