Kocam duş alırken, 12 yıllık en yakın arkadaşımdan bir mesaj geldi: “Seni özledim. Seni görmek istiyorum.” Telefonunu elime aldım ve oymuş gibi davranarak, “Karım evde değil. Çabuk gel.” diye cevap verdim. Altı dakika sonra kapı çaldı. Onunla yüzleşmeden kapıyı açtım… ama sonrasında hesaplarımızda keşfettiğim şey, bu ilişkiyi çok daha ciddi bir meseleye dönüştürdü.
## BÖLÜM 1
—Şimdi gel. *Selin* evde değil.
Bu mesajı, kocam benden on metreden daha az uzakta duş alırken onun telefonundan yazdım.
Ellerim titremedi.
Beni en çok korkutan da buydu.
Sadece bir dakika önce, üniversiteden beri en yakın arkadaşım olan *Derya’dan* bir bildirim ekrana düşmüştü:
“Seni görmek istiyorum. Müsait misin?”
Ne bir selam vardı ne de bir açıklama.
Saat 22.17’ydi.
*Murat, telefonunu **Highland Park’taki* dairemizde masanın üzerinde kilitsiz bırakmıştı. Banyodan duşun sesi geliyordu.
Aylardır bir şeylerin yolunda olmadığını hissediyordum: son dakika çıkan toplantılar, ani seyahatler ve Derya’nın onun hakkında sürekli tuhaf şekilde sorular sorması.
İki yıl önce, Derya’nın kocası onu başka bir kadın için terk ettiğinde, boşanma sürecinde ona destek olan kişi bendim.
İşte tam da bu yüzden hiçbir şeyi hayal etmek istemedim.
Kanıt istedim.
Murat’mış gibi davranarak cevap verdim:
“Selin evde değil. Çabuk gel.”
Altı dakika sonra kapı çaldı.
Kapıyı açtım.
Derya elbise ve topuklu ayakkabı giymişti. Saçlarını yaptırmış ve parfüm sıkmıştı. Mahallede tesadüfen bulunan birine hiç benzemiyordu.
Beni görünce olduğu yerde dondu.
—Selin? Sen burada ne yapıyorsun?
—Burada yaşıyorum.
Yüzündeki bütün renk çekildi.
—Ben… ben yakındaydım ve düşündüm ki…
—Ne büyük tesadüf. Hem de kocam seni buraya çağırdıktan hemen sonra.
Tam o anda banyonun kapısı açıldı.
Murat beline havlu sarılı hâlde dışarı çıktı.
Derya’ya baktı.
Sonra bana baktı.
Ve ikisi de tek kelime söylemeden önce her şeyi anladım.
—Sen burada ne yapıyorsun? —diye sordu, gereğinden çok daha hızlı bir şekilde.
Telefonunu elime aldım ve konuşmayı ona gösterdim.
—Benim de öğrenmek istediğim tam olarak bu.
Derya ağlamaya başladı.
—Göründüğü gibi değil.
—O zaman bana nasıl görünmesi gerektiğini açıkla.
Murat onun önüne geçti, sanki onu koruyormuş gibi.
Bu hareket, herhangi bir itiraftan çok daha fazla canımı acıttı.
—Ona saldırma —dedi—. Birini suçlamak istiyorsan beni suçla.
—Peki. Ne zamandır devam ediyor?
Sessizlik.
—Murat.
—Bunu sorguya çevirmeye çalışma.
—En yakın arkadaşımla ne zamandır birlikte oluyorsun?
Derya gözlerini yere indirdi.
Murat çenesini sıktı.
—Altı aydır.
On iki yıllık arkadaşlık ve dört yıllık evlilik, altı aylık yalana dönüşmüştü.
—Gitmenizi istiyorum —dedim.
Murat kuru bir kahkaha attı.
—Selin, sakin ol.
—Hayır.
—Aşırı tepki veriyorsun.
—Ben yokken en yakın arkadaşımı evimize getirdin. Bunun hangi kısmına aşırı tepki veriyorum?
Sonra geriye kalan her şeyi paramparça eden cümleyi söyledi.
—Derya’ya karşı ne hissettiğimi anlayamıyorsan, belki de boşanmalıyız.
Derya’nın dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştuğunu gördüm.
Neredeyse fark edilmeyecek kadar küçüktü.
Ama gördüm.
Ve bir anda bütün acı, buz gibi bir netliğe dönüştü.
—Tamam —diye cevap verdim—. Boşanacağız.
İkisinin de yüzündeki gülümseme kayboldu.
Yatak odasına gittim, bir valiz çıkardım ve belgelerimi, kartlarımı, tapuları ve dizüstü bilgisayarımı topladım.
Gitmeden önce koridorda önüme geçti.
—O kapıdan çıkarsan geri dönecek hiçbir şeyin olmayacak.
Ona son kez baktım.
—Zaten mesele de bu. Geri dönmek istemiyorum.
Asansörde Derya bana mesaj attı:
“Üzgünüm ama Murat’ı seviyorum.”
Cevap verdim:
“O zaman sende kalsın. İade kabul etmiyorum.”
İkisinin de bilmediği şey, yenilmiş hâlde oradan ayrılmadığımdı.
Mali kayıtlarımızın bir kopyası, koridor güvenlik kamerasına erişimim ve sabaha kadar bu ilişkiyi ikisinin de hayal edemeyeceği kadar ciddi bir meseleye dönüştürecek tek bir soruyla ayrılıyordum.
Ne keşfetmek üzere olduğum hakkında hiçbir fikirleri yoktu.
*(BU, HİKÂYENİN SADECE BİR BÖLÜMÜDÜR. HİKÂYENİN TAMAMI VE HEYECANLI SONU AŞAĞIDAKİ YORUMDA YER ALAN BAĞLANTIDADIR.)* ❤️����