Eşimin Genel Müdürlük Töreninde Sekreteri Onu Öptü

Kocamın genel müdürlük töreninde sekreteri, beş yüz çalışanın önünde onu öptü. Kadına geri çekilmesini söylediğim anda, kocam beni yere itti ve bağırdı:

“Yerini bil!”

Salon kahkahalarla inledi.

Ayağa kalktım, tek bir mesaj gönderdim ve fısıldadım:

“Baba... Sahneye çık.”

Birkaç dakika sonra yönetim kurulu başkanı mikrofona yürüdü ve kocamın yüzündeki gülümseme tamamen kayboldu.

Öpücük yalnızca üç saniye sürdü ama beş yüz kişinin kahkahaları arasında sekiz yıllık evliliği bitirdi. Kocam beni balo salonunun mermer zeminine itip, “Yerini bil!” diye haykırdığı anda, beni o sahneye kimin çıkardığını tamamen unuttuğunu anladım.

Kristal avizeler, *Vadi Teknoloji* şirketinin yıllık yönetim törenini aydınlatıyordu.

Kocam *Adnan Karaca*, şirketin yeni genel müdürü ilan edildiğini gösteren altın renkli pankartın altında, taç giymeye hazırlanan bir kral gibi gülümsüyordu.

Yanında ise sekreteri *Vildan Erdem* vardı. Gümüş renkli elbisesi bir şirket töreninden çok gece kulübüne yakışıyordu. Yüzündeki ifade ise gecenin nasıl biteceğini çoktan bilen birinin kendinden emin gülümsemesini taşıyordu.

Yönetim kurulu başkanı Adnan’ın terfi konuşmasını henüz bitirmişti ki Vildan onun yüzünü iki eliyle tuttu ve öptü.

Salon bir anda nefesini tuttu.

Sonra Adnan da onu öptü.

Şampanya kadehini tutan ellerim buz gibi kesildi.

Aylar boyunca Adnan bana "ev kadını" diyerek küçümsemiş, şirket hukuku eğitimi almak için harcadığım yıllarla alay etmiş ve çalışma arkadaşlarına iş dünyası için yeterince cesur olmadığımı söylemişti.

Konuşmasına hep izin verdim.

Çünkü kibirli insanlar, kendilerini dinleyen zeki kimse olmadığını sandıklarında en büyük açıklarını verirler.

Sahneye doğru yürüdüm.

Salondaki bütün kameralar bana döndü.

“Kocamdan uzak dur,” dedim.

Vildan başparmağıyla Adnan’ın dudağındaki ruj izini yavaşça sildi.

“Demek hâlâ buradasın?” dedi alaycı bir sesle.

Birkaç yönetici güldü.

Adnan’ın yüzü gerildi.

“Ceren, bu gece beni rezil etme.”

“Kendini zaten sen rezil ettin.”

Vildan ona yaslandı.

“Bu seviyede işlerin nasıl yürüdüğünü gerçekten anlamıyor.”

İlk basamağa çıktım.

Adnan hızla aşağı indi, kolumu sertçe tuttu ve beni itti.

Topuğum kırıldı.

Mermer zemine öyle sert düştüm ki nefesim kesildi.

“Yerini bil!” diye bağırdı.

Salon bir anlığına sessizliğe gömüldü.

Sonra Vildan kahkaha attı.

Önce birkaç kişi tereddüt ederek güldü.

Adnan gülümseyince kahkahalar büyüdü.

Yüzlerce insan sahnenin önünde diz çökmüş hâlde beni izlerken, kocam onların alkışlarını gururla kabul ediyordu.

O beni sadece davetleri düzenleyen, doğum günlerini unutmayan ve şirket etkinliklerinde görünmez olmaya çalışan sessiz bir eş sanıyordu.

Yönetim kurulu başkanı *Selim Varlı'nın* babam olduğunu biliyordu.

Ama yıllardır görüşmediğimizi sanıyordu.

Aramızdaki mesafenin aile vakfının şartlarından biri olduğunu...

Ve şirketle ilgili bütün büyük kararların hâlâ benim masamdan geçtiğini hiçbir zaman öğrenememişti.

Yavaşça ayağa kalktım.

Dirseğim yanıyordu ama sesim titremiyordu.

Telefonumu çıkardım.

Üç kelime yazdım.

*Sahneye çık.*

Sonra balo salonunun üzerindeki karanlık balkona baktım.

“Baba,” diye fısıldadım.

“Artık zamanı.”

Yan kapılar açıldı.

Yönetim kurulu başkanı *Selim Varlı*, şirketin baş hukuk müşaviri ve iki yönetim kurulu üyesiyle birlikte içeri girdi.

Yetmiş bir yaşındaydı.

Saçları tamamen beyazlamıştı.

Ve üç kıtada saygı duyulan, aynı zamanda çekinilen bir iş insanıydı.

Adnan’ın yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu...

*Devamı yorumlarda... ��*
Reklamlar