Eşimin bir zamanlar çok sevdiği ipek mendillerden kızım için bir elbise diktim.

Kızımın Anaokulu Mezuniyeti İçin Ona, Rahmetli Eşimin İpek Mendillerinden Bir Elbise Diktim

Kızımın mezuniyet elbisesini, rahmetli eşimin geriye bıraktığı en değerli hatıralardan biri olan ipek mendillerden diktim.
Ama spor salonunda zengin bir annenin herkesin önünde bize gülmesiyle yaşanan o anın, kimsenin beklemediği şekilde ona döneceğinden haberi yoktu.

Eşim Zeynep, iki yıl önce hayatını kaybetti.


Kanser onu hızlı ve acımasız bir şekilde bizden aldı.

Bir gün mutfak dolaplarını beyaza mı yoksa maviye mi boyayalım diye tartışıyorduk.
Sadece altı ay sonra, gece saat iki sularında bir hastane odasında oturuyor, tıbbi cihazların düzenli bip seslerini dinlerken onun elini tutuyor ve biraz daha zamanımız olsun diye umut ediyordum. Ama o zaman hiç gelmedi.

O öldükten sonra evin her köşesi bana onu hatırlatıyordu.
Gülüşü, akşam yemeği yaparken mırıldandığı o sakin melodiler…

Ama tamamen yıkılamazdım.

Çünkü hâlâ Elif vardı.


Annesi öldüğünde Elif sadece dört yaşındaydı.
Şimdi altı yaşında ve bir şekilde tanıdığım en tatlı küçük kız haline geldi. Bazı günler gülümsemesi bana o kadar çok Zeynep’i hatırlatıyor ki, bu neredeyse canımı acıtıyor.

Zeynep’in ölümünden sonra hayatımız sadece ikimizden ibaret kaldı.

Ben ısıtma ve klima sistemleri tamiri yaparak geçimimi sağlıyorum. Çoğu ay kazandığım para faturalarımızı ödemeye yetiyor—ama zar zor. Bazı haftalar çift vardiya çalışıyorum ve mutfak tezgâhında bekleyen ödenmemiş zarf yığınını düşünmemeye çalışıyorum.

Faturalar hiç bitmiyormuş gibi geliyor.
Birini öder ödemez sanki hemen yenisi ortaya çıkıyor.Devamını okumak için diğer sayfaya gecebilriisniz..

Reklamlar