Gözlerim doldu.
“Öyle hissediyorum,” dedim. “Çünkü yıllardır kimse beni görmedi. Gülizar’ın arkadaşıydım, köyde yalnız yaşayan kadındım, başkasının işini yapan insandım. Ama hiç kimse bana sadece Asiye olduğumu hissettirmedi.”
Ali’nin yüzündeki ifade değişti. Bir süre sustu.
“Ben de seni gördüm,” dedi. “Belki sorun da bu.”
O gece evime dönerken ayaklarımın altında toprak vardı ama sanki yürümüyordum. İçimde birbirine karışmış utanç, özlem ve kırgınlık vardı.
Ertesi sabah Gülizar aradı. Annesinin durumu düzelmişti ve birkaç gün daha orada kalacağını söyledi. Sesindeki rahatlığı duyunca içim daha da sıkıştı.
Telefonu kapattıktan sonra uzun süre mutfak masasının başında oturdum.
O güne kadar yalnızlığımı kader sanmıştım. Fakat ilk kez, yalnızlığın beni yanlış bir kapıya götürdüğünü fark ettim.
Gülizar döndüğünde Ali’yle aramızdaki her şeyi unutmaya çalıştık. Ama bazı sessizlikler unutulmuyordu.