104 emekli amiralin yayımladığı bildiriyle ilgili tartışmalar sürerken Ergenekon kumpasından kamuoyunun tanıdığı FETÖ'nün medyadaki 'tetikçisi' Zihni Çakır tekrar ortaya çıktı. Önce sosyal medyadan bildiriyi ilk kendisinin yayımladığını iddia etti. İddiasına göre kendisine de bildiriyi imza atmayan bir emekli amiral ulaştırmıştı. Çakır'ın iddiaları ile ilgili tartışmalar da alevlendi. Kumpaslarla anılan Çakır yine sahnedeydi. Halk TV'de bir canlı yayına katıldı. Bu sefer de bildiriden bir AKP'li Bakanın haberi olduğunu söyledi. Bu açıklamalardan sonra 'tezgah çöktü' yorumları yapıldı. Cumhuriyet yazarı Mehmet Ali Güller, konuya başka bir yönden ele aldı. "Zihni Çakır’ı sahaya kim sürdü?" başlıklı yazısında Güller, "Zihni Çakır’ın bildiriden haberi olduğunu söylediği AKP’li bakanın kim olduğu kritik önemde" dedi yaşananları madde madde anlattı, Çakır'ın "ilk ben yayımladım" sözlerinin yalan olduğunu belirtti.
İşte Güller'in o yazısı:
Zihni Çakır üç gündür ekranlarda: Amirallerin bildirisinin ilk kez kendisine saat 23.10’da geldiğini söylüyor. Bildirinin, yayımlamadan önce AKP’li bir bakan tarafından görüldüğünü, ardından da Avaz Türk adlı sitesinde 23.40’ta yayımladığını anlatıyor. Oysa bu doğru değil. Bildiri ilk kez 4 Nisan gecesi saat 22.54’te Veryansın TV tarafından yayımlandı.
Ancak amirallerin bildirisini destekleyen kimi çevreler, Zihni Çakır’ın açıklamasını esas alarak “işte tezgâh ortaya çıktı” yorumları yapıyor. Oysa ortada bir yalan var. Bu durumda Zihni Çakır’ın bir tezgâhı ortaya çıkarmadığı, aslında yalanıyla asıl tezgâhı örtmeye çalıştığı daha olasıdır.
ERGENEKON KUMPASININ YALANCI TANIĞI
Kimdir Zihni Çakır? Ergenekon operasyonlarının medya görevlisidir. Kamuoyunu FETÖ’nün operasyonlarına ikna edebilmek için algı operasyonu yapmış bir kişidir. Bu amaçla pek çok kitap yazmıştır.
Dahası, FETÖ’nün hâkimlerine ve savcılarına, “Ergenekon’un 1 numarasını biliyorum. Otoriter, 1.65 boylarında, 65 yaşlarında, göçmen tipli, sarışın” diyerek tanıklık yapmış bir isimdir. (Silivri’deki o yalancı tanıklığın belgelerini 17 Temmuz 2012 günlü duruşma tutanaklarından inceleyebilirsiniz.)
Kısacası Zihni Çakır, söylediklerine, yazdıklarına itibar edilecek biri değildir.
ZİHNİ ÇAKIR NEDEN RİSK ALDI?
Daha ilginci de şudur: Düşünün şimdi, amiraller bir duyuru yayımlamış, ertesi gün iktidar en sert şekilde, bir operasyonla amiralleri hedef almış; öyle ki muhalefetin bir bölümü bile amiralleri savunmaya cesaret edememiş; pek çok kesim duyurudaki Montrö uyarısını değil de hükümetin tuzağına düşerek duyuruda darbe “iması” olup olmadığını tartışmaya başlamış...
Böyle bir siyasal iklimde, bir kişi ortaya çıkıp neden, üstelik doğru olmadığı halde, “Bildiriyi ilk ben yayınladım” der?
Çünkü öyle bir siyasal iklim oluşmuştur ki ilk yayımlayan da her an darbeci ilan edilebilir! Zihni Çakır neden böyle bir risk almış ve topa girmiştir?
İşte asıl çözülmesi gereken konu budur.
‘ZİHNİ ÇAKIR OPERASYONU’NUN HEDEFLERİ
Açık ki Zihni Çakır’ı sahaya sürenler, öncelikle “bildirinin gece yayımlanmış olmasını” bir suçmuş gibi algılatmak ve kamuoyunda tartıştırmak istemişlerdir. Oysa bir duyurunun suç olmaması için belirli saatlerde yapılması gerekmemektedir. İsteyen anayasal hakkı olarak sabah, isteyen öğlen, isteyen akşam, isteyen de gece, fikirlerini söylemek için açıklama yağabilir.
İkincisi, “aslında duyuru sabah yapılacaktı, gece yaptırılarak tuzak kuruldu” algısı oluşturarak yine bildirinin “suç” olduğu ve bazı amirallerin diğer amirallere tuzak kurduğu algısı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Oysa 5 Nisan sabahı pek çok amiral duyurularıyla ilgili sosyal medyada açıklama yaptı ve hiçbiri de “aslında sabah yayımlanacaktı, gece yanlışlıkla yapıldı” gibi bir şey söylemedi. Dahası gözaltında olmayan ve duyurularının arkasında olan diğer amiraller de dört gündür, “gece değil, sabah yayımlanacaktı” demedi.
KONUNUN ESASI OLAN MONTRÖ PERDELENİYOR
Üçüncüsü, konunun gecegündüz boyutu tartışıldıkça, esasını tartışamıyoruz.
Gecegündüz tartışması nedeniyle, Türkiye’nin ulusal güvenliğiyle ilgili yakıcı bir risk olan Montrö konusu hakkıyla tartışılamamaktadır.
Gecegündüz tartışması nedeniyle, Ukrayna merkezli ABDABNATO ile Rusya’nın büyük güç mücadelesini, ABD ve NATO’nun Ukrayna’ya destek için Karadeniz’e Montrö’nün sınırlarını aşacak şekilde savaş gemisi gönderme isteklerini konuşamıyoruz...
Konunun gecegündüz boyutu tartışıldıkça, ABD’nin NATO üzerinden Karadeniz’de Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirme riskini konuşamıyoruz...
KİM O BAKAN?
Dördüncüsü, Zihni Çakır’ın bildiriden haberi olduğunu söylediği AKP’li bakanın kim olduğu kritik önemdedir. Zihni Çakır’ın, yukarıda belirtiğimiz gibi, aslında bir risk alarak “Bildiriyi ilk ben yayımladım” demesi, acaba o bakanın bir isteği midir? Yani aslında Zihni Çakır’ı sahaya süren o bakan mıdır?
Bu durumda yeni soru artık şudur: O bakanın hedefi nedir peki? Öyle olmadığı halde bir duyurunun darbe bildirisi olduğu iddiasıyla kamuoyunda tartıştırılması kime, hangi bakana yaramaktadır?
Kabinede revizyonun konuşulduğu şu günlerde, darbe tartışmasının yapılıyor olması, hangi bakanın koltuğunu korumasına yarayabilir? Hatta hangi bakanın koltuğunun yükselmesine neden olabilir?
Montrö ve Karadeniz’deki yeni riskleri tartışmak yerine duyurunun saatini tartışmayı yeğleyenler, bari bu soruların yanıtlarını da arada düşünsünler...
http://www.krttv.com.tr/gundem/ergenekonkumpascisifetotetikcisizihnicakirh71598.html
Yarı çıplak kaçmaya çalışırken yakalanmıştı! Her şeyi anlattı.16 izlenme
Ayaklanış Türkiye rumuzlu hesapla insanları ayaklanmaya davet etmişti: Gözaltına alındı10 izlenme
Dünya Sağlık Örgütü: 50 yaşın altındakiler de risk altında7 izlenme
İngiliz muhafız törende sıcaktan bayıldı7 izlenme
HDP'den PKK açılımı için muhalefete çağrı6 izlenme
Adalet Bakanı'ndan Ayhan Bora Kaplan açıklaması8 izlenme
Son dakika: İngiltere'de koronavirüsten ölenlerin sayısı 1801'e ulaştı!.8 izlenme
Unutulmaz Azerbaycan gardaşlığı8 izlenme
AKP'li bakan açılışını yapmıştı, dev fabrika kapandı!
Erdoğan'ın sözlerine tepki yağdı! CHP ve DEVA Partisi de açıklama yaptı "Bu dili kabul etmiyoruz!"
Cihat Yaycı: ‘AMAÇ DÜNYAYI TÜRKİYE’YE KARŞI CEPHE ALDIRMAK, HALKI DEVLETLE KARŞI KARŞIYA GETİRMEK’
Erbaş'ın deprem ile ilgili sözlerine sert tepki: "Allah belanı versin!"