Ekonomide yaşanan sorunlar…
Halkın alım gücünün düşmesi…
Ardı arkası kesilmeyen zamlar…
Emeklinin durumu…
Çiftçinin, esnafın sıkıntıları…
Gelir dağılımında artan uçurum…
Yüzde 10’un lüks yaşamı…
Yüzde 90’ın yoksullaşması…
Halkta giderek büyüyen öfke…
Bir an önce çözüm bulunmalı.
Aksi halde pusuda bekleyenler var.
31 Mart yerel seçimleri…
Fatura doğal olarak iktidara kesildi.
AK Parti ciddi bir yenilgi aldı.
Parti içinde yoğun bir tartışma sürüyor.
Yenilginin nedenleri sorgulanıyor.
İllerden raporlar istendi.
Yapılan bazı araştırmalar…
Seçimi etkileyen en önemli neden ekonomi.
Yüzde 7080’leri buluyor.
Nisan ayı enflasyon rakamı…
Beklenti yüzde 70’e dayanması.
Ekonomi yönetimi karamsar.
“Daha en kötüsü gelmedi” deniyor.
Pahalılığa karşı önlem arayışı sürüyor.
Hazırlıklar yapılıyor.
Meclis’e bir yasa teklifi sunulacak.
Daha çok ceza ağırlıklı.
Fahiş kâr uygulayan marketler…
Para cezası, kapatma, teşhir…
Bütün yöntemler denenecek gibi.
Kredi kartında taksitlere sınırlama…
Faizlerin yükseltilmesi…
TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken’le görüştüm.
Özetle şunları söyledi:
“Bunlar çözüm değil.
Hiçbir faydası olmayacak.
Zaten esnafın rekabet gücü kalmadı.
Çok sayıda esnaf işyerini kapattı.
Bu kararların sonucu belli.
Vatandaşın alım gücü düşecek.
Olan yine esnafa olacak.”
Zincir marketlere düzenleme şart.
Esnaf haksız rekabetle karşı karşıya.
Ama sorunun çözümü bu mu?
Sadece polisiye önlemler mi?
Asıl mesele bu değil.
Dayatılan neoliberal ekonomi politikaları.
Bu politikaları yıllardır izliyoruz.
24 Ocak kararları…
ABD’nin “bizim çocuklar”ının darbesini getirdi.
Özallı yıllar…
Cumhuriyetin fabrikaları tek tek satıldı.
Mirasyedi gibi davrandık.
Sorunlar çözülmedi, tam tersine büyüdü.
Çiller dönemi…
Özelleştirme yasası Meclis’ten geçti.
Zafer konuşması yaptı.
“Son sosyalist devleti yıktık” dedi.
Sonrası felaket oldu.
Kemal Derviş, Babacan, Şimşek dönemleri…
Borç para ile yalancı baharlar.
Peki sonuç?
Gelinen nokta ortada.
Kabak vatandaşın başında patlıyor.
Lokantalar, pastaneler dolu.
Zenginlerin işleri iyi.
Orta hallilerin gittiği mekanlar…
Oralarda da müşteri kalabalık.
Merak ettim, esnafla sohbet ettim.
“Ekonomi kötü, bu kalabalığı nasıl izah ediyorsunuz?” dedim.
Şöyle konuştular:
“Artık dibini kazıyoruz.
Bu günler sayılı.
Sonrasını düşünmek bile istemiyoruz.”
Ekonomide yaşanan sıkıntı…
Sadece bir ekonomi sorunu değil.
ABD ve AB durumumuzu biliyor.
O nedenle taleplerini sıralıyor.
Hem de küstahça.
Türkiye’nin güvenliğini tehdit ediyorlar.
Para karşılığında bağımsızlığımız…
Bütün umutları halkta hoşnutsuzluk…
Onun arkasına geçme hesapları yapıyorlar.
İran’dakine benzer provokasyonlar…
Ama Türkiye’nin tecrübesi yüksek.
Vatandaş elbette hakkını arar.
Ancak provokasyona gelmez.
Aydınlık
Bilgi kirliliğinin arkasında psikolojik savaş var17 izlenme
Yüzde 21.7 büyüme gerçek mi?4 izlenme
Göbeklitepe’den bugüne var olan rüya gerçekleşti13 izlenme
‘Yeni süreç’ hakkında ABD’den iki görüş12 izlenme
Topyekun saldırı ABD, AB, muhalefet, S. Peker, ...17 izlenme
FETÖ'nün yeni "mağduriyet" planı12 izlenme
SADECE CEHALET Mİ FİTNE Mİ? Yoğunlaşan bir "Selanik'ten Gelenler" antipatisi körükleniyor son günlerde...11 izlenme
Paralar, paralar … Siyaset iyice kirlendi14 izlenme