Düğünüme dakikalar kala

O sessizce başını eğdi.
Kayıt devam ediyordu.
"Defne büyüdüğünde beni kötü biri sanacak. Buna razıyım. Ama sen, Sevgi... Eğer bu kaydı dinliyorsan bil ki seni hayatım boyunca sevdim. Seni aldatmadım, terk etmek istemedim. Sadece siz ikinizin benden sonra daha güçlü olacağını düşündüm."
Artık gözyaşlarımı tutamıyordum.
"Baran'a güvenebilirsin. Eğer hâlâ yanındaysa bunu verdiği sözü tuttuğu içindir."
Kayıt sona erdi.
Sessizlik çöktü.
Dakikalar boyunca kimse konuşmadı.
Sonunda Baran cebinden eski, yıpranmış bir zarf çıkardı.
"Murat bunu da bana emanet etmişti."
Zarfın içinde yıllar boyunca farklı tarihlerde çekilmiş fotoğraflar vardı.
Defne'nin ilk doğum günü...
İlk okul günü...
Parkta bisiklete binerken...
Hepsinde uzaktan çekilmiş tek bir kare vardı.
Murat gerçekten bizi yıllarca izlemişti.
Asla yaklaşmamıştı.Asla hayatımıza girmemişti.
Ama hiçbir günü kaçırmamıştı.
"Üç ay önce vefat etti." dedi Baran.
"Ölmeden önce bana son kez aynı şeyi söyledi. 'Gerçeği ancak düğün günü anlat. Çünkü o gün gerçekten mutlu olacağına inanırsam içim rahat gider.'"
Başımı iki elimin arasına aldım.
Yıllarca içimde büyüttüğüm öfke bir anda yerini tarifsiz bir acıya bırakmıştı.
Defne sessizce yanıma geldi.
"Anne... Artık kızgın değilsin değil mi?"
Onu kucağıma aldım.
"Hayır, güzel kızım."
Baran geri çekildi.
"İstersen düğünü iptal edebiliriz. Seni buna zorlamayacağım."
İlk kez yüzüne uzun uzun baktım.
Defne'ye hiçbir zaman kötü davranmamıştı.
Onun "kötü davranıyor" dediği şeyin ne olduğunu sonunda anladım.
Baran, Defne'ye sürekli dişlerini fırçalamasını, oyuncaklarını toplamasını ve kurallara uymasını söylüyormuş. Küçük bir çocuk bunu ceza gibi algılamıştı. Ben ise korkularım yüzünden her davranışını yanlış yorumlamıştım.
Reklamlar