Gazeteci Fatih Altaylı, kendi internet sitesinde yayımladığı yazısında, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı anlaşmayı değerlendirdi.
Altaylı, Diyanet’in Suriye İdlib’de bulunan Suriye İslam Meclisi ile protokol yaptığını, söz konusu oluşumun içerisinde 40’tan fazla terör bağlantılı grubun olduğunu kaydetti.
RADİKAL İSLAMCI TERÖRİSTLE FOTOĞRAFI ÇIKAN GAZETECİ
Gazeteci Altaylı, yazısının “DİB’in karanlık anlaşması” başlıklı bölümünde, şunları kaydetti:
“Geçenlerde Yeni Şafak’tan İbrahim Karagül Zafer Partisi’ne terör örgütü diye yazınca, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, İbrahim Karagül’ün aranan bir terörist ile birlikte poz verdiği bir fotoğrafı yayınladı.
Öyle Batı’da falan değil, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır’da aranan bir radikal İslamcı teröristle.
Ben de bunun üzerine dedim ki, ‘Bu fotoğraflar beni şaşırtmaz. Türkiye’deki siyasal İslamcılar bu kişileri terörist değil, biraz yoldan çıkmış yaramaz çocukları olarak görüyor. Böyle fotoğraflar hep oldu, hep olacaktır. Siyasal İslamcılar IŞİD’e bile bu gözle baktılar’ dedim ve geçmişteki bir fotoğrafı da hatırlattım.
Daha benim sözlerin yankısı bitmeden, Türkiye Cumhuriyeti’nin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı bir anlaşma ortaya çıktı.”
“BU MECLİS’İN ÜYELERİNDEN BAZI RADİKAL İSLAMCI KİŞİLER, TÜRKİYE’DE BİR KAYMAKAM’IN TAVASSUTU İLE TÜRK VATANDAŞI BİLE YAPILMIŞ”
Altaylı, Diyanet’in anlaşmasının detaylarını ise şöyle anlattı:
“Başkanlığın Suriye’nin kuzeyinde, terör örgütlerinin kontrolündeki İdlib’de kurulu, yasa dışı Suriye İslam Meclisi ile bir protokol yaptığı ortaya çıktı. İçinde 40’tan fazla kimi terör bağlantılı radikal İslamcı grup barındıran bu sözde İslam meclisi ile bizim Diyanet pek çok ortak etkinlik düzenlemiş, çocukların katıldığı programlar yapmış, üst kademe ziyaretler gerçekleştirilmiş. Ve bu Meclis’in üyelerinden bazı radikal İslamcı kişiler, Türkiye’de bir Kaymakam’ın tavassutu ile Türk vatandaşı bile yapılmış.
Acaba böyle olaylar, her ne demekse, 1. Dünya ülkelerinde de oluyor mu!”
Suriye İslam Meclisi nedir?
İndependent Türkçe’de yer alan haberde, Nisan 2014'te kurulan Suriye İslam Meclisi (SİM veya Syrian Islamic Council), bünyesinde yaklaşık 40 İslamcı örgüt ve yapıyı barındırıyor. Bir anlamda siyasi ve ideolojik nedenlerle çevre ülkelerde bulunan bu dini oluşumların Diyanet İşleri ve müftülük görevini yürütüyor. Komşu ülkelerde yaşamakta olan Suriyeli sığınmacıların şeriat ve ilahiyat hususundaki başvuru makamı sayılıyor. Bu Meclis'in baş müftüsü konumundaki (1944 doğumlu) Şeyh Usame Abulkerim El Rufai, aynı zamanda aslında, "Şam Uleması Rabıtası" başkanı. Şam merkezli Şeyh Abdulkerim El Rufai Camii'nde imamlık yapıyordu. Ülkesindeki ilahiyat okullarını bitirdikten sonra dini tebliğini eda etmek üzere çok sayıda İslam ülkesini dolaştı.
İslam Meclisi, üç farklı kesimden oluşuyor. Birinci kesim: Şeyh Usame Rufai'nin Zeyd Cemaati: İsmini Şam'daki Zeyd bin Sabit Camii'nden almaktadır. Bu cemaat, bağnaz sufi bir tarikat olarak bilinmektedir. İkinci kesim: Suriyeli Ulema Rabıtası (Din âlimleri Birliği): Müslüman Kardeşler (İhvan) hareketine bağlı dini bir kuruluştur. Üçüncü kesim: Heyetü Tahrir'il Şam (HTŞ): Radikal Selefi ve cihatçı İslamcı yapıları kapsamaktadır.
KRT
Belçika’dan sosyal konut incelemesi: Türkiye’de mal varlığı olduğu saptanan 233 kişiye ceza10 izlenme
Güncel corona virüsü verileri açıklandı! İşte 20 Kasım tablosu7 izlenme
Murat Ongun “Hani eşler, çocuklar kutsaldı?” diyerek İBB operasyonuna tepki gösterdi!5 izlenme
Binali Yıldırım’ın ‘büyük bir yalan’ı böyle ortaya çıktı! İşte AYM kararı…9 izlenme
MİT'ten Suriye'ye nokta operasyonu! MLKP'nin sözde Suriye sabotaj sorumlusu etkisiz hale getirildi11 izlenme
Doha'daki zirvenin önemi10 izlenme
Herkes onun fotoğrafını paylaşıyor, sahi kimdir Yusuf Yerkel?3 izlenme
Erzincan'ın İliç ilçesinde çevre kirliliğine neden olan altın madeni kapatıldı.9 izlenme
Seçilmişe gözaltı rüşvetçiye gözardı! Çarpıcı 'doğum günü' detayı
AKP ve MHP'li seçmen İmamoğlu kararı için ne dedi? Ankara kulislerini hareketlendiren anket sonucu
Düşük zammın sorumlusu Şimşek mi? İstifa resti
Çorlu Tren Kazası Katliamı davasında yeni gelişme: Üst düzey koruma