Deprem tahminleriyle tanınan Frank Hoogerbeets, Tokat ve Hatay bölgelerine yönelik yeni bir uyarıda bulundu. 6 Şubat 2023 depremini tahmin ederek kamuoyunun dikkatini çeken Hoogerbeets, 18 Nisan 2024 tarihinde Tokat’ta meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki depremi de saatler öncesinden bildirmişti.
Özellikle 6 Şubat depreminden sonra tahminleriyle dikkat çeken Avustralyalı araştırmacı Frank Hoogerbeets, yeniden uyarıda bulundu.6 Şubat depremini 3 gün önceden haber vermişti.6 Şubat 2023 yılındaki depremden üç gün önce
HABERIN Devamını okumak için görsellere tıklayarak
Er ya da geç bu bölgelerde 7,5 büyüklüğünde deprem olacak” şeklinde tweet atan ve haklı çıkan Hoogerbeets, 18 Nisan 2024 tarihinde Tokat’ta gerçekleşen depremi de doğru tahmin etmişti.
18 Nisan 2024 saat 01.39’da “Bugün Batı ve Orta Türkiye’de orta şiddette sarsıntı var. Önümüzdeki birkaç gün içinde daha güçlü sarsıntılar yaşanabilir” diyerek uyarmıştı.Hoogerbeets’in 01.39’daki uyarısından 16 saat 32 dakika sonra 18:11’i gösterdiğinde Tokat Sulusaray merkezli 5,6’lık depremle sarsıldı. Hoogerbeets, yaptığı son açıklamada Tokat ve Hatay bölgelerine yeniden dikkat çekti
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Hoogerbeets, “İşaretli gölgeler yaklaşık değerdir” diyerek takipçilerini uyardı.Yöntemlerine ‘bilimsel değil’ eleştirileri geldi.Deprem tahminleriyle tanınan Hoogerbeets, bilim camiasında da bazı kesimler tarafından tartışma konusu oldu.Hoogerbeets’in kullandığı yöntemlerin bilimsel dayanağı olmadığına dair görüşler olsa da geçmişte yaptığı bazı doğru tahminler, kamuoyunda büyük ilgi ve tartışmaya neden oldu.
iki yan etkisi keşfedildi Bilim insanları, a-şı olmanın faydalarının risklerinden çok daha ağır bastığını söylüyor 8 ülkeden 99 milyondan fazla kişi üzerinde yapılan küresel bir çalışma, Ko-vid-19 aşılarının çok nadir görülen ancak zararlı olan iki yeni yan etkisini tespit etti. Bu keşif, aşılanmış kişilerin sağlık durumlarının daha iyi izlenmesine yol açabilecek bir gelişme sağladı. Auckland Üniversitesi’nin ev sahipliği yaptığı Küresel A-şı Veri Ağı (GVDN) adlı uluslararası işbirliğine katılan araştırmacılar, Ko-vid-19 aşısı olduktan sonra hastaların daha büyük bir risk taşıyıp taşımadığını görmek için nöroloji, kan ve kalple ilgili 13 tıbbi durumu değerlendirdi. Çalışmada, Ko-vid-19 a-şısı olan ve kimlik bilgileri gizlenmiş milyonlarca kişinin verilerine bakıldı ve aşı olduktan sonrasıyla öncesi
öncesi karşılaştırıldığında çeşitli dönemlerde daha büyük bir sağlık durumu geliştirme riski olup olmadığı incelendi. Bazı hastaların mRNA aşılarından sonra miyokardit ve perikardit gibi kalp iltihabı rahatsızlıklarına yakalandığı, bazılarındaysa viral vektör aşılarından sonra kas zayıflatan Guillain-Barré sendromu ve beyinde bir tür kan pıhtılaşması oluştuğu tespit edildi. Araştırmacılar ayrıca viral vektör aşılarından sonra omuriliğin bir kısmında iltihaplanma (transvers miyelit) ve bazı kişilerde hem viral vektör hem de mRNA aşısından sonra akut dissemine ensefalomiyelit diye de bilinen beyin ve omurilikte iltihaplanma ve şişme belirtileri buldu. Ancak esas koronavirüs enfeksiyonundan sonra nörolojik bir rahatsızlık geçirme riskinin, Ko-vid-19 a-şısından sonraki riske kıyasla yaklaşık 617 kat daha yüksek olduğunu belirten bilim insanları, “a-şı olmanın faydalarının risklerinden önemli ölçüde daha ağır bastığını” öne sürüyor
Bilim insanları, “Bu çok ülkeli analiz; miyokardit, perikardit, Guillain-Barré sendromu ve serebral venöz sinüs trombozu için önceden belirlenmiş sinyalleri doğruladı” diye yazdı ve daha fazla çalışma gerektiren “diğer potansiyel sinyallerin” de belirlendiğini ekledi Çalışmanın ortak yazarı Kristina Faksová yaptığı açıklamada, “Bu çalışmadaki popülasyonun büyüklüğü, nadir görülen potansiyel aşı sinyallerinin tespit edilme olasılığını arttırdı. Tek bir merkez ya da bölgenin çok nadir sinyalleri tespit etmek için yeterince büyük bir popülasyona sahip olması pek mümkün değil” dedi. Araştırmacılar, Ko-vid-19 aşılarının mevcut anlayışını geliştirmek ve büyük veriler kullanarak güvenirliğini daha iyi ortaya çıkarmak için daha fazla çalışma yürütüyor. Çalışmanın bir diğer yazarı Helen Petousis-Harris, “Veri panellerini kamuya açık hale getirerek, daha fazla şeffaflığı, sağlık sektörü ve kamuoyuyla daha güçlü iletişimi destekleyebiliyoruz” dedi. Çalışmada Ko-vid-19 a-şısından sonra görülen nadir sinyaller tespit edilse de bilim insanları bu bulguların “ilişkilerini doğrulamak ve klinik önemini değerlendirmek için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini” söylüyor. * İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir