Deniz Zeyrek, "Hazine ile Maliye Bakanlığı'nın yeni “ürünü” olan Döviz Korumalı Mevduat (DKM) hesaplarına ilgi büyük olabilir. Bankalar da mudilerini bu hesaplara yönlendirebilir. Zira, faizse faiz, kursa kur. Hangisi yüksekse o rakam alınacağından, farkı da devlet ödeyeceğinden hesabı açanın da bankanın da hiçbir kaybı olmayacak. Döviz artmazsa banka düşük faizle mevduat toplamış olacak. Mudi düşük sayılmayacak miktarda bir faiz almış olacak. Döviz artarsa, banka yine sabit faiz ödeyecek. Aradaki farkı Hazine fakir fukaradan toplanan vergilerle oluşan bütçeden ödeyecek. Bankaya ekstra bir yük gelmeyecek. Hesap açan vatandaş ise döviz korumalı bir faiz alacağı için her durumda kârlı olacak." değerlendirmesini yaptı.
Geçmişte yaşananları hatırlatan Zeyrek'in bugünkü yazısından bir bölüm şöyle:
"Gelin ne olacağını anlamak için 16 Eylül 1989'a, Ankara'ya gidelim.
Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal o günlerde Başbakan'dır. 7 Kasım 1989 günü Kenan Evren'in görev süresi dolacaktır ve Özal Cumhurbaşkanı olacaktır.
Aynı yıl yerel seçimlerde büyük bir hezimet yaşanmıştır ve güçlenen muhalefet 1991 seçimleri öncesinde Özal'ı ve ANAP'ı ekonomi üzerinden sıkıştırmaktadır.
Özal, 16 Eylül 1989 günü bir basın toplantısı yapar.
(Basın toplantısının tam metnini Özal'ın o günlerde danışmanı ve Cumhurbaşkanlığı'nın ilk yıllarında Özel Kalem Müdürlüğü'nü üstlenen 19. Dönem ANAP Milletvekili, iş insanı Engin Güner paylaşmıştı.)
Özal'ın gündeminde Dövize Çevrilebilir Mevduat (DÇM) uygulamasının sonuçları vardır. 1970'den itibaren uygulanan yöntem Türkiye'ye hayli yüklü bir borç çıkarmıştır ve o borcun son taksiti 1 Eylül 1989 günü ödenmiştir.
Özal, Başbakan olarak yaptığı 28. basın toplantısına şu sözlerle başlar:
“İleride tarihçilerin bahsedeceği bu basın toplantısını yapmak ihtiyacını duydum. Eğer bu tecrübeden Türkiye'nin öğrendikleri unutulursa, aynı hatalar tekrar edilirse, Türkiye'nin tekrar büyük sorunlarla karşılaşması, karanlık ve üzüntü verici günlere dönmesi işten bile değildir.”
Özal, basın toplantısında DÇM ile yapılan en önemli hatayı şöyle izah eder:
“Hata, kur farkının da Merkez Bankası tarafından üstlenilmesiydi. Maalesef Türkiye kur farklarını öderken çok zorlandı. Çünkü kur farkının herhangi bir karşılığı yoktu. Devlet Merkez Bankası kanalıyla bu karşılıkları finanse etmek zorunda kaldı. Merkez Bankası bu taksitleri ödemek için kur farkı kadar para basmak, yani emisyon yapmak zorunda kalıyordu.”
Özal, 1980'den 1989'a dek basılan 4 trilyon 341 milyarın 2 trilyon 178 milyarının DÇM ve Garantisiz Ticari Borçlar'ın ödenmesi için kullanıldığını da açıklamıştı.
Özal'a göre, ANAP iktidarı DÇM için bu paraları ödemeseydi, ekstradan 9000 okul, 900 orta boy fabrika, 500 hastane, 4000 km. otoyol yapabilirdi.
Bugünkü DKM uygulamasında döviz yükselirse kur farkı peşin peşin Merkez Bankası ile Hazine'ye yıkılmış zaten. Yani Özal'ın “hata” dediği açık açık yapılmış.
Durum ortada. Eğer tarih tekerrür ederse 80'lerde yaşayanlar nasıl 70'lerde yapılan yanlışın bedelini ödediyse, bizden sonraki nesiller de şimdi yapılan hatanın bedelini ödeyecek."
Müsilaj kabusunun en büyük etkisi 1 Eylül'de ortaya çıkacak!13 izlenme
Özgür Özel’den Abdullah Gül isyanı! YETER…9 izlenme
Erdoğan ve Cargill9 izlenme
Rize'den bir AKP'li daha çıktı14 izlenme
Emekli Korgeneral canlı yayında açıkladı: Türkiye öyle bir şey üretti ki bu parça ABD'yi korkutacak10 izlenme
Muharrem İnce'den Tunç Soyer çıkışı12 izlenme
ABD'nin Ankara Büyükelçiliği "Size harika bir haberimiz var" diye duyurdu!9 izlenme
Kurban Bayramı'nda sokağa çıkma kısıtlaması olacak mı? Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara yanıtladı!13 izlenme