Home
13 Ocak 2026 ( 0 izlenme )
Reklamlar

CHP Kurultayı ceza davası ertelendi


CHP’nin 38. Kurultayı’ndaki "şaibe" iddialarıyla ilgili davada Ekrem İmamoğlu, Özgür Çelik ve Cemil Tugay’ın da yer aldığı 12 kişi yeniden hakim karşısında. İmamoğlu savunmasında bütün suçlamaları reddederek, "Divan Başkanı olmamı Kılıçdaroğlu istedi" dedi ve Kurultayın ikinci turunda Kılıçdaroğlu'na "çekil" demediğini belirtti. Dava 17 Şubat 2026’ya ertelendi


CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda “oylamaya hile karıştırma” iddiası ile açılan ceza davasında ikinci duruşma Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başladı. Aralarında CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da bulunduğu 12 sanık yeniden hâkim karşısında.

Sanıklar, seçim sürecine hile karıştırmakla suçlanıyor. Savcılık, 3 yıla kadar hapis cezası ve siyasi yasak talep ediyor.

Davanın mağduru olarak dosyada yer alan eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ilk duruşmaya katılmamıştı. Eksiklerin tamamlanması için 4 Kasım’da ertelenen duruşma, 13 Ocak 2026 tarihinde yeniden görüldü.

imamgolu-durusma-salonu.jpeg

İMAMOĞLU SEGBİS İLE BAĞLANDI

Duruşma, Parti Meclisi üyesi Baki Aydöner’in savunmasıyla başladı. İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Silivri Cezaevi’nden SEGBİS üzerinden duruşmaya katıldı.

Duruşmada savunma yapan İmamoğlu, CHP’nin ve yöneticilerinin davalar silsilesiyle karşı karşıya olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

“Tarihte görülmemiş içerikte hamlelerle, birtakım girişimlerde bulunan bazı insanların yüce Türk yargısı huzurunda bu tür imkanlar bulması ve gerçekten yargımızı, adaletimizi mülkün temeli diye tarif ettiğimiz, sırtımızı dayamamız gereken mahkemelerimizin bu şekilde meşgul edilmesi utanç vericidir, çok üzücüdür. Sözde tanık olarak sunulan ancak gerçekte tanıklık vasfı bulunmayan aynı birkaç ismin her seferinde yeniden sahneye çıkarıldığını görüyoruz. Ya şahsıma ya da mensubu olduğum partiye yönelik yeni bir iftira kurgulamakla görevlendirilmekte, aynı senaryo, aynı ezber, farklı dosya numaralarıyla dolaşıma sokulmaktadır. Madem bu isimler bu denli vazgeçilmezdir, hepsini bir araya getirip İstanbul’da hep birlikte yorumlasınlar, göndersinler, inanın şaşırmam, zira muhtemelen orada da ifadeleri hazırdır diye düşünüyorum.

"MİLLETİN İRADESİNE YÖNELMİŞ SALDIRIDIR"

Bu akıl dışı beyanları kimlerin ezberlettiği, hangi odakların bu kişilere yol tarif ettiği neden sorgulanmamaktadır? Gerçekten bu, günü geldiğinde sorgulanacaktır. Bağımsız olması beklenen yüce Türk yargısının bu kişileri hiçbir maddi delille desteklenmeyen anlatılarına rağmen tanık ilan etmesi hangi hukuk anlayışıyla bağdaştırılabilir? Hukuk bir ülkenin onurudur. Adaletin terazisine iftirayı, dedikoduyu ve siyasi siparişleri koymak yalnızca değerlere değil, doğrudan milletin iradesine ve demokrasimize yönelmiş çok ciddi bir saldırıdır. İddia makamının bu tür kişi ve kişilerin ifadelerini kale alması utanç vericidir. Yargının akıl ve izan dışı bu senaryoların figüranı haline getirilmeye çalışılması sadece bir hukuki çürüme değil, aynı zamanda toplumun adalet duygusuna karşı açıkça ciddi bir ihanettir. Milletimize ağır bedeller ödeten bu süreçte hukuku siyasetin sopası haline getiren ve buna sessiz kalan herkesi, bu işin içerisinde rol alan herkesi uyarıyorum, bu suçun ortağı haline gelmeyin, yazıktır, günahtır. Bir yılı aşkın süredir ülkemizin gündemini meşgul eden ve bu işi bilinçli bir şekilde organize eden kim var ise yüce Türk yargısı huzurunda, günü geldiğinde, adil bir ortamda, özgür bir ortamda hesap verecek.

İMAMOĞLU: KILIÇDAROĞLU TEKLİF ETTİ

Divan Başkanı olarak görev yaptığı kurultayın kendisi için çok değerli olduğunu söyleyen İmamoğlu, ne adaylara yönelik herhangi bir telkini ne de iradeyi etkilemeye dönük bir tutumunun söz konusu olduğunu ifade etti.

İmamoğlu, "Kurultay sürecinde benim Kurultay'a Divan Başkanı olarak gösterilmemi tarafıma teklif eden de önceki dönem Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Oy birliğiyle seçilerek onurlu bir görev yaptık" dedi.

İmamoğlu, kurultay sürecinde en ufak bir çatışma, bir nahoş olay yaşanmadığına dikkat çekerek şunları söyledi:

"Divan Başkanı olarak görev yaptığım kurultay süreci elbette benim için çok değerlidir. Bu süreç, parti tüzüğü, ilgili mevzuat ve siyasi etik kurallar çerçevesinde şeffaf ve herkesin gözü önünde yürütülmüştür. Bu süreçte ne adaylara yönelik herhangi bir telkinim ne de iradeyi etkilemeye dönük bir tutumum söz konusu olmuştur. Divan Başkanlığım seçimin olduğu gün başlamış ve iki gün sonra da zaten sona ermiştir. Divan Başkanı’nın görevi bellidir. Divan Başkanı, kurultaydaki delegeler tarafından seçilir ve görevini yapar. Görevini yaptığı süreç içerisinde, oylama saati geldiğinde görevi seçim kuruluna devreder ve süreci seçim kurulu yönetir.

Aynı zamanda şunu da söylemek gerekir ki kurultay sürecinde benim kurultaya Divan Başkanı olarak gösterilmemi tarafıma teklif eden de önceki dönem Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’dur ve oy birliğiyle seçilerek onurlu bir görev yaptık, benim için çok kıymetlidir. Şunu da ifade etmek isterim ki CHP mahalle kongrelerinden kurultaya kadar süreçle beraber Kurultay işleyişiyle de Türkiye’de parti içi demokrasinin en üst seviyede temsil edildiği siyasi partidir.

Bu yönüyle geçmişten bugüne 37 kurultay nasıl yapılmışsa, daha iyisini nasıl yapabiliriz arayışıyla kurultay icra edilmiştir ve bu kadar çekişmeli, bu kadar mücadeleci olmasına rağmen kurultay sürecinde en ufak bir çatışma, nahoş olay yaşanmamıştır. Ciddi bir saygı içerisinde 38. Kurultayın geçirilmesi de gerçekten büyük bir başarıdır. Herkes birbirine sarılmış, birbirini tebrik etmiştir."

"KILIÇDAROĞLU'NA ÇEKİL DEMEDİM"

Kurultayın ikinci turunda Kılıçdaroğlu'na "çekil" demediğini belirten İmamoğlu, "Kurultayın ikinci turuna ilişkin tarafıma atfedilen iddiaların aksine Sayın Kılıçdaroğlu ile yapılan görüşmeler, kamuoyuna da yansıdığı üzere herhangi bir çekilme yönlendirmesi içermemekte, sürecin sağduyu ve parti içi pratik teamüller çerçevesinde değerlendirilmesine ilişkin ortak bir yönetimi ifade etmektedir. Bu durum iddiaların gerçekte bir kanıt bulunmadığını açıkça ortaya koyduğu gibi gerçekten şu mahkemeyi, siz değerli yargı mensuplarını asla ve asla mecbur edemeyecek seviyesizlikte iddialar olduğunu göstermektedir. Bu iradeye gölge düşürmeye yönelik sonradan kurgulanan anlatıların ne hukuki ne de siyasi bir karşılığı vardır. Bu nedenlerle iftira ve kurgularla şekillendirilmiş, hukuki nedenlerden yoksun suçlamaları şiddetle reddediyoruz. Gerçeğin karşısında hiçbir senaryonun ayakta kalma şansı yoktur" diye konuştu.

“BU MAHKEMELERDE AVUKATLARIMIZIN YANIMIZDA OLMASINI BEKLERDİK”

İmamoğlu, savunmasını şu sözlerle bitirdi:

"Yaşadığımız siyasi yargılama süreci içinde, yargı tacizi altında, tecridi yüksek bir cezaevinde 2 buçuk metrekarelik bir SEGBİS odasından avukatımızın yanımızda bulunmasını talep ettim. Ancak 'Böyle bir uygulamamız yok' dendi. Ben de duruşma salonunda olmayı istedim. Bütün mahkemelerde hakimlerin, heyetlerin değiştirildiği uygulamalara maruz kaldığımızı siz de takip ediyorsunuz. Burada avukatımın da bizimle birlikte olmasını sağlamanızı isterdik adil yargılanma hakkı için. Muhatap alınmayacak, seviyesiz, mesnetsiz ve ne yazık ki bugünkü siyasi iktidarın organize ettiği işlerin çerçevesinde oluşan bu mahkemelerde avukatlarımızın yanında olmasını beklerdik. Bu yargılamanın bir an önce sanık olarak bulunan arkadaşlarımın beraati ile sonuçlanmasını diliyorum. Bundan sonraki duruşmalara da katılmak istemiyorum.”

İmamoğlu, suçlamaların tümünü reddederek savunmasını tamamladı.

ALİ YAĞIZ BALTACI SON GELİŞMELERİ AKTARDI

Halk TV Ankara muhabiri Ali Yağız Baltacı, duruşmanın görüldüğü adilyenin önünde son gelişmeleri aktardı.

Seda Selek'in sunduğu "Neden-Sonuç" programına bağlanan Baltacı, duruşmayla ilgili şunları söyledi:

"Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik yargı soruşturmaları, davaları devam ediyor. Daha önce Mutlak Butlan davası reddedilmişti. Aslında benzer bağlamda olmasına rağmen bir ceza davası olarak bu şaibe iddialarına ilişkin dava bugün devam ediyor. Ve senin de ifade ettiğin gibi duruşmanın ilk bölümünde savunmalar alındı ve Ekrem İmamoğlu da SEGBİS yöntemiyle bağlanarak savunma yapan isimler arasındaydı.

Ekrem İmamoğlu 'utanç verici' ifadesini kullandı. 'Bütün bu davalar, bütün bu iddialar, bu davalar yüzünden mahkemelerin, yargı mensuplarının meşgul edilmesi utanç verici' dedi. Türkiye'nin alnında bir kara leke olduğunu ifade etti. 'Aynı senaryolar, aynı isimler, aynı ezberlenmiş iddialar farklı dosya numaralarıyla sürekli önümüze çıkartılıyor. Hem bizler bunlarla muhatap olmak durumunda kalıyoruz hem de diğer taraftan Türk yargısı da bunlarla meşgul ediliyor' dedi.

Ve iddiaları bir kez daha reddetti. CHP'nin değişim kurultayında delegenin özgür iradesinin ortaya çıktığını ve kurultay sürecinde hiçbir şaibenin yaşanmadığını, kendisinin divan başkanı olmasını da önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun rica ettiğini, hiçbir delegeyle herhangi bir yönlendirme amaçlı görüşmesinin de söz konusu olmadığını ifade etti.

Ayrıca Ekrem İmamoğlu duruşmanın bundan sonraki celselerine katılmak istemediğini, avukatları aracılığıyla sürecin idare edilmesinde talep etti. Yine SEGBİS yöntemiyle bağlanılan diğer tutuklu sanıklar Baki Aydöner ve Rıza Akpolat da benzer taleplerde bulundular ve yine diğer iki tutuklu sanık da aynı şekilde bu iddiaların kumpas amaçlı olduğunu, CHP'yi yıpratma amacı taşıdığını, değişim kurultayı sürecinde de şaibe iddialarının ezberlerden yalanlardan ibaret olduğunu ifade ettiler. Daha sonra talepleri kabul edildi ve duruşmanın bundan sonraki bölümüne katılmama konusunda onlar da ayrılmak hakkına sahip oldular."

ÖZGÜR ÇELİK DİNLENDİ

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de dava kapsamında savunma verdi.

Kongre, seçim kazanmanın ve CHP'li olmanın suç olduğu günlerden geçildiğini belirten Çelik, "Burada olan veya olmayan arkadaşlarımızla birlikte İstanbul'u 2024 seçimleriyle 1 milyon oy farkıyla yeniden kazandık. Genel Başkanımızın Özel ile birlikte Türkiye'nin birinci partisi olduk. Ne olduysa ondan sonra oldu. Bu davada birlikte yargılandığımız 15,5 milyon oy ile 25 milyon yurttaş imzasıyla Cumhurbaşkanı belirlenmiş İmamoğlu cezaevinde" dedi.

Çelik, savunmasının devamında şunları söyledi:

"44 yaşına kadar hiç mahkeme yüzü görmedim. 2 yıldır İl Başkanlığı görevi yürütüyorum. 3 ayrı davadan 22,5 yılla yargılanıyorum.

Partimizin kongrelerine açılan davaların ardı arkası kesilmiyor. Elimde YSK tarafından 3 kez verilmiş mazbata var ama bir yerel mahkeme yüzünden karşılaştığımız anlamsız durumlar var.

CHP'nin Türkiye'nin birinci Partisi olmasından sonra karşılaştığımız durumlar hedef haline gelmeye başladık her birimiz. Burada yargılanmamızın sebebi budur.

Son 1 buçuk yıllık zaman diliminde 300'den fazla öğrenci tutuklandı. Siyasi parti genel başkanı tutuklandı, sanatçıların menajerleri tutuklandıü TV'lere karartma uygulandı.

Yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesi... CHP'li belediye başkanlarını tutuklayarak vatandaşla CHP'li belediyeler arasındaki gönül bağını engellemek.

Kurultay salonuna Özgür Gelecek diye bir pankart asmışlar... İnsanlar seçime girdiği zaman tabii ki sloganları olacak. İBB iddianamesine yazılmış...

2 tane aday yarıştı. Genel başkanımız sayın özgür özel 812 oy alarak seçildi. Peki nasıl seçildi? Kurultay delegelerin iradesiyle...

2 günlük itiraz sürecinde itiraz yok. Mazbata verilmiş, genel başkanımız göreve başlamış hiçbir itiraz yok. YSK kararları kesindir. İlçe seçim kuruluna bir itiraz yapılmamış.

"MADEM KURULTAYDA ŞAİBE VARDI NİYE 1 BUÇUK YIL BEKLEDİNİZ?"

Bir buçuk yıl geçecek aradan gerçeği yansıtmayan ifadelerle CHP'ye davalar açılacak...

Sonra butlan tartışmaları amaç partiyi kavgalı göstermek Cumhurbaşkanı adayımızın bir biçimiyle Silivri'de cezaevine atılıp çalışmalarını yürütmesini engellemek

Delegelere KİPTAŞ daire, telefon verildi dediler... Hepsi yalan

Ekrem İmamoğlu çok tarafsız bir divan başkanıydı. Benim kurultay konuşmamda süre dolduğu için konuşmamı kesti... Konuşmam da yarıda kaldı. Keşke 2 dakika daha olsaydı başka delegeleri de etkileyebilirdim belki o konuşmayla...

Amaç yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesini sağlamak, iktidar yürüyüşümüzü engellemek, adaletin terazisinin bozulduğu bir düzende zulmediliyor."

DAVA 23 ŞUBAT'A ERTELENDİ

CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük yapıldığı iddiasına ilişkin Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava 23 Şubat 2025'e ertelendi.

Cumhuriyet Savcısı ise alınan beyanların ardından kovuşturmaya konu suç tarihinde CHP üyesi olan müşteki Lütfü Savaş'ın suçtan zarar görme ihtimaline binaen mağdur olarak da katılma talebinin kabulünü, dosyadaki eksik ifadelerin ve eksik hususların tamamlanarak davaya devam edilmesini istedi.

Hakim de eksik hususların giderilmesine, dinlenen sanıkların duruşmalardan vareste tutulmasına ve müşteki Lütfü Savaş’ın katılma talebinin kabul edilmesine karar vererek duruşmayı erteledi.

Kaynak:Halk TV / ANKA

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bilim Kurulu üyesi Prof .gözyaşları içinde anlattı: 'Ben, eşi ve 3 çocuğunu Rumların şehit ettiği Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın oğluyum' AKP’de bir istifa daha! “Yoruldum” deyip görevinden ayrıldı Kentsel dönüşüme büyük destek: 2 yıl geri ödemesiz 1 milyon TL Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine çıkaran serüven! Hedef KIZILELMA belgeseli yayına giriyor