Sözcü gazetesi yazarı Ege Cansen, köşesinde Türk ekonomisini mercek altına aldı. Cansen büyüme ve cari açık denklemini irdeledi.
Ege Cansen yazısına şu satırlarla başladı:
'Yıllardan beri Türk ekonomisinin kırılgan olduğu söylendi durdu. Sonunda da bir papaz yüzünden paramparça olmasa da ciddi şekilde çatladı. Küçük bir hatırlatma: Morgan Stanley 2013 yılında beş ülkeyi (Hindistan, Brezilya, Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye) kırılgan yani her an bir ‘finansal krize girebilir’ diye nitelendirmişti. 2017'in sonlarına doğru S&P yeni bir kırılgan beşli (Arjantin, Pakistan, Mısır, Katar ve Türkiye) listesi yayınladı. Türkiye'nin eski kırılgan yoldaşları, listeden çıkmış yerlerine yeniler girmişti. Ama Türk ekonomisi kırılganlığını korumuştu. Çünkü kırılganlık esas olarak, biri ‘dış borç stoku / milli gelir’ diğeri ‘cari açık / milli gelir’ oranlarına bakarak saptanıyor.
Türkiye'nin hem eski hem de yeni listede yer almasının sebebi bu oranlarının yüksek olmasıdır ve yüksek kalmayı sürdürmesidir. Şimdi şu soruyu sormanın tam zamanıdır: Acaba bundan 5 yıl sonra hazırlanacak, ‘Ekonomisi En Kırılgan Beş Ülke’ listesinde Türkiye yine bulunacak mı? Benim cevabım, evettir. Çünkü Türkiye ‘cari açık’ vermeden ekonomisini geliştiremeyeceğine inanıyor.”
“CARİ AÇIK, BİR ÜLKENİN ‘TASARRUF AÇIĞINI KAPAMAZ’ SADECE ONA…”
“Geçenlerde bu köşede yazmıştım. Tekrar edeceğim. Türkiye'nin en saygın 100 iktisatçısına (prof, doçent, doktor) ‘Türkiye cari açık vermeden, cari açık verdiği yıllarda büyüdüğü oranda büyüyebilir mi?’ diye bir soru yöneltin” diyen Ege Cansen şöyle devam etti:
“Muhtemelen bu 100 saygın iktisatçımızın 99'u ‘Hayır büyüyemez’ diye cevap verecektir. İşte bu, tam bir ‘öğrenilmiş çaresizlik’ örneğidir. Saygın iktisatçılarımız, ülke ekonomisini yöneten üniversite mezunlarına okulda bu ‘öğrenilmiş çaresizliği’ öğretiyorlar. Yetmiyor, halkın izlediği konuşmalarında da yazdıkları makalelerinde de hep bu ‘öğrenilmiş çaresizliği’ beyinlere şırıngalıyorlar. Çünkü bunun doğru olduğuna iman etmişler. Bırakın ‘Batı'dan aldığı borç parayla Batı'ya fiyaka satmak için gayri iktisadi yatırım yapan’ AKP'yi bir yana, aynı soruyu ekonomi doktoru Devlet Bahçeli'ye veya Hesap Uzmanı Kemal Kılıçdaroğlu'na veya Asena lâkabıyla ünlü Dr. Meral Akşener'e sorun. Hepsi size ‘milli gelirimizi arzuladığımız hızda büyütmek için cari açık vermeye, yani dış borç almaya mecburuz’ diyecektir. Hâlbuki bu önerme, hem kuramsal hem de deneysel olarak yanlıştır. 1. Cari açık, milli gelir hesabında ‘eksi’ olarak yer alır. 2. Dünyada en hızlı büyüyen ‘gelişen’ ülkelerin hepsi ‘cari fazla’ vererek bu başarıyı elde etmiştir. Cari açık, bir ülkenin ‘tasarruf açığını kapamaz’ sadece ona ‘ürettiğinden fazla tüketme’ imkânı sağlar.”
“DIŞ BORÇ, OLTAYA TAKILAN YEMDİR”
Sözcü yazarı Ege Cansen şu satırlarla yazısını noktaladı:
“’Cari açıksız hızlı büyüme olmaz’ batıl inancının, kafa karıştıran bir başka özelliği daha vardır. Bu fikrin aboneleri ‘önce cari açık verilir, sonra cari açığı finanse etmek için dış borç alınır’ der dururlar. Gerçek bunun tersidir. Önce dış borç alınır, alınan bu dış borç sayesinde (?) cari açık verilir. Bu mantıksal sırayı bellemenin önemi şudur: Dış borç almayan bir ülke, cari açık veremez. Dış borç, oltaya takılan yemdir. Aç balık karnını doyurmak için yemi kapar, ama sonunda aç balıkçının karnını doyurur.
Son söz: Anlayana, bir kriz, yüz öğütten yeğdir.”
Reuters'tan bomba Türkiye ekonomisi analizi: Türkiye sahip olmadığı parayı harcıyor!10 izlenme
Batman'da işçilerden protesto! Mahkeme kararına rağmen işlerine dönemediler14 izlenme
Rüştü Reçber'in Nazar Değmesin Diye Sır Gibi Sakladığı Kızı Bakın Kim Çıktı16 izlenme
Abdulhamit Gül duyurdu: Bakanlık binlerce pesonel alacak17 izlenme
Doktorlar Uyarıyor: Haşlanmış yumurtayı bu yaygın yeme şekli damarlarınızı tıkayabilir.2 izlenme
Çin ile ticaretimiz hızlandı Pakistan için kollar sıvandı10 izlenme
bu nasıl cehalet Ankara’da akılalmaz olay: Genç kadını cin çıkartma seansında öldürdüler18 izlenme
CHP’li Özgür Özel, PKK’nın özel doktoruna destek çıktı: İçimin almadığı kabullenemediği mesele12 izlenme