Büyükbabam, 57 yıl boyunca her cumartesi büyükanneme çiçek getirirdi.

Kızgın mısın?” diye sordum.Başını salladı. “Hayır.”“Üzgün mü?”



“Evet.”Bir süre daha sustu. Sonra pencereye bakarak konuştu.“Biliyor musun,” dedi, “Kemal o mektupta şunu yazmış: ‘Hayatım boyunca seni seçtim. Ama geçmişimden kaçmadım. Aşk bazen sadece sahip olmak değildir. Bazen yük taşımaktır.’”



Yutkundu.“Bana her cumartesi çiçek getirmesi… beni kandırmak için değilmiş. Kendini hatırlatmak içinmiş. Doğruyu yapması gerektiğini.”



Eve vardığımızda mutfağa girdi. Boş vazoyu aldı. Sonra çantasından Leyla’nın verdiği buketten bir çiçek çıkardı.Vazoya koydu.



“Bu evde çiçekler bitmeyecek,” dedi. “Ama artık sebebini biliyorum.”Ertesi cumartesi, babaannem erkenden kalktı. Mutfakta bir vazo dolusu çiçek vardı.Şaşırmış gibi gülümsedi.“Hay Allah,” dedi kendi kendine. “Cumartesi…”Ve o an anladım:

Gerçek aşk kusursuz değildir.Ama yüzleşebildiğin, taşıyabildiğin ve sonunda affedebildiğin bir şeydir.Dedem bunu biliyordu.Ve çiçekler…Onun sessiz itirafıydı.

Reklamlar