Boşanmamın üzerinden 15 yıl geçtikten sonra,

Telefonun diğer ucunda bir kahkaha patladı. Kısa, sert, iğrenç bir kahkaha.

“Dinle,” dedi, “kimse bana ders vermesin. O kadın zaten başıma bela oldu. Sen de karışma.”

O an içimdeki öfke, yıllarca biriktirdiğim bütün suskunluğu yakıp geçti.

“Karışacağım,” dedim. “Çünkü bu artık sadece ‘aile meselesi’ değil. Bu suç.”

Bir an nefesini tuttum. “Annenin adına yapılan işlemler var. İmza taklidi varsa, kimlik kullanımı varsa… savcılığa gideriz. İstersen bugün.”

“Sen…” dedi, sesi aniden sertleşti. “Sen beni tehdit mi ediyorsun?”

“Hayır,” dedim. “Sana bir gerçek söylüyorum: Bu kez kimse seni kurtarmayacak.”

Telefon kapandı.

Ben elimde telefonla öylece kaldım. Nermin Hanım kapının eşiğinde beni izliyordu. Bütün konuşmayı duymuştu. Yüzü bembeyazdı.

“Ben… ben onu hapse attırmak istemem,” dedi boğuk bir sesle.

Yanına gittim. “Bu, intikam değil,” dedim. “Bu, senin hayatını geri alma hakkın.”

Gözleri doldu. “Benim hayatım kaldı mı?”

“Var,” dedim. “Ve başlayacağız.”

O gün birlikte karakola gittik. Sonra adliyeye. Avukatla görüştük. Belgeler, tarihler, imzalar… Nermin Hanım her adımda biraz daha dik yürümeye başladı. Sanki yıllardır sırtına çöken ağırlık yavaş yavaş kalkıyordu.

Haftalar sonra, bir gün Nermin Hanım’la birlikte sahilde yürürken telefonum çaldı. Bilinmeyen numara. Açtım.

Karşıdan Kerem’in sesi geldi. Ama bu kez o kendinden emin ses yoktu. Telaş vardı. Korku vardı.

“Ne istiyorsun?” dedi.

Bir an durdum. Nermin Hanım’a baktım. O da bana baktı. Gözlerinde ilk kez gerçek bir güç gördüm.

“Biz bir şey istemiyoruz,” dedim sakince. “Biz sadece gerçeğin ortaya çıkmasını istiyoruz.”

Telefonu kapattım.

Nermin Hanım derin bir nefes aldı, denize baktı ve fısıldadı:

“Ben o gün adliye merdivenlerinde sana ‘sen daha iyisini hak ediyorsun’ demiştim ya… Meğer bunu önce kendime söylemem gerekiyormuş.”

O an anladım: Bu hikâye, Kerem’in ihanetinden ya da bir çöp konteynerinden ibaret değildi. Bu hikâye, yıllar sonra bile insanın kendini yeniden bulabileceğiyle ilgiliydi.

Ve ben, geçmişin boğazımı sıkmasına izin vermeden, ilk kez gerçekten nefes aldım.
Reklamlar