COVID19 çok şeyi değiştirecek sözü artık doğru değil.
Çocukları esirgeyip, liberal sağlık ve sosyal güvenlik sistemlerinin yük saydığı yaşlılarla hastaları hedef alan bu tuhaf Korona salgını, çok şeyi değiştirdi.
Binlerce aile ve dost, sevdiklerini son zamanlarında yanına yaklaşamadan tek başına sonsuzluğa gönderdi; bundan sonraki yaşamları artık eskisi gibi olmayacak. ‘Bazılarınız sevdiklerinizden daha erken ayrılmak zorunda kalabilirsiniz’ diyebilen karakaderci sözde başbakanlar, bu ailelerle dostların sayısı arttıkça hafızalara daha derin kazılacak. Vücutlara dezenfektan enjekte etsek! gibi Zihnisinir projeci sözde dünyalideribaşkanlar, ülkelerinin ve yönetimlerinin kofluğunu akıllara kazıdılar bile. Yalnızca küreselci saldırganlık değil, bütün bir Atlantik yüzyılı bitti.
Birbirlerinin tıbbî yardım kargolarına el koyan, tıbbî cihaz desteği isteklerine olmaz kendimize lazım diye reddeden dünyanın şanlı gelişmiş ülkeleri, siyasi birlik bir yana coğrafi ortak kaderi bile tanımadıklarını gözler önüne serdiler. Avrupa Birliği ülkelerinin yönetimleri, diğer tüm halkları ezme gerekçesi olarak kullandıkları Avrupalılık, Avrupa Kültürü kulesiyle birlikte yıkıldılar. Avrupa’nın insan hakları, demokrasisi, piyasa mekanizması, kendini beğenmiş reformcuları, anayasa yapıcıları, bunların hiçbiri artık yok. Avrupa Birliği raydan çıktı.
ABD ortaklığından ibaret uluslararası toplum, insanlığın sırtından düştü. İkinci Dünya Savaşı artığı Birleşmiş Milletler, yan kuruluşları olan IMF ve Dünya Bankası’yla birlikte, elbette küresel tahkim sistemleri ve küresel sözleşmeleriyle dondu kaldı. COVID19, insanlığı bunların küresel liderlik yükünden kurtardı. Artık küresel liderlik yok.
Küreselci bastırmanın sözde bağımsız gerçekte kendine bağlı merkez bankacılığı bitti. Ulusal devletin iradesinden koparılıp küresel liderliğe bağlanmış üst kurullar düzeneği sahipsiz kaldı. Piyasacılık kutsamaları, özelleştirme havariliği, devletsizlik çağrıları, bir ucu kozmopolit elitlere öbür ucu etnik grupların elbiselerine sarınmış sahte dünya vatandaşlığı, ulusların elinden egemenlik yetkisini koparıp almaya çalışan küresel anayasacılık, bütün bu insanlık düşmanı siyasetin artık hiçbir dayanağı yok.
Kendilerini, TINA –There Is No Alternative, Başka Alternatif Yok diye sunan bu kibirli neoliberal siyaset, tarihin çöplüğüne gitti.
***
Korona Salgını, ulusların özyaratma güçlerini keşfetmelerine yaradı. Uluslararası dayanışma, artık başka bir dünyanın ilkeleriyle yükselecek. İçinde yer almak için kurulmasını beklemeyeceğimiz, yerimizi kendimizin belirleyebileceği başka bir dünya. Beklemeyeceğiz, çünkü tehdit bu sefer evimize girdi.
Bütün özelleştirme çılgınlığına, performansçılığa karşın, halem ezici bölümü devlet memuru olan sağlık ve eğitim ordusunda toplumsal sorumluluk duygumuzun yerli yerinde olduğu ortada. Bugün alkışlananlar, uzun yıllar boyunca ‘tembel, yeteneksiz’ diye aşağılanan ‘memur zihniyeti’ sahipleridir. Devlet hizmeti, yok edilmek için onca uğraşılmış olmasına, onca yıkıma karşın, gördük ki, olanca onuruyla ayakta duruyor; toplumca takdir ediliyor.
Yerli tohumculuğu yasaklayan, tarımı küresel şirketlerin kısır sözde tohumlarına, canlı düşmanı sözde gübre ve ilaçlamasına mahkûm eden 1984 doğumlu yok edici siyaset, suçlu ilan edildi. Kendine yeten, sağlıklı, üretken, verimliliğinden çeşitlilik ve miktarına sağlam bir tarım planlamasının yolu açıldı. Tarımcı aklımız bir an önce toparlanmalı.
Sınaî üretimi, buna işgücü yetiştiren meslek okullarını, mühendislik eğitimi veren üniversiteleri sözde evrensel ilkelere ve sözde dünya işbölümüne göre değil, toplumun gerçek ihtiyaçlarına göre kurma, çalıştırma, yönlendirme ihtiyacı olduğu açığa çıktı. Bunu yapabildiğimizi gördük. Tezgâhlarını ihtiyaca göre üretime dönüştüren fabrikalardan, dersliklerini üretimhaneye dönüştüren meslek liselerinden ders alıyoruz.
Tam yapay zekâlı gelecek korkusuna sürüklenirken, üniversitelerin ve kamu kurumlarının çare bulmak için harekete geçen araştırmacıları, çoktandır içinde uyuştukları ABprojesi olmadan, doğrudan doğruya toplumun ihtiyacını karşılamak amacıyla araştırma projeleri tasarlamanın tadına varıyorlar. Uyuşuk AB projelerinde teknisyenliğe sıkışmış halimize bir an önce son vermeli.
***
Kof küresel liderliğin patlayışını seyrediyoruz.
Aynı anda da kendi toplumsal gücümüzü keşfediyoruz.
Bu, büyük bir olaydır.
Özgüvene yeniden kavuşmak! Hamasetle, nostaljiyle değil, yaşayıp görerek!
Artık ihtiyacımız olan şey, siyasetin gündemini yapılması gereken doğru işleri konuşmaya çevirmek. Türkiye’nin büyük aklına kuvvet vermek, milli siyasetin yükselmesi için çaba göstermek.
Bitmek bilmez kısır iktidarlık – muhalefetlik çekişmesi yerine…
Yine kendimizle övünerek, yine çalışarak, yine kendimize ve birbirimize güvenerek!
veryansıntv
BBC Türkçe özür dileyip paylaşımını sildi! Akşener ve Kılıçdaroğlu özür dileyecek mi?11 izlenme
Bakan Şimşek sinyali vermişti! Hazine'den kira geliri için konutlara sıkı takip başladı14 izlenme
DSÖ Kovid-19 hastalarında denenen "hidroksiklorokin" adlı ilacın kullanımını askıya aldı23 izlenme
Doğalgaza yine zam geldi!9 izlenme
Rusya'dan Erzurum'a haftada 3 uçuş planlanıyor: Palandöken'e 15-20 bin Rus turist bekleniyor.15 izlenme
Şehir Hastanelerinde yabancı parmağı!11 izlenme
2021'in ilk müjdesini verdi13 izlenme
CHP'li vekil "mağdur" diye ziyaret etmişti... Bakın kim çıktı12 izlenme