Türkiye, gelmiş geçmiş en büyük yıkımlardan birini yaşamaktadır. Ulusal varlıklarımız, yer altı ve yerüstü kaynaklarımız yabancı sermayeye, yabancı madencilik şirketlerine pazarlanabilmektedir. Emperyalist Avrupa Birliği'nin dayattığı "uyum" adı altındaki yasalarla Türkiye, topraklarını, madenlerini ve zenginliklerini "işletme hakkı", "mülkiyet hakkı" gibi tartışmaların konusu haline getirebilmiştir. Türk mühendisleri, Türk şirketleri her türlü yerli çaba desteksiz bırakılmakta ve yabancı şirketlerin kapitalist hakimiyet alanlarında satılabilir değişkenler olarak, kaynaklarımız günübirlik politikalara hapsedilmektedir.
Çevresel sorunlar olarak dillendirilmeye çalışanların, "yapay gündemler", "ajitasyon politikaları" ve Türkiye'yi "kültürel Vandalizm"le suçlamak ötesinde bir anlamı bulunmamaktadır. Bilim insanları bağımsızlık bilinciyle çalışmalarını sürdürmekte ve ne yazık ki sabotajlarla, "elektronik harp" temelli yeni nesil suikastlarla yok edilebilmektedirler.
Hasankeyf yalanlarının ardında ne var: Çevre Emperyalizmi Ve Ilısu Barajı Örneği
Nihat Hatipoğlu uyardı9 izlenme
Ayasofya'nın baş imamına Akman'dan yanıt geldi: Selefi-IŞİD zihniyeti!14 izlenme
Binali Yıldırım istifa edecek!8 izlenme
Kurtuluş Savaşı'nı matematikle anlatacaklar13 izlenme
Tepeden inme atama! AKP’li belediyede torpilin son noktası9 izlenme
Bu sese kulak verin artık: Emekliler bayramdan bayrama görüyor!1 izlenme
AKP, kaşıkla verip kepçeyle alacak... Memura yüzde 4, iğneden ipliğe yüzde 14 zam11 izlenme
Corona dehşeti yanı başımızda! Korkutan açıklama geldi!9 izlenme