Türkiye, gelmiş geçmiş en büyük yıkımlardan birini yaşamaktadır. Ulusal varlıklarımız, yer altı ve yerüstü kaynaklarımız yabancı sermayeye, yabancı madencilik şirketlerine pazarlanabilmektedir. Emperyalist Avrupa Birliği'nin dayattığı "uyum" adı altındaki yasalarla Türkiye, topraklarını, madenlerini ve zenginliklerini "işletme hakkı", "mülkiyet hakkı" gibi tartışmaların konusu haline getirebilmiştir. Türk mühendisleri, Türk şirketleri her türlü yerli çaba desteksiz bırakılmakta ve yabancı şirketlerin kapitalist hakimiyet alanlarında satılabilir değişkenler olarak, kaynaklarımız günübirlik politikalara hapsedilmektedir.
Çevresel sorunlar olarak dillendirilmeye çalışanların, "yapay gündemler", "ajitasyon politikaları" ve Türkiye'yi "kültürel Vandalizm"le suçlamak ötesinde bir anlamı bulunmamaktadır. Bilim insanları bağımsızlık bilinciyle çalışmalarını sürdürmekte ve ne yazık ki sabotajlarla, "elektronik harp" temelli yeni nesil suikastlarla yok edilebilmektedirler.
Hasankeyf yalanlarının ardında ne var: Çevre Emperyalizmi Ve Ilısu Barajı Örneği
1 Nisan 2019 Pazartesi günü okullar tatil mi?9 izlenme
Akşener’i de İnce’yi de linç eden, FETÖ’cüsü DHKP-C’lisi ile CHP’nin ‘Kılcaldamar Örgütlenmesi’11 izlenme
Malatya’da korkutan deprem9 izlenme
Bakan Pekcan açıkladı: İthalatta Yerinde Gümrükleme 2020 yılı içinde hayata geçecek.12 izlenme
Esad: Suriye ile Türkiye halkları arasında düşmanlık yok13 izlenme
Son dakika: NATO'dan Azerbaycan ve Ermenistan açıklaması13 izlenme
Erdoğan'dan Volkswagen kararı!12 izlenme
Türkiye'den İtalya'ya 'terörist başı Öcalan' tepkisi12 izlenme