Türkiye, gelmiş geçmiş en büyük yıkımlardan birini yaşamaktadır. Ulusal varlıklarımız, yer altı ve yerüstü kaynaklarımız yabancı sermayeye, yabancı madencilik şirketlerine pazarlanabilmektedir. Emperyalist Avrupa Birliği'nin dayattığı "uyum" adı altındaki yasalarla Türkiye, topraklarını, madenlerini ve zenginliklerini "işletme hakkı", "mülkiyet hakkı" gibi tartışmaların konusu haline getirebilmiştir. Türk mühendisleri, Türk şirketleri her türlü yerli çaba desteksiz bırakılmakta ve yabancı şirketlerin kapitalist hakimiyet alanlarında satılabilir değişkenler olarak, kaynaklarımız günübirlik politikalara hapsedilmektedir.
Çevresel sorunlar olarak dillendirilmeye çalışanların, "yapay gündemler", "ajitasyon politikaları" ve Türkiye'yi "kültürel Vandalizm"le suçlamak ötesinde bir anlamı bulunmamaktadır. Bilim insanları bağımsızlık bilinciyle çalışmalarını sürdürmekte ve ne yazık ki sabotajlarla, "elektronik harp" temelli yeni nesil suikastlarla yok edilebilmektedirler.
Hasankeyf yalanlarının ardında ne var: Çevre Emperyalizmi Ve Ilısu Barajı Örneği
Aşının patronu aşı yaptırmadı! Pfizer'ın CEO’su Albert Bourla: Önce sağlıkçılar ve yaşlılar...5 izlenme
Mehmet Şimşek'in büyük sırrı: 19 Mart'ta ne yapıldı?4 izlenme
Amerikalı eski istihbarat subayı Ritter’den Neo-Nazi itirafı12 izlenme
AKP'li Metiner, PKK'lılara terörist diyenleri eleştirdi4 izlenme
Emekli zam beklerken ücretsiz ulaşım hakkından da oldu: 65 yaş üzeri ücretsiz ulaşıma kısıtlama kararı13 izlenme
Avukatlık ihalelerinin abonesi oldular!13 izlenme
TFF, AKP ve küme düşen Türk futbolu14 izlenme
Dolandırıcılık suçlamasıyla hakim karşısına çıkan YouTuber aylık kazancını açıkladı: 50 ila 100 bin TL arası14 izlenme