Türkiye, gelmiş geçmiş en büyük yıkımlardan birini yaşamaktadır. Ulusal varlıklarımız, yer altı ve yerüstü kaynaklarımız yabancı sermayeye, yabancı madencilik şirketlerine pazarlanabilmektedir. Emperyalist Avrupa Birliği'nin dayattığı "uyum" adı altındaki yasalarla Türkiye, topraklarını, madenlerini ve zenginliklerini "işletme hakkı", "mülkiyet hakkı" gibi tartışmaların konusu haline getirebilmiştir. Türk mühendisleri, Türk şirketleri her türlü yerli çaba desteksiz bırakılmakta ve yabancı şirketlerin kapitalist hakimiyet alanlarında satılabilir değişkenler olarak, kaynaklarımız günübirlik politikalara hapsedilmektedir.
Çevresel sorunlar olarak dillendirilmeye çalışanların, "yapay gündemler", "ajitasyon politikaları" ve Türkiye'yi "kültürel Vandalizm"le suçlamak ötesinde bir anlamı bulunmamaktadır. Bilim insanları bağımsızlık bilinciyle çalışmalarını sürdürmekte ve ne yazık ki sabotajlarla, "elektronik harp" temelli yeni nesil suikastlarla yok edilebilmektedirler.
Hasankeyf yalanlarının ardında ne var: Çevre Emperyalizmi Ve Ilısu Barajı Örneği
Elektrik şirketleri enkazda kaldı15 izlenme
Bilim Kurulu Üyesi Azap'tan korkutan açıklama29 izlenme
Corona salgını ne zaman biter? Bilim Kurulu üyesi tarih verdi11 izlenme
CHP'de 120 bin istifa9 izlenme
Kaftancıoğlu: İstanbul’u kaybedenler bedel ödetmek istiyor17 izlenme
Çocuklar ailesine destek olabilmek için işsizlik ödeneğine başvurdu13 izlenme
Tüm Türkiye’de hayat durdu: Ulu Önder için bir dakikalık saygı duruşu12 izlenme
65 yaşındayım. Hayatın beni bu kadar acımasız sınayacağını hiç düşünmemiştim.7 izlenme