ABD’nin en etkili düşünce kuruluşlarından Hudson Enstitüsü, “Türkiye'nin Rusya'yı kontrol etmedeki rolü” başlıklı dikkat çeken bir makale yayınladı. Zineb Riboua imzalı makalede, “Türkiye'nin Rusya'ya karşı rolü göz ardı edilemeyecek kadar büyük. Türkiye'yi küçümsemek sadece öngörüsüzlük değil, aynı zamanda stratejik bir başarısızlıktır.” denildi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 17 Şubat'ta Avrupalı liderleri ve NATO ülkelerini Ukrayna'ya desteklerini teyit etmek üzere bir araya getirdiği hatırlatılan makalede, NATO'nun en büyük ikinci askeri gücü olan Türkiye'nin ise bu toplantıya davet edilmemesi eleştirildi. Ankara için Ukrayna’nın münferit bir çatışma sahası değil, Moskova ile daha geniş bir jeopolitik mücadelenin parçası olduğu kaydedildi. “Türkiye ve Rusya, Libya'dan Suriye'ye ve Kafkaslara kadar birçok cephede çatıştı ve iki ülkenin rekabeti şimdi Afrika'ya doğru genişliyor.” denilen makalede, şu bilgilere yer verildi: “Türkiye kıtadaki siyasi, askeri ve ekonomik erişimini genişlettikçe Rusya da paramiliter ayak izini sağlamlaştırmaya çalışıyor. Özel askeri şirket Wagner'e bağlı paralı askerler Mali, Burkina Faso ve Nijer'de faaliyet gösterirken, Türkiye Sahel'de devletten devlete ortaklıklar, savunma sözleşmeleri ve altyapı anlaşmalarıyla Moskova'nın sunamadıklarını sunuyor. Kızıldeniz'de ise Ankara Sudan'daki varlığını derinleştirirken Rusya da bu ülkede bir deniz üssü kurmaya çalışıyor.”
Suriye'de de Türkiye’nin defalarca Rus destekli güçlerle çatıştığı vurgulanan makale, şöyle devam etti:
“Rusya’nın Suriye’de bir zamanlar NATO operasyonlarını caydırmak için tasarladığı erişim engelleme/alan reddi (A2/AD) sisteminin çökmesi operasyonel manzarayı değiştirdi. Rusya'nın artık güçlü bir hava savunma koruması sağlayamaması nedeniyle Türkiye, Suriye'de çok daha fazla operasyonel özgürlüğe sahip. Bu arada, Türkiye'nin Suriye'nin mevcut hükûmeti üzerindeki etkisi, özellikle Rusya'nın Hmeymim Hava Üssü'ndeki askeri varlığını ve Tartus'taki Akdeniz'deki ana üssünü geri çekmesiyle Ankara'ya Moskova üzerinde ek bir baskı gücü sağlıyor.
“Libya’da da Türkiye'nin askeri müdahalesi belirleyici oldu. Türkiye, Rusya destekli Libya Ulusal Ordusu’na (LNA) karşı Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni (UMH) destekleyerek Rusya destekli milisleri geri çekilmeye zorladı, Wagner’in operasyonel kalesini dağıttı ve savaşın gidişatını değiştirdi. Bu değişim sadece Rusya'nın Kuzey Afrika'daki etkisini azaltmakla kalmadı, aynı zamanda Türkiye'nin bölgedeki uzun vadeli varlığını da sağlamlaştırdı. Bu artan etkinin bir kanıtı olarak Afrika Birliği, Libya'nın 2026'da AfrikaTürkiye zirvesine ev sahipliği yapacağını duyurdu ki bu da Türkiye'nin Moskova'nın aleyhine stratejik konumunu derinleştirdiğinin altını çiziyor.”
Türkiye’nin Akdeniz'den Hazar'a sadece güç projeksiyonu yapmadığı; stratejik bir yeniden düzenleme ile Rusya'nın operasyonel hesaplarını bozduğu ve Putin'i reaktif bir duruşa zorladığı kaydedilen makalede, şu ifadeler yer alıyor.
“Ukrayna'yı desteklemek Rusya'nın Karadeniz'deki yayılmasını kısıtlıyor ve Türkiye'nin stratejik konumunu güçlendiriyor. Ankara'nın bakış açısına göre, dirençli ve egemen bir Ukrayna, Rusya'nın bölgedeki hakimiyetine karşı çok önemli bir kontroldür. Kiev'i desteklemekte tereddüt eden pek çok Avrupa ülkesinin aksine Ankara kararlı bir şekilde hareket etti. Rusya'nın geniş çaplı işgalinden günler sonra Türkiye, Montrö Sözleşmesi’ni devreye sokarak İstanbul ve Çanakkale Boğazlarını Rus savaş gemilerine kapattı. Bu hareket tarafsızlık olarak nitelendirilse de Moskova’nın Karadeniz Filosu’nu takviye etme kabiliyetini ciddi şekilde kısıtladı.”
Macron'un Paris zirvesinin stratejik bir yanlış hesaplamayı ortaya çıkardığı belirtilen makale, şu çağrıya sona eriyor:
“Türkiye'nin Rusya'ya karşı, özellikle de NATO'nun güney kanadındaki rolü göz ardı edilemeyecek kadar büyük. Türkiye'yi küçümsemek sadece öngörüsüzlük değil, aynı zamanda stratejik bir başarısızlıktır. Eğer Avrupa, Ukrayna'yı güçlendirmek ve Rusya'yı kontrol altında tutmak konusunda ciddiyse, kilit bir stratejik ortak olarak Türkiye ile ilişki kurmalıdır.
“Bu arada Türkiye herhangi bir uzlaşı beklemiyor. Ankara, Rusya'nın jeostratejik duruşundaki boşlukları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya devam edecektir. Batı, Ankara'nın stratejik öneminin farkına varmalı ve zaman geçmeden ortak öncelikler üzerinde işbirliği yapma fırsatını değerlendirmelidir.”
TBB'den Kızılay yetkilileri hakkında suç duyurusu!10 izlenme
CHP operasyonun bir haftalık faturası çok ağır oldu: Rezervler eridi borsa çakıldı faiz beklentisi değişti4 izlenme
HDP'li Tuma Çelik'in tecavüz ettiği kadının avukatı Adile Gürbüz konuştu: Hapse girmesi için yeterli deliller var13 izlenme
Üniversite sınavında baraj kalktı kalmasına ama sıfır çeken öğrenci sayısı 4 kat arttı!13 izlenme
Genç çiftin başına gelenler16 izlenme
Twitter'ın Türkiye'ye karşı uyguladığı çifte standart faşist Geert Wilders’ın6 izlenme
AKP’li belediye vatandaşın arazisine el koydu!8 izlenme
İHA'lar buldu, Mehmetçik vurdu! Suriye'de terör mevzileri bombardımana tutuldu13 izlenme