Aziz İhsan Aktaş davasında ikinci duruşma başladı. Duruşmada avukatlar, mahkeme başkanına yargılamanın işleyişine ilişkin çeşitli sorular yöneltti.
Mahkeme başkanı, bu hafta pazartesi, salı ve çarşamba günleri duruşma yapılacağını, istisnai durumlar dışında perşembe gününe kadar da yargılamanın süreceğini belirtti. Ayrıca sanık savunmalarının ardından mağdur beyanlarına geçileceğini belirten başkan, duruşmaların 22 Mayıs’a kadar devam edeceğini ve Kurban Bayramı öncesinde ara kararların açıklanacağını söyledi.
KADİR AYDAR SALONDAN ÇIKARILDI
Aziz İhsan Aktaş Davası'nda tartışma çıktı. Duruşmada konuşan tanık Necati Tosun ile tartışma yaşayan Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, mahkeme başkanının talimatıyla salondan çıkartıldı. Aydar, salondan çıkarılırken "Yalancılar dışarıda, bizler içerideyiz" diyerek duruma tepki gösterdi. Daha sonra mahkeme duruşmayı yarına ertelendi. Yarın tanıkların dinlenmesine devam edilecek. Tanıkların dinlenmesinin ardından gizli tanıkların dinleneceği belirtildi.
"KESİN BİR GÖRGÜM YOKTUR"
Duruşmada, “etkin pişmanlık” kapsamında 10 ve 21 Temmuz tarihlerinde savcılığa iki ayrı ifade veren ve tahliye edilen İSFALT Genel Müdürü Burak Korzay da savunma yapmak üzere kürsüye çıktı. Korzay, etkin pişmanlık ifadesinde suçladığı isimle ilgili olarak, "Gözaltında tutuklulukta geçirdiğim sürede düşündüm, şüphelerim oldu ancak kesin bir görgüm yoktur" açıklamasında bulundu.
Mahkeme başkanı ve Korzay arasındaki konuşma şu şekilde:
Korzay: “Şüphelendim ama gözümle bir şey görmedim.”
Mahkeme başkanı: “Şüphelerinizin sebebi somut bir şeye dayanıyor mu?”
Korzay: “Şu an için dayanmıyor. Yaklaşık maliyetle alakalı ben hiçbir bilgi paylaşmadım. Rana Hanım’ın savunmasını okuduktan sonra güncelleyeyim; şüphelerim minimalize oldu ama gözümle gördüğüm bir şey yok.”
10 KİŞİ DE 'ŞİKAYETÇİ DEĞİLİM' DEDİ
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davasında “mağdur” olarak yer alan ve bugünkü duruşmaya katılarak mahkemede söz alan 10 kişi de “şikayetçi değilim” dedi. Bazı isimler de avukatları aracılığıyla şikayetçi olmadıklarını söyledi. Ayrıca dosyada yer alan “Yaprak” ve “XYZ49QP” adlı gizli tanıkların duruşmada bu hafta dinlenmesine karar verildi.
Tanık Celal Yılmaz ile hakim arasında geçen diyalog şu şekilde:
Hakim: Evet, kimlik tespitiniz yapılmıştı. Sanıklarla akrabalık ya da husumetiniz var mı?
Yoktur.
Hakim: Söylediklerimi tekrarlayın: "Bildiklerimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim."
Bildiklerimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim.
Hakim: Evet, dinliyoruz sizi... Daha önce tanıklık yaptığınız olayla ilgili bildiklerinizi anlatın.
Yani savcılığa gittiğimde Kasım ayı içerisinde kayyum atandıktan sonra...
Hakim: Biraz mikrofona yaklaşın.
Kayyum atandıktan sonra belediyeye, savcılık tarafından çağırıldım. Tanıklığıma başvurulmak istendiği beyan edildi ve Çağlayan'a gittim. Çağlayan'da sayın savcı, ihale süreci... Yani ne için gittiğimi de bilmiyordum. İhale için geldiğimi söyledim ve ilk sorduğu soru; "Ümit Gözütok'u gördün mü, tanıyor musun?" diye. Ben de iki defa gördüğümü ama tanımadığımı söyledim. Bu şekilde bir şeyim oldu.
Hakim: Peki, soruşturma aşamasında bazı beyanlarınız olmuş. İşte, "Ahmet Özer başkan seçildikten sonra bazı görevlileri değiştirdi, akrabalarını, hemşehrilerini belediyeye yerleştirdi. Ziyar Seymen'i görevden aldı, Mustafa Yolcu'yu atadı." şeklinde bazı beyanlarınız var. Yine Mehmet Şimşek'le ilgili... Bunlar neydi, bu detaylar?
Yani o dönem şöyle bir şey; ben bizim eski birimimizdeydik, Temizlik İşleri Müdürlüğü'nde. Şimdi bir buçuk yıldır yokum, başka birime geçtim. O birimde 2 yıl biz biraz sıkıntılı bir süreç geçirdik. Bazı firmaların bizi, belediyemizi geçmiş ihalemizle mahkemeye vermesiyle alakalı. O süreç beni yıprattı, yordu. Tek, birimde de büro şefi olarak bu tür işlere bakan kişi bendim. Ben de azlimi istedim seçimden sonra. Seçimden sonra da yine bir seçimden önce yaşadığımız o süreçleri tekrar yaşamaya başladık. Yani yetkili yetkisiz herkes bizi denetliyordu. Ben de yine o birimde çalışamayacağımı söyledim. Evet, değişiklikler oldu. Bayağı bir... Sonuçta bir başkan değişikliği oluyor ve şey oluyor; bayağı bir müdür de değişmiş oldu, başkan yardımcısı da değişmiş oldu.
Hakim: Peki, yine bir ihaleyle ilgili bir kısım usulsüzlüklerden bahsetmiştiniz. "Teknik şartnameyi hazırladık, sonraki sürece dâhil..." Onları soruşturma ifadelerinde anlattığın şeyleri bir önce detaylı anlat, eksiklik varsa soralım.
Tamam. Şöyle diyeyim...
Hakim: Doğru bir şekilde, yemin ettin doğru söyleyeceğine.
Tamam. İhale sürecinde Mayıs ayı içerisinde, ihaleye girdiğimiz zaman Mayıs ayı içerisinde bize belediye içinde bir tamim yayınlandı; "Bütün ihalelerin Destek Hizmetleri Müdürlüğü'nce yapılacağına" dair. "İyi" dedik. Zaten ben de yapmak istemiyordum, bundan sonra bu tür görevleri de almak istemiyordum. Sonrasında da bir şeyde, nedir o, Kurban Bayramı sürecinde, yaklaşık 3-4 gün sonra bizim eski müdürümüz görevden alındı. Yerine Mustafa Yolcu atandı… Orada Arif Orta, Adnan Acar, Fatih (Destek Hizmetleri Müdürü), bir de Ümit Gözütok Bey vardı. Ve şartname hazırlanıyor. Hatta Fatih'e şey yaptım; biz o sıra çok personel geldiği için çevre ilçelerden falan, 'Arkadaş kim?' dedim yani. 'Kim?' dedim. O da 'Ben de bilmiyorum' dedi. 'Bilmediğimiz adamın ne işi var?' dedim. Çünkü teknik şartnamede ekrana yansıtılmıştı. Oraya kadar bu Sayın Hakimim.
Hakim: Araçlarla ilgili bir kısım hususlardan bahsetmişsin.
O eski ihaleyle alakalı Sayın Hakimim. Eski ihalede, yani araçlarda sık sık arızalar oluşmaya başladı. Bu arızalar da EYT'den sonra bayağı bir personelimiz görevden ayrıldı, yerine yeni personeller alınıyordu. Yani biraz geçmişte olanın çok şeyinde, fazlasında diyeyim, fazla olarak şey vardı; biraz arızalar çok fazla veriyordu. Yani bir ayın içerisinde 20-25 araç...
Hakim: O değil, ben şöyle direkt sorayım o zaman size. “Herkeste olmayacak bazı firmalarda olan araçlar var' dedi Arif Orta, şartnameye itiraz etti” şeklinde bir beyanınız var. Bu hususu soruyoruz.
Şimdi şöyle, o esnada şey oldu, ben yani çok... Zaten bir şartname hazırlanıyordu. Arif de iki tane araç için özellikle dedi ki, 'Bu araçlar' dedi 'sadece iki firmada var' dedi. Birisi işte bizim kullandığımız halı yıkama makineleri falan vardır; işte 200 barmış şimdi hatırlamıyorum, yaklaşık 4-5 kat daha fazlası olan. O da 'İki tane sadece bu iki firma üretiyor bu şeyi' dedi 'araçları' dedi, diğer aracı da aynı şekilde. Ben de Arif'e şey dedim; 'Arif bu konuya çok vakıf' dedim geçmiş şeyinden de, firmaları da biliyor. Ben inanın tanımam etmem bilmem firmaları. Firmaları da biliyor, yani 'Bizim eski şartnamemizdeki şartlara uyarak bu ihaleye çıkılsın' dedim. 'Yani bir değişiklik yapılmasın' dedim. Sonra biz zaten ayrıldık. Bir gün sonra da şey oldu, Arif herhalde soruyor, ediyor, bakıyor; diyor ki orada kendi söylediğinin dışındaki şeylere 'Tamam' diyor, 'değiştiririz, senin dediğini koyarız' deniyor. Ondan sonra da tekrar şey oluyor; çıkıp baktığımda o iki araç tekrar, diğer araçlar bırakılmış, yazılmış. Bu şekilde.
Hakim: Peki bu araçlar normalde bulunamayacak araçlar mı?
Yani ben şimdi teknik personel olarak Arif Orta'nın söylediği o... Yani onun da beyanı, iki tane araç iki firma üretiyor diye söyledi. Ha diğer araç benim işimi görüyor, diğer önceki yıllarda yazdığımız araçlar işimizi görüyor. Çünkü bu araçlarla halı yıkanıyor, diğer araçların barı çok daha kuvvetli olduğu için yani başka ne amaçla kullanılacağını bilmiyorum yani.
Hakim: Peki, “İhalede usulsüzlükleri gördüm, sonuçlandıktan beş gün sonra bekleyip ertesi gün davet edilmesi gerekirken beşinci gün davet yapıldı” şeklinde bir beyanınız var.
Ya orada şöyle, tabii savcıyla konuşurken belki tarihi şey yapmış olabilirim. Yani beşinci gün çağırmışlardır. Oradaki bir ile beşinci gün arası şey o şekilde. Yani şey değil...
Hakim: Peki usulsüzlükler gördüm dediğiniz neydi tam olarak?
Benim usulsüzlük olarak yani iki tane aracın yazılması, geçmişteki araçlar oluyorken... İkincisi de tabii şimdi gördüm derken ben bunları çok sonra görüyorum. Savcımın önündeki ilk kez ben orada dosyaya baktım ettim şey olarak. Yani yaklaşık maliyet normalde biz 15 yıl boyunca hazırlamış olduğumuz bir kalıp vardı, o kalıpta hazırlıyorduk, ediyorduk. Ben şimdi yaklaşık maliyet hazırlarken Çevre Şehircilik Bakanlığı rayicini alırım, işte banka referans sistemindeki kasko değer endeksinden araçların rayicini alırım, araçların gücüne göre de yine piyasadan alınabilecek araçların şeyini alırım ve şeyi yani akaryakıtı da kendim araçların gücüne göre hesaplarım. Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın bir modülü var, oradan tüketim şeylerini hesaplarım, o şekilde çıkartırım. Ve A1, A2, C dediğimiz değerler de bu fiyat farkı esnasındaki... Orada zaten ben hesapladığım zaman çıkan değerler. Burada o değerler, yani hepsi yüklenici nedir o teklif alınan firmalardan alınmıştı.
Hakim: “İşin sorumlusu Adnan Acar'dır, Harman İnşaat isimli firmanın ihaleye girmemesi için bir sürü zorluk çıkarıldığını öğrendim” şeklinde beyanınız var.
Şimdi ihaledeki sorumlusu Adnan Acar, evet. Harman İnşaat şöyle, biraz önce de söz ettiğim gibi araçlarında gerçekten çok fazla hasarlar oluşmaya başladı etti. Kendileri de gelip bunu şey yapıyor, yakınıyorlardı yani bu şeylerinde. Hatta şu şöyle bir şaşkınlığım oluştu, edildi. Ziya Seymen'in yani eski müdürün alınmadan önceki bayramda, Kurban Bayramı'ndan sonraki süreçte üç tane bu yer altı-yer üstü 3750 litrelik çöpleri alan araçlar vardır hem yer altı hem yer üstü. Bu üç aracın, araçlar çok yaşlı araçlar da değil bu arada yani 2-3 yaşındaki araçlar. Bu araçlardan birisi normal bir şekilde arıza yaptı diyoruz. Birinin, yani alanımız içerisinde kablosu kesiliyor böyle kendi şantiye alanımızda, şaşırıyoruz. Birinin de personel dışarıda çalışırken kumandası çalınıyor. Yani bu Bluetooth kumanda gibi diyeyim yani o vinci kaldırmak bindirmek için. O kumanda yani 100-150 bin liralık bir kumanda ve bir hafta 10 gün sonra falan tedarik edilebildi, geldi. Diğer kablo zaten ayrı bir şey, onun da tamirini ayrı yap etmeleri gerek. Bu bende bir şaşkınlık yarattı yani bir gün içi, o bir iki gün sonra da Ziya Müdür görevden alındı.
Hakim: Yani bir sürü zorluk çıkarıldığını öğrendim dediğiniz tam olarak bu muydu? Tekrar sorayım.
Yani bir sürü zorluk...
Hakim: Şimdi ifadeleriniz çok net. Direkt diyorsunuz ki usulsüzlükler var. Şu an her sorduğuma "Ya orada öyle dedim de şöyle oldu" gibi... Şimdi tanıklık kutsal bir görev, aynı zamanda yalan tanıklık suç, hem vicdani hem hukuki sorumluluğu var. Yani bildiğiniz varsa anlatın, bilmiyorsanız anlatmayın. Buradaki ifadeniz çok net. Tekrar soruyorum, her sorduğumda "Ya orada öyle dedim de şöyle oldu"... Yani bu çok önemli. Sizin beyanlarınıza göre dava açılmış olabilir, insanlar tutuklanmış olabilir. Bu işin vicdani ve hukuki sorumluluğu var aynı zamanda. Hatırlatalım, tekrardan söyleyin, buyrun.
Yani ben oradaki beyanlarıma katılıyorum, aradan bir buçuk sene geçti hakimim.
Hakim: Yani ihaleye girmemesi için bir sürü zorluk çıkarıldığını öğrendin. Bunlar ne mesela?
Yani şimdi şu an aklıma gelmiyor.
Hakim: Peki zorluk çıkarıldı mı öyle soralım? Çıkarıldıysa kim çıkardı bunu kim yaptı?
Onu bilemiyorum yani kimin çıkarıp ettiğini bilemiyorum.
Hakim: Peki bizim sorumuz yok.
İTİRAFÇILAR TEK TEK İFADESİNİ GERİ ÇEKTİ
İBB Davası'nda tutuklu yargılanan ve etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 'itirafçı' olarak ifade veren sanık Vedat Şahin, "itirafçı"lıktan vazgeçmişti. “itirafçı” Murat Kapki’nin ifadelerini geri çektiğini bildiren dilekçesi sonrası gözler Adem Soytekin’e çevrilmişti. Soytekin’in İmamoğlu’nu görünce ayağa kalkması ve önceki celsedeki tavrı, soruşturmada benzer bir kırılma yaşanıp yaşanmayacağı tartışmasını yeniden alevlendirdiği ifade edilmişti.
