Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı tarafından içeriği zenginleştirilen Atatürk Ansiklopedisi, Cumhuriyet’in kurucusunun hafızalara kazınan anlarını kayıt altına alan isimleri gün yüzüne çıkardı. Yazar Hüseyin Çoğun’un kaleme aldığı “Atatürk’ün Fotoğrafçıları, Atatürk Dönemi Fotoğrafçıları” başlıklı bilimsel çalışma, ulu önderin yaşamını vizörden izleyen altı ismin tarihi rolünü ortaya koyuyor.

Atatürk’ün bilinmeyen gizli tanıkları: Tarihe yön veren vizörler - Resim : 1

ANKARA GARI'NDAKİ KARŞILAMAYLA BAŞLAYAN YOLCULUK

CEMAL IŞIKSEL (1905-1989): İstanbul doğumlu olan Işıksel, yükseköğrenimini Ankara’da sürdürürken, lise yıllarında hobi olarak başladığı fotoğrafçılığı mesleğe dönüştürdü. Hakkı Tarık Us’un yönlendirmesiyle Vakit gazetesinin Ankara temsilciliğinde fotomuhabirliğe adım attı. Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara İstasyonu’na ayak bastığı anı dondurduğu o meşhur kare, genç fotoğrafçının kaderini değiştirdi ve liderin dikkatini çekmesini sağladı. Bu gelişmenin ardından ulu önderin yurt genelindeki seyahatlerine eşlik eden özel fotoğrafçı unvanını aldı. Cumhuriyet’in ilk kırk yılına ışık tutan devasa bir görsel miras bırakan Işıksel'in imzasını taşıyan bazı Atatürk portreleri, ilerleyen yıllarda tedavüle çıkan kağıt para ve pulların üzerinde yer buldu.

Atatürk’ün bilinmeyen gizli tanıkları: Tarihe yön veren vizörler - Resim : 2

KURTULUŞUN VE MATBUATIN İZİNDE

ETEM TEM (1895-1971): Ankara'da dünyaya gelen ve Mekteb-i Mülkiye’den mezun olan Tem, Milli Mücadele döneminde Garp Cephesi’nin resmi kayıtlarını tutan fotoğrafçı olarak görev yaptı. Cumhuriyet’in erken dönem yayınlarından, Siirt Milletvekili Mahmut Bey’in çıkardığı Milliyet gazetesinde fotomuhabirlik görevini üstlendi. Cağaloğlu Yokuşu’nda 1932’de kurduğu fotoğraf stüdyosunu iki yıl sonra Beyoğlu’na nakletti. Ankara’da hayata gözlerini yuman Etem Tem, fotoğrafçılığının yanı sıra Türkiye’deki belgesel sinemacılığın da öncü isimleri arasında yer almaktadır.

Atatürk’ün bilinmeyen gizli tanıkları: Tarihe yön veren vizörler - Resim : 3

BASIN FOTOĞRAFÇILIĞINDA BİR EKOLÜN DOĞUŞU

NAMIK GÖRGÜÇ (1895-1945): Saray Mücellitbaşısı Ali Ragıp Bey’in torunu ve Nuri Bey’in evladı olan Görgüç, eğitimini Vefa İdadisi’nde tamamladı. Medya kariyerine 1924 senesinde Cumhuriyet gazetesinde başladı ve yaşamının sonuna dek bu kurumda çalışmayı sürdürdü. Gazetecilik literatürüne kendi adıyla geçecek özgün bir tarz kazandırarak Türk basınında yeni bir dönem başlattı. Eminönü ve Kadıköy Halkevleri bünyesinde gerçekleştirdiği sergilerle, ülke tarihinde ilk kişisel fotoğraf sergisini açan sanatçı unvanını kazandı. Cumhuriyet gazetesi yayınları arasından 1939 yılında çıkan "Fotoğraflarla Atatürk" isimli albüm çalışması bulunan Görgüç, ömrünün son günlerine kadar Beylerbeyi Fıstıklı’daki aile köşkünde ikamet etti.

Atatürk’ün bilinmeyen gizli tanıkları: Tarihe yön veren vizörler - Resim : 4

ÇANKAYA’NIN VE BÜYÜK TAARRUZ’UN YAKIN TANIĞI

ESAT NEDİM TENGİZMAN (1897-1980): İstiklal Harbi’nin ardından Anadolu topraklarında seyahat eden Gazi Paşa’yı anbean takip eden isim Esat Bey’di. İlk Çankaya Köşkü’nün mimarisi, Zübeyde Hanım’ın kamuoyuna yansıyan ilk görsel kayıtları ve Mustafa Kemal’in Latife Hanım ile gerçekleştirdiği evlilik süreci onun objektifiyle belgelendi. Çiçeklerle bezeli faytonda yapılan evlilik turları dahil, liderin Ankara’daki ilk resmi "Fotoğraf Subayı" olarak tarihe geçti. Öyle ki Mustafa Kemal, askeri strateji gereği çevreye "Çay partisi düzenliyorum" izlenimi vererek Büyük Taarruz cephesine hareket ettiği gizli süreçte dahi fotoğraf zabitini yanından ayırmamıştı.

Atatürk’ün bilinmeyen gizli tanıkları: Tarihe yön veren vizörler - Resim : 5

SİNEMA SALONLARINDA SOSYAL DEVRİM

CEMİL FİLMER (1895-1990): Türk sinemasının ilk dönem yapımcı, teknisyen ve salon işletmecilerindendir. Filmer, ulu önderin Ankara Sineması’nı ziyareti esnasında yaşanan tarihi kırılma anını şu cümlelerle aktarmıştır:

“Atatürk sinemaya geldiğinde yokuş hınca hınç doluydu. Kadın-erkek, Gazi’yi görmek için birbirini iteliyordu. Gazi, locaya oturduğunda eğilerek alt salondaki seyircilere baktı. Döndü ve ‘Niçin aralarında kadın yok?’ dedi. Ben, ‘Paşam, salı günleri, yalnız kadınlara bir matine yapıyoruz’ dedim. Bunu duyunca yaverine, ‘Muzaffer, aşağıya in ve dışarıdaki kadınları içeriye al’ dedi. Bir süre sonra sinemanın içi tıka basa kadın doldu. Türkiye’de ilk olarak, Ankara Sineması’nda kadınlarla erkekler ve Atatürk bir arada film seyrettiler. Kadınlar kendisini çılgınca alkışlamıştı.”

Atatürk’ün bilinmeyen gizli tanıkları: Tarihe yön veren vizörler - Resim : 6

VİZÖRDEN SIZAN ÜÇ BİN KARELİK MİRAS

SELAHATTİN GİZ (1912-1994): Fotoğrafçılığa adımını 1927 yılında, Galatasaray Lisesi’nde eğitim gördüğü sırada edindiği 6x9 ebadındaki rolfilm makineyle attı. Teknolojik gelişimini Zeiss marka 9x12 kompür cihazla sürdüren Giz, çektiği negatifleri okul arkadaşı Doğan Nadi’nin babasına ait olan Cumhuriyet gazetesinin laboratuvarında banyo ediyordu. Mektep tatillerinde gönüllü olarak çalıştığı kurumda, mezuniyetinin ardından 30 lira maaşlı resmi fotomuhabir olarak işe başladı. Büyük kısmı Cumhuriyet arşivinde, bir bölümü ise kişisel koleksiyonunda yer alan siyah-beyaz çalışmaları, günümüzde 1930 ve 1940’lı yılların toplumsal belgesi niteliğindedir. Sanatçı, meslek hayatı boyunca imza attığı 3 binden fazla Atatürk karesinin en nadide olanlarını "Fotoğraflarla Atatürk" isimli kitapta bir araya getirdi.

yenicaggazetesi.com