— Siper alın! Hızlı! — diye bağırdı keskin bir şekilde.
Sesi kararlıydı, korkusuzdu.
Henüz saklanamayan bir askeri korudu, diğerini güvenli bir yere çekti ve hâlâ durabilenlere net komutlar verdi.
Her şey hızlı, neredeyse otomatikti, sanki bunu daha önce yapmış gibi.
Geçenlerde ona şüpheyle bakanlar artık sadece emirlerini uyguluyordu. Kız panik yapmadı. Kendini kaybetmedi. Geri çekilmedi.
Onun sayesinde saldırı felaketle sonuçlanmadı.
Her şey durulduğunda, kamp farklı görünüyordu. Sessizlik ağırdı ama artık korkudan değil, farkındalıktan.
Askerler yavaşça kendine geldi. Biri yere oturdu, diğerleri sadece durup ona baktı.
Aynı dört kişi önce ona yaklaştı. Artık gülümseme ve alay yoktu.
Biri gözlerini indirdi.
— Dinle… Yanıldık, — dedi sessizce.
— Bizi affet, — ekledi diğeri.
— Bugün bizi sen kurtardın. Kız olman önemli değil.
O onlara sakin bir şekilde baktı, öfkesiz.
— Sadece işimi yaptım, — diye yanıtladı.
Ve o anda herkes bir şeyi anladı: Kız, düşündüklerinden daha güçlüydü.