Amerikan Poligonunda Kimse Hedefi Vuramadı

Güm!
Eski Dragunov’un sesi, modern tüfeklerin mekanik sesinden farklıydı; daha tok, daha anlamlı bir patlamaydı. Birkaç saniye sonra, 1800 metre öteden net bir çın sesi yankılandı. Bakır kaplı mermi, çelik hedefin tam merkezine çarpmıştı. Genç askerlerden bir alkış koptu. Anderson olduğu yerde dona kalmıştı.
5. Bölüm: Yıldız Doktrini
O günden sonra “Whiskey Jack” poligonunda hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Başçavuş Anderson da dahil olmak üzere tüm nişancı ekibi, her sabah tozlu zemine bağdaş kurup oturmaya başladı. Artık ellerinde cihazlar yoktu. Dairenin ortasında oturan Ahmet Yıldız’ı dinliyorlardı.
Ahmet onlara bir ot parçasının titremesinden rüzgarın hızını, kuşların uçuşundan havanın basıncını okumayı öğretti. Eğitim merkezinin resmi doktrinlerine yeni bir madde eklendi: “Yıldız Rüzgar Doktrini.”
Bir ay sonra Ahmet, kasabadaki bir hırdavatçıdayken Anderson yanına geldi. Artık o kibirli tavrından eser yoktu. “Bay Yıldız, size teşekkür etmek istiyorum. Bana havayı okumayı öğrettiniz,” dedi.
Ahmet gülümsedi ve elini Anderson’ın omzuna koydu. “İyi bir askersin evlat. Sadece kitabı okuyordun ama hayatı okumayı unutmuştun. En güçlü silah elindeki değil, kafandaki bilgidir ve kalbindeki sabırdır.”
Ahmet dükkandan çıkıp uzaklaşırken, arkasında sadece bir nişancı ekibi değil, rüzgarın dilini öğrenmiş gerçek savaşçılar bırakmıştı. Çünkü Bordo Bereliler için savaş sadece mermi atmak değil, doğayla bütünleşmek ve imkansızı sıradan kılmaktı.
Reklamlar