Altı Yıl Boyunca Her Gün Aynı Kargayı Besledi… Bir Sabah Gelmeyince Kadın Korkunç Gerçeği Öğrendi

Altı Yıl Boyunca Her Gün Aynı Kargayı Besledi… Bir Sabah Gelmeyince Gerçeği Öğrendi

Altı yıl boyunca her sabah aynı manzara yaşandı.

Yaşlı kadın gün doğmadan uyanır, mutfağa geçer, çaydanlığı ocağa koyar ve eski sabahlığını omuzlarına alırdı. Masanın üzerindeki bayat ekmekleri küçük küçük böler, bir avuç kırıntıyı avcuna toplar ve balkona çıkardı. Soğuk kış sabahlarında da, yazın kavurucu sıcağında da bu alışkanlık hiç değişmedi.

Karga neredeyse her zaman ondan önce gelirdi.

Korkuluğa konar, parlak siyah tüyleri sabah ışığında hafifçe parlar, başını yana eğerek kadına bakardı. Kadın her seferinde gülümserdi.

“Günaydın,” derdi. “Yine erkencisin.”

Kuş birkaç adım yaklaşır, temkinli ama kararlı bir şekilde kadının avucundan kırıntıları gagalardı. İlk yıl aralarında mesafe vardı. İkinci yıl korku azaldı. Üçüncü yıl karga artık kadının sesini duyar duymaz kanat çırpıp geliyordu. Altıncı yıla gelindiğinde ise bu buluşma, kelimelere dökülmemiş bir dostluğa dönüşmüştü.

Kadın yalnız yaşıyordu. Eşi yıllar önce vefat etmiş, oğlu başka bir şehre taşınmıştı. İlk zamanlar sık arayan oğlu, artık ayda bir zorla telefon ediyordu. Günleri birbirine benziyordu; sessiz, ağır ve uzun. Ama sabahları farklıydı. Sabahları biri onu bekliyordu.

Komşular bu dostluğu anlamıyordu. “Kuş beslemek uğursuzluk getirir,” diyen oldu. “Balkonlara pisletiyorlar,” diye şikâyet eden oldu. Bahçeye kuş kovucu cihazlar takıldı, bazıları güvercinleri uzaklaştırmak için ilaç kullandı. Ama ilginç bir şekilde o kargaya kimse zarar vermedi. Sanki o, diğerlerinden ayrı tutuluyordu. Zekâsıyla, mesafesiyle, dikkatli duruşuyla bir saygı kazanmış gibiydi.

Altı yıl boyunca tek bir gün bile aksamadı bu buluşma.

Sonra bir sabah karga gelmedi.

Kadın balkona çıktı, kırıntıları avucunda tuttu, bekledi. Önce “gecikmiştir” diye düşündü. On dakika geçti. Yirmi dakika. Bahçede başka kuşlar vardı ama onunki yoktu. İçinde beliren huzursuzluğu bastırmaya çalıştı.

“Belki başka bir yerde yiyecek bulmuştur,” diye mırıldandı.

Ertesi gün yine çıktı.

Üçüncü gün de.

Bir hafta boyunca her sabah aynı umutla korkuluğa baktı. Her kanat sesinde kalbi hızlandı. Ama beklediği siyah siluet bir daha görünmedi.

Sekizinci gün aşağı inerken apartmanın kapıcısıyla karşılaştı. Adam, birkaç gün önce sokakta yaralı bir karga bulunduğunu söyledi. Çocukların taş attığını, kuşun uçamadığını… Belediyenin gelip aldığını ama durumunun kötü olduğunu…

Kadının eli merdiven korkuluğunda dondu.

“Büyük müydü?” diye sordu kısık bir sesle.

“Evet,” dedi kapıcı. “Oldukça iri bir kargaydı. İnsanlardan pek kaçmıyormuş.”

Kadının kalbi sıkıştı. İnsanlardan kaçmayan devamı icin sonrki syfaya gecinz…

Reklamlar