Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Terkoğlu, bugünkü “Eyyy görümce lobisi!” başlıklı yazısında AKP kurucusu Mehmet İhsan Arslan’ın kızı Ayşe Arslan Çınar hakkındaki FETÖ dosyasının kapatılmasının ardından yaşananları ele aldı.
Terkoğlu, Çınar hakkındaki FETÖ dosyasını kapatmak istemeyen savcının önce sürüldüğünü daha sonra da kumpas kurulmaya çalışıldığını aktardı.
Terkoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Mehmet İhsan Arslan’ı herhalde bilmeyen yoktur. AKP kurucusu, partinin eski milletvekili. Yakın zamanda partisini eleştirdi. ‘FETÖ’nün yargıyı kullanırken kullandığı bütün taktikleri, araçları, biz kullanmaya başladık’ dedi. Disipline sevk edildi. Uyarı cezası aldı.
Mehmet İhsan Arslan, beş çocuk sahibi. Hikâyeyi ilginç kılan ayrıntı ise burada. Zira ailede görüntüde bir bölünme var.
Bir oğlu ‘Mücahit’ diye de bilinen Ali İhsan Arslan. Halihazırda AKP milletvekili. Erdoğan’ın en yakınındaki isimlerden.
Bir kızı ise Ayşe. Ayşe Arslan, Erdoğan’ın şahidi olduğu bir törenle, 2008 yılında Mevlüt Hilmi Çınar’la evlendi. Düğünü Erdoğan’ın üç çocuk çağrısından belki hatırlarsınız.
Ayşe (Arslan) Çınar ile Mevlüt Hilmi Çınar çifti, FETÖ’ye yakınlıklarıyla biliniyor. Çift ABD’de yaşıyor. Fethullah Gülen’in onursal başkanı olduğu Niagara Vakfı’nın yöneticiliğini yapıyor. AKPFETÖ kavgasına rağmen Gülen’in yanında durmaya devam ediyorlar. Zaman zaman FETÖ adına ABD’de lobi amaçlı toplantılar düzenliyorlar. Tavırlarını da başta sosyal medya olmak üzere pek çok yerde gösteriyorlar. O kadar bilinen bir ilişki ki... Devletin Anadolu Ajansı’nın ‘AA, FETÖ’nün ABD’deki iki elebaşını görüntüledi’ başlığıyla yayımladığı Mevlüt Hilmi Çınar haberi halen arşivde duruyor.
Gelgelelim...
Sıradan biri olsa Türk yargısının ortalığı yıkacağı hadisede soruşturma öyle kolay yürümedi. Öyle ya Ayşe Çınar, AKP’nin tepesindeki bir ailenin kızıydı.”
“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koridorlarında konuşulanlara bu nedenle şaşırmadım” diyen Barış Terkoğlu yazısını şöyle sürdürdü:
“Ayşe Çınar hakkındaki dosyayı, FETÖ davalarına bakan tanınmış bir savcı açmıştı. Dosyada önemli delilleri toplarken ilginç bir olay yaşanmıştı. Başsavcılığın tepesindeki bir yargı mensubu, savcı ile konuşup bu dosyayı kapatmasını istemişti. ‘Yapamam, deliller var’ deyince bir formül bulunmuştu. Ankara’da da Ayşe Çınar hakkında bir başka FETÖ soruşturması olduğu söylenerek dosya ‘yetkisizlik’ ile Ankara’ya gönderilmişti... Ankara’daki savcılık ise ‘Aaa biz o dosyayı zaten kapatmıştık’ diyerek İstanbul’dan gelen dosyayı da kapatmıştı.
Devlet, böylece eğer iktidar mensubu bir aileden geliyorsanız FETÖ’nün kurumlarında yöneticilik yapabileceğinizi, Gülen için çalışabileceğinizi, Pensilvanya’ya girip çıkabileceğinizi, ABD Kongresi’nde FETÖ için lobi çalışmalarına katılabileceğinizi söylüyordu. Yeter ki doğru kişinin kızı, kardeşi ya da damadı olun!”
Dosyayı kapatmak istemeyen savcının başına gelenlere de değinen Barış Terkoğlu, savcı hakkında hazırlanan kumpası şöyle aktardı:
“Gelgelelim öğrendim ki hadise bununla kalmamış. “Kapatmam” diyen savcının başına kötü şeyler gelmiş. Önce başka bir savcılığa sürülmüş. “Önemli dosyalar” elinden alınmış. Daha da fenası kendisine kumpas kurulduğunu anlatıyormuş. Hakkında soruşturma yürüttüğü bir başka FETÖ şüphelisine, eski çalışma arkadaşları tarafından “ahlaksız teklif” yapılmış. Onun hakkında ‘benden para istedi diye ifade ver, ona karşı FETÖ Borsası’ndan soruşturma açmamızı sağla, seni kurtaralım’ denilmiş.
Neyse ki FETÖ şüphelisi kabul etmemiş. İşin ilginci, Ayşe Çınar dosyasını kapatmaya direnen savcının elinde kendisine kurulan kumpasın ses kaydı da varmış. “Bir gün hesabını sormak üzere” yakınlarına dinletiyormuş. Savcı, elindeki çok kritik delilleri de yakınlarına göstererek dosyanın nasıl kapatıldığını anlatıyormuş.”
Yaşananları ilk gündeme getiren Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan’a dava açıldığını kaydeden Terkoğlu, yazısını şu satırlarla noktaladı:
“Bir ayrıntı daha var. Ayşe Çınar dosyasını ilk gündeme getiren Barış Pehlivan aleyhinde AKP Milletvekili Ali İhsan (Mücahit) Arslan dava açtı. Arslan’ın şikâyet dilekçesindeki şu ifadeleri okuyunca gülümsedim:
‘Müştekinin kız kardeşi ve onun eşi hakkındaki soruşturmanın gizli olduğunu, masumiyet karinesi gereği kişiler hakkında mahkumiyet kararı verilip de bu karar kesinleşinceye kadar herkesin masum olduğu... (...) Şüpheli Barış Pehlivan’ın müştekinin üyesi olduğu AK Parti ve hükümetin FETÖ ile yeterince savaşmadığı, bunun aksinin koca bir yalan olduğu ifade edilerek algı operasyonu yapıldığı...’
Derken birkaç gün önce ilginç bir şey daha oldu. 25 Aralık’ta neredeyse bütün medyada “454 FETÖ’cünün mal varlığı donduruldu” başlıklı haberi okudunuz. Listeyi açıp baktınızsa şahısların arasında bir de vakıf vardı: Niagara Vakfı.
Daha da ilginç hale geldi mi?
Devlet resmen vakfın FETÖ’nün olduğunu kabul ediyor, mal varlığını donduruyordu. Gelgelelim, iş yöneticilerine geldi mi, iktidarın kızıdamadı çıkınca, birileri adeta FETÖ’ye siper oluyordu. Soruşturan savcıyı sürüyor, kumpas kuruyor, gazeteciye dava açıyordu. FETÖ kurumundaki yöneticiler “masumiyet karinesi” denilerek temize çekiliyordu.”
Kredi faizleri katlandı11 izlenme
Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın: ''Aşı bizi koruyabilecek en güvenilir araç''9 izlenme
Eve Sokmayın hastalıkların en büyük sebebi11 izlenme
O kişilerin mal varlıkları hakkında önemli karar15 izlenme
KAYITLARI İNCELEYİNCE11 izlenme
MSB’den Irak ve Suriye’nin kuzeyine hava harekâtı: 29 hedef imha edildi11 izlenme
Köyde evi olanlara mü'jde! Resmen piyan'go vurdu. Yüzleri güldüren açıklama ilk yorumda17 izlenme
TTK'ya bin madenci müjdesi Zonguldaklıları memnun etti20 izlenme
Diyanet'ten Diyanet TV'deki programda kullanılan "Allah baba" ifadesine ilişkin açıklama: "İşlem başlatıldı"
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek: ''ABD ve İsrail'in planları bölgesel iş birliği ile bozulur'
Kimse Erbakandan BU Sonuçları Beklemiyordu .
Son dakika: YouTube'dan rezil görüntülerle ilgili flaş açıklama geldi!