Metal kutunun kapağı açıldığında önce sararmış zarflar, eski fotoğraflar ve deri kaplı kalın bir dosya gördüm. Kutunun en altında ise siyah kadife bir kese duruyordu. Mert, titreyen elleriyle dosyayı bana uzattı.
"Bugüne kadar bunları kimseye göstermedim." dedi. "Çünkü insanların bana değil, soyadıma değer vermesini hiç istemedim."
Dosyayı açtığımda ilk sayfada büyük bir otomotiv şirketinin hisselerine ait belgeler vardı. Hemen altında noter onaylı evraklar, tapular ve eski gazete kupürleri sıralanıyordu. Gazetelerde yıllar önce Türkiye'nin en büyük otomotiv yan sanayi firmalarından birinin sahibi olan Mustafa Karaca hakkında haberler vardı.
Şaşkınlıkla Mert'e baktım.
"Bu adam senin neyin oluyor?"
Derin bir nefes aldı.
"Babam."
Bir an nefesim kesildi.
Meğer Mert'in babası, yıllar önce kurduğu fabrikalarla büyük bir servet kazanmış, otomotiv sektörünün tanınan isimlerinden biriymiş. Ancak şirket büyüdükçe aile parçalanmış. Para yüzünden açılan davalar, kardeşler arasındaki kavgalar ve ihanetler sonunda Mert on sekiz yaşındayken evi terk etmiş.
"Babam bana her şeyi hazır sunmak istedi." dedi. "Ben ise insanların bana miras yüzünden değil, karakterim yüzünden saygı duymasını istedim."
Bu yüzden üniversiteye gitmemişti. Bilerek sanayide çırak olarak başlamış, motor söküp takmayı öğrenmiş, yıllarca alın teriyle çalışmıştı.
"Gerçekten tamircilik yapmayı seviyorum." dedi. "Hiçbir gün rol yapmadım."
Kutudan siyah kadife keseyi çıkardı. İçinden eski bir anahtar çıktı.
"Babam öldüğünde bunu bana bıraktı. Şirketin kasasının anahtarı."
Başımı kaldırıp ona baktım.
"Peki neden bana şimdi söylüyorsun?"
Çünkü artık karımsın."
Sesinde en ufak bir gösteriş yoktu.
"Bu sırrı evlenmeden önce söyleseydim, bir gün bile olsa beni param için seçtiğini düşünebilirdim. Sana bunu asla yaşatmak istemedim."
O an gözlerim doldu.
Bana güvenebilmek için düğün gününe kadar beklemişti.
Ertesi sabah ailem kahvaltıya geldi. Annem evi incelerken bile küçümseyici tavrını gizlemiyordu.
Babam, Mert'in garajdaki takım çantalarını görünce alaycı bir ifadeyle,
"Demek balayından önce yine işe başladın."
dedi.
Mert sadece gülümsedi.
Kahvaltının sonunda masaya metal kutuyu koydu.
"Bunu birlikte görmenizi istiyorum."
Babam ilgisizce dosyayı açtı. İlk birkaç sayfadan sonra yüzündeki ifade değişmeye başladı. Sonra tapulara, hisse belgelerine ve vasiyetnameye baktı.
Annem şaşkınlıkla,
"Bunlar... gerçek mi?"
diye fısıldadı.
Mert sakince başını salladı.
"Evet."
Babam uzun süre konuşamadı gorsele ilerleyin devamı sonraki sayfada...