Adım Emine, 74 yaşındayım.

Adım Emine, 74 yaşındayım. Üç gün önce, herkesin gıptayla baktığı 53 yıllık kocam Ahmet'i son yolculuğuna uğurlamak üzereydim. Onu her zerresine kadar tanıdığımı sanırdım. Ta ki tabutun başında kravatını düzeltirken ağzının tam kapanmadığını fark edene kadar... Dudaklarını yavaşça araladığımda, dilinin altına sıkıştırılmış mumlu bir kâğıt buldum! Titreyen ellerimle açtığımda üzerinde bir adres ve kocamın kendi el yazısıyla yazdığı iki kelime vardı: "Beni affet." Nefesim kesildi. Ce-naze görevlisine hava alacağımı söyleyip arabaya atladım. Zihnimde binlerce korkunç senaryo dönüyordu: İkinci bir aile mi? Gizli bir hayat mı? Adresteki yer küçük, sakin bir fırındı. İçeri girdiğimde tezgâhın arkasındaki kadın bana bakıp gülümsedi. O gülümsemeyi bir yerden çok iyi tanıyordum... Midem altüst oldu. Kadın tam da beni bekliyormuş gibi yavaşça, "Emine..." dedi. Adımı biliyordu! Donakaldım ve sadece "Siz kimsiniz?" diyebildim. Derin bir nefes alıp doğrudan gözlerimin içine baktı ve dünyamı başıma yıkan o sözleri söyledi: "Bu günün geleceğini biliyordum. Ben bir yabancı değilim Emine. Ve kocan sana sadece yalan söylemedi... O, senin asla öğrenmemen gereken, bambaşka ikinci bir hayat yaşadı..." "Nasıl yani?" diye fısıldayabildim, dizlerimin bağı çözülürken. Tezgâha tutunmasam oracıkta yere yığılacaktım. 53 yıl... Dile kolay yarım asır boyunca aynı yastığa baş koyduğum, kokusunu ezbere bildiğim adamın benden sakladığı bu devasa yalanın ağırlığı omuzlarıma çökmüştü. Kadın, ellerini unlu önlüğüne silerek tezgâhın arkasından çıktı ve yanıma yaklaştı. Yüzündeki o tanıdık gülümsemenin nereden geldiğini o an, çok daha yakından bakınca dehşetle fark ettim. Gözlerinin kenarındaki o ince kırışıklıklar, dudak kıvrımı, hatta şefkatle bakarken hafifçe kısılan gözleri... Ahmet'in ta kendisiydi.

Hikayenin devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsiniz.
Devamı diğer sayfadadır.
Reklamlar