Altında Mehmet’in imzası.
Şaşkınlıkla diğer klasörleri açtım. Hepsinde aynı merkeze yapılan bağış kayıtları vardı. Tarihler… Otuz yılı aşkın bir süreye yayılıyordu.
Bir sandalyeye çöktüm.
Mehmet yıllarca bu daireyi kiralamış, burayı adeta bir arşiv gibi kullanmıştı. Ama neden?
Masanın en alt çekmecesinde başka bir zarf buldum.Bu kez daha uzun bir mektup.
“Sevgilim,” diye başlıyordu yine.
“Evliliğimizin üçüncü yılında doktora gittiğim günü hatırlıyor musun? Sana basit bir yorgunluk dedim. Oysa doktor kalbimde ileride ciddi sorunlara yol açabilecek bir rahatsızlık olduğunu söylemişti. O gün çok korktum. Seni ve çocuklarımızı yarı yolda bırakmaktan korktum. O yüzden bir karar verdim. Eğer bir gün erken gidersem, seni maddi olarak asla zor durumda bırakmayacaktım.”