4 Yaşındaki Oğlumu Toprağa Verdikten 15 Yıl Sonra,


Gözyaşlarım artık bir kaybın, bir acının değil; on beş yıllık koca bir karanlığın yırtılmasının, yeniden doğuşun gözyaşlarıydı. Sandalyemi itip ayağa kalktım, o da hemen kalktı. Kollarımı boynuna doladığımda, başımı göğsüne yasladığımda burnuma dolan o koku... Büyümüş, boyu beni geçmiş, bambaşka bir hayatta şekillenmişti ama ruhu, sıcaklığı, her şeyiyle benim oğlumdu. Yüzünü ellerimin arasına aldım ve sol yanağındaki o doğum lekesine titreyen dudaklarımı bastırdım; tıpkı on beş yıl önce, her gece uyumadan önce yaptığım gibi. Boş bir tabuta gömülen hayatım, o küçük kafenin köşesinde, bir fincan kahvenin buharında yepyeni bir sabaha uyanmıştı.
Reklamlar