31 yıllık evliliğin ardından, kocamın eski cüzdanında numarası yazılı bir depo anahtarı buldum – ona haber vermeden oraya gittim.

Otuz beşinci evlilik yıldönümümüzde beni buraya getirmeyi düşünüyormuş. Depoyu birlikte açacak, her kutuyu tek tek çıkaracak, sonra bahçeli küçük bir eve taşınıp hepsini yeniden yerleştirecekmişiz. “Bu sefer hiçbir şeyi geride bırakmayacağız,” diye yazmış.

Defter elimden kayıp düştü.

Ben ihanet aramaya gelmiştim.

O ise hatıralarımızı korumaya çalışmıştı.

Yavaşça sandalyeye oturdum. Depodaki hava serindi ama içim yanıyordu. Bunca yıl… Onu ne kadar tanıdığımı sanmıştım? Onun sessizliğini hep mesafe zannetmiştim. Oysa belki de o sessizlik, sakladığı sürprizin sabrıydı.

Telefonum çaldı. Hastaneden arıyorlardı.

Kalbim yeniden hızlandı.

“Alo?”

“Eşiniz anesteziden çıkmaya başladı. Sizi görmek istiyor.”

Gözlerim depodaki kutuların üzerinde gezindi. Annemin dikiş makinesi. Çocukların oyuncakları. Fotoğraflar.

Kapıyı kapattım. Kilidi taktım. Anahtarı çantama koydum.

Hastaneye döndüğümde gece yarısını geçmişti. Odaya girdiğimde gözleri yarı açıktı. Solgundu ama yaşıyordu. Elini tuttum.

Gözlerini bana çevirdi.

“Arabayı… bulabildin mi?” diye fısıldadı zorlukla.

Boğazım düğümlendi.

“Buldum,” dedim. “Çekmecedeydi.”

Gözlerinde kısa bir tereddüt belirdi. Sanki başka bir şey söylemek istiyor ama gücü yetmiyordu.

Elini sıktım.

“Her şeyi sonra konuşuruz,” dedim yumuşakça.

O an gerçeği söylemedim. Depoyu bildiğimi söylemedim. Çünkü o sürprizi elinden almak istemedim. Çünkü yıllardır sessizce taşıdığı o inceliği, onun ağzından duymak istedim.

Monitör yine düzenli düzenli bipliyordu.

Bu kez o ses bana korkutucu gelmedi.

Hayatın hâlâ orada olduğunu hatırlatıyordu.

Başımı yatağın kenarına koyup elini iki elimle sardım. İçimdeki şüphe yerini ağır bir minnettarlığa bırakmıştı. İnsan bazen en karanlık ihtimali düşünmeye ne kadar hazır oluyor, ama en basit sevgi ihtimalini görmüyor.

Sabaha karşı gözlerim kapanırken tek bir şey düşündüm:

Otuz beşinci yılımızı beklemeyeceğim.

O iyileştiğinde onu o depoya ben götüreceğim.

Kapıyı birlikte açacağız.

Ve bu sefer hiçbir şeyi, ne eşyaları ne de içimizde büyüyen korkuları, saklamayacağız.

Çünkü anladım ki bir evliliği ayakta tutan şey büyük sürprizler değil; sessizce saklanan, korunmuş hatıralar ve doğru zamanda açılan kapılardır.
Reklamlar