"Baba?" diye fısıldadım, sesimde bir yalvarış vardı. "Lütfen... Lütfen bunun doğru olmadığını söyle."
Burak yutkundu, gözyaşları yanaklarından süzülürken gözlerimin içine bakamıyordu. "Özür dilerim," diye fısıldadı boğuk bir sesle. Sesi o kadar kırılgandı ki kalbimin parçalandığını hissettim. "Polisi arasaydım seni benden alacaklardı. Devletin o soğuk koridorlarında kaybolup gidecektin. Seni o çöplerin arasında, soğuktan morarmış halde gördüğümde kollarımda o kadar küçük, o kadar muhtaçtın ki... Seni o sisteme teslim edemezdim. Benim kanımdan olmasan da, kucağıma aldığım an benim canımdan bir parça olmuştun. Sana gerçeği söyleyemedim çünkü benden nefret etmenden, bir gün çekip gitmenden çok korktum. Bütün hayatım sen olmuştun."
Kadın zafer kazanmış gibi gülümsedi. "Görüyorsun ya, güvendiğin o koca hayat aslında bir yalan üzerine kurulu. Ben şimdi buradayım çünkü yeni bir hayat kurdum, imkanlarım var ve yıllar sonra seni arayıp buldum. Seni o adamın sahte dünyasından kurtarmaya, sana gerçek aileni, hak ettiğin o lüks hayatı sunmaya geldim. Kan bağı her şeydir, unutma."
Bütün stadyum nefesini tutmuş bizim vereceğimiz tepkiyi bekliyordu. Burak başını öne eğmiş, kaderine razı olmuş bir mahkum gibi gözyaşları içinde benim kararımı bekliyordu.