17 yaşındaydım ve lise hayatımın en özel gecesi sonunda gelmişti

Telefonu kapattıktan sonra Melis’e dönüp, “Şimdi odana çık, kartlarını burada bırak ve bu eve gelirken sahip olduğun birkaç eşyanı alıp hemen çık,” dedi.

Melis’in yüzü bembeyaz oldu. Birkaç saniye önceki o kendinden emin hali yok olmuştu. Ne diyeceğini bilemeden yalvarmaya başladı. Ağladı, af diledi, ama babamın kararında en küçük bir değişiklik olmadı. Onu kapıya kadar götürdü. Melis evden çıkıp gittiğinde, ardında sadece ağır bir sessizlik kaldı.

Kapı kapandıktan sonra ben, yırtılmış ve lekelenmiş elbiseye bakıp ağlamaya başladım. “Ama balo… Annemin elbisesi mahvoldu baba,” dedim.

Babam yanıma çöktü. Birkaç dakika önceki sertliği gitmiş, yerini yine o şefkatli hali almıştı. Gözyaşlarımı sildi ve hafifçe gülümseyerek, “Benim güzel kızım, gerçekten annenin en kıymetli hatırasını o kadının eline bırakacak kadar dikkatsiz olduğumu mu sandın?” dedi.
Reklamlar