Bir adam kulübesinde oturuyordu. Kulübesi eski olduğu için, kulübenin duvarlarından sık sık parçalar dökülüyordu. Adam her düşen parçanın yerine bir avuç çamur alıp, dökülen yere yapıştırıyordu. Sonunda ev çamur yığını haline geldi ve çöktü.
Adam “Ne vefasız evmiş, yıllardır içinde oturdum da çökeceğini haber bile vermedi” diye söylendi.
Bunun üzerine ev dile gelerek şöyle dedi: “Aslında haber vermek istedim. Ama ne zaman haber vermek için ağzımı açtıysam, ağzımı bir avuç çamurla tıkadın, konuşmama izin vermedin.” Benzeri bir yaklaşımla, ömür binamızın her gün harap olmaya doğru gittiğini söyleyebiliriz.
Aslında ağaran saçlar, dökülen dişler, bükülen beller… Bedenin yıkılmak üzere olduğunun habercisidir. Ama bu sessiz mesajları değerlendiremeyen biri için bunların hiçbiri mana ifade etmez, farkına varmadan ömrünü tüketir, gider.
Dostoyevski, levha yapılıp asılacak kalitede şu muhteşem vecizeyi söyler:
“YENİDEN DÜNYAYA GELSEYDİM, SANİYELERİN NABZINI TUTARDIM”
OKUDUYSAN BEĞEN BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ !
HKP'den Erdoğan için bir başvuru daha: 'Attığı imzalar geçersizdir'9 izlenme
Türkiye’yi sevindiren açıklama7 izlenme
Son dakika: Türkiye ve Kazakistan uzay alanında iş birliği yapacak8 izlenme
ABD medyası Türkiye'yi batırmanın yolunu arıyor8 izlenme
İmamoğlu'ndan 'yüzük' göndermesi: Siyaset 'para veya fon' işi değil milletin gönlüne girme işidir4 izlenme
İşçi kıyımı: Sendikaya üye olan 25 işçi işten atıldı!6 izlenme
İşe alınmayacağı söylenen vatandaş işyerinin masalarına tükürdü ve gitti.9 izlenme
İBB'ye verilmeyen kredi, personele verildi!10 izlenme