Nâzım Hikmet, 17 Ocak 1938 gecesi akrabası olan Celâleddin Ezine'nin evinde otururlarken gelen polislerce tutuklandı. Ankara'ya Harp Okulu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'ne gönderildi. Bu dava, 29 Mart 1938'de "askeri kişileri üstlerine karşı isyana teşvik" suçuyla 15 yıl ağır hapse mahkûm edilmesiyle sonuçlandı.
Daha sonra, Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde yargılandı. 29 Ağustos 1938'de, "askeri isyana teşvik"ten, 20 yıl ağır hapse mahkûm oldu. İki cezası birleştirildi, mahkeme çeşitli gerekçelerle 28 yıl 4 aya indirerek karara bağladı. 13 yıl hapiste kaldı.
14 Nisan 1950 seçimlerini kazanan Demokrat Parti'nin çıkardığı af yasasıyla tahliye edildi. Moskova’ya kaçmak zorunda bırakıldı.
Sürgündeyken büyük bir ün kazandı. Yapıtları çeşitli dillere çevrildi. Pek çok kitabı yayımlandı.
3 Haziran 1963 sabahı, bir kalp krizi sonucu Moskova'daki evinde öldü. Büyük ozanımızı saygıyla anıyoruz.
NÂZIM HİKMET’TEN ATATÜRK’E MEKTUP
Nâzım’ın, Donanma Davası tertibinden sonra Mustafa Kemal Atatürk’e yazdığı mektup şöyle:
"CUMHURREİSİ Atatürk’ün Yüksek Katına,
Türk Ordusunu 'isyana teşvik' ettiğim iddiasıyla 'on beş yıl ağır hapis' cezası giydim. Şimdi de Türk Donanması'nı 'isyana teşvik etmekle' suçlanıyorum.
Türk inkılabına ve senin adına ant içerim ki suçsuzum.
Askeri isyana teşvik etmedim.
Kör değilim ve senin yaptığın her ileri dev hamleyi anlayabilen bir kafam, yurdumu seven bir yüreğim var.
Askeri isyana teşvik etmedim.
Yurdumun ve inkılapçı senin karşında alnım açıktır.
Yüksek askeri makamlar, devlet ve adalet, küçük bürokrat ve gizli rejim düşmanlarınca aldatılıyorlar.
Askeri isyana teşvik etmedim.
Deli, serseri, mürteci, satılmış; inkılap ve yurt haini değilim ki, bunu bir an olsun düşünebileyim.
Askeri isyana teşvik etmedim.
Senin eserine ve sana, aziz olan Türk dilinin inanmış bir şairiyim. Sırtıma yüklenen ve yükletilecek hapis yıllarını taşıyabilecek kadar sabırlı olabilirdim. Büyük işlerinin arasında seni bir Türk şairinin felaketi ile alakalandırmak istemezdim.
Bağışla beni. Seni bir an kendimle meşgul ettimse, alnıma vurulmak istenen bu ’inkılap askerini isyana teşvik’ damgasının ancak senin ellerinle silinebileceğine inandığımdandır.
Başvurabileceğim en inkılapçı baş sensin.
Kemalizm ve senden adalet istiyorum.
Türk inkılabına ve senin başına ant içerim ki, suçsuzum."
Bu mektup Atatürk’e ulaşamadı.
Atatürk ağır hastaydı.
Nâzım Hikmet’in akrabası Ali Fuat Cebesoy’un çabaları da yetmedi. Cebesoy okul yıllarından beri arkadaşı olan Atatürk’e olayı ancak hasta yatağında iletebildi, Atatürk, "Görüyorsun ne durumdayım, Mareşal’i (Fevzi Çakmak) darıltmadan siz bir çözüm bulun" dedi.
O çözüm bulunamadı. Nâzım 13 yılını hapislerde geçirdi.
Aydınlık
TTB Başkan adayı Erinç Sağkan'dan Demirtaş, Kavala'yı çıkartma vaadi!10 izlenme
CIA Brunson'a ne talimat verdi? Şok sözler ortaya çıktı4 izlenme
Şehit ağabeyine alçakça küfür eden Lütfü Türkkan'a ateş püskürdü: Tek kelime ile edepsiz bir varlıksın...12 izlenme
Ceren Özdemir'in katili Özgür Arduç'un sözleri kan dondurdu: Beni çıkarmayın, ben çıkınca yine öldürürüm.8 izlenme
Sinan Ateş'in eşinden Ümit Özdağ'ı tehdit eden Ahmet Yiğit Yıldırım'a sert yanıt13 izlenme
İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne operasyon: Tunç Soyer gözaltına alındı7 izlenme
Bakan Koca’dan Corona virüsü açıklaması: 4 ölü, 359 vaka!10 izlenme
Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum: "Depremden etkilenen 506 bina yıkılacak"10 izlenme