Kocamla hararetli bir tartışmanın ardından, beni evden yaklaşık 50 kilometre uzakta yol kenarında bırakıp gitti. Ne telefonum vardı, ne cüzdanım… Sadece arkasından yankılanan şu sözleri hatırlıyorum:
“Eve nasıl döneceğine bakalım!”
Araba gözden kaybolduğunda kaldırımda tek başımaydım. Panik, utanç ve korku iç içe geçmişti. Yakındaki bir parkta, eski bir bankta oturup ağlamaya başladım. O an, hayatımın en yalnız anıydı.
Ama bankın diğer ucunda oturan yaşlı bir kadın, her şeyi değiştirecek cümleyi kurdu:
“Ağlamayı kes. Gözyaşı hiçbir şeyi çözmez. Bugün onun pişman olmasını ister misin?”
Ne demek istediğini anlayamadan, uzaktan siyah bir lüks sedan yaklaştı…