DEM PARTİ'NİN ÖNDE GELEN İSMİ PKK'NIN ŞARTLARINI AÇIKLADI
Saymaz, DEM Parti Eş Başkan Yardımcısı Tayip Temel'le görüştüğünü açıkladı.
Saymaz'ın Temel'e göre PKK’nın şartlarını üç başlık altında toplandığını aktardı. Bunlar şöyle:
- Cezaevindekilerin Durumu: Öcalan ve PKK’lı mahkumlar için infaz indirimi.
- Dağdakilerin Durumu: PKK üyelerinin sivil hayata dönüşlerinin kolaylaştırılması ve güvence altına alınması.
- Kürt Kimliği ve Siyasi Haklar: Kürt kimliği etrafında örgütlenme ve siyasi çalışma yapmanın güvenceye alınması, kayyum uygulamalarının son bulması.

İsmail Saymaz:
"...Ama bunun için üç tane şart sıralıyor. Bu ilk şart Sırri Süreyya Önder'in, dipnot olarak okuduğu, Öcalan'a atfen sarf edilen cümlenin birebir aynısı.Demokratik siyaset ve hukuki zeminin uygun olması. Az önce söylediğim şartlar. İkincisi, Öcalan'ın bizzat PKK kongresine katılıp orayı yönlendirip yönetmesi. Bu ne demek? PKK kongresi nerede yapılacak? Elbette Kandil'de yapılacak. Yani fizik olarak ya oraya gitmesi gerekir ya da fiilen oraya bağlanması gerekir. Kastedilen bu"
"BEDAVA YAPMADI"
"Öcalan silah bırakma çağrısı yaptı. Örgütünün ve kendisinin fesih etme çağrısı yaptı.
Ama bunu bedava yapmadı."
PKK'NIN ATEŞKES AÇIKLAMASININ ALTINDA YATAN ÜÇ MESAJ
Saymaz, PKK’nın Öcalan’ın çağrısına verdiği açıklamada üç şartın metin içinde olduğunu söyledi. Saymaz, bunları şöyle sıraladı:
- Demokratik siyaset ve hukuki zeminin oluşturulması.
- Öcalan’ın PKK kongresine katılarak süreci yönetmesi.
- Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması.
İsmail Saymaz'ın konuşması şöyle:
İktidarın, iktidar medyasının gizlemek istediği hadise şuydu. Evet, PKK, Öcalan silah bırakma çağrısı yaptı. Örgütünün ve kendisinin fesih etme çağrısı yaptı.
Ama bunu bedava yapmadı. Yani burada belirli şartlar ve talepler sunarak ve bunu bir dipnot olarak sunarak bu çağrıyı yaptı. Öcalan'ın Türkçe ve Kürtçe okunan metninde bu şartlar gösterilmiyor. Daha doğrusu bu şart ve taleplere yer verilmiyor.
Ancak dikkat ederseniz, açıklamadan sonra Sırrı Süreyya'nın Öcalan adına söylediği bir de var. O cümle, yani 5-6 kelimeden oluşan o cümle aslında sayfalarca, konuyu ele alıyor.
Yani o cümlede diyor ki, "Demokratik ve hukuki güvencelerin sağlanması," tam ifadeyi aktaramadım ama... PKK'nın pratikte silah bırakması ve kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.
Evet, demokratik, hukuki ve siyasi boyutun tanınmasını gerektirir. Zaten bu sorun 41 yıldır çözülemediyse bu üç, meseleden ötürü çözülemedi. Hukuki ve siyasi boyutun, çözülmesine dair hususlarda bir...
Baştan ifade edeyim. Yani iktidarın birkaç gündür, belki birkaç haftadır, aktarmaya çalıştığı, kendisine yakın gazetecilerin eliyle ısrarla, vurguladığı, PKK hiçbir talep ileri sürmeden, devlet onunla hiçbir pazara girmeden, koşulsuz şekilde silah bırakacağını ilan edecek ve kendisini feshedecek şeklindeki propagandanın aslında gerçek olmadığı ortaya çıktı.
Yani evet, Öcalan silah bırakma kararı aldığını söyledi. ve örgütüne kendisini feshetmesini, söyledi.
Fakat görünen o ki bunu pek de bedava yapmadı.
Yani, , kendi Ahmet Türk ve Pervin Buldan tarafından okunan açıklamasında doğrudan "Şu talep ve şartlar var." demiyor.
Ancak açıklama okunduktan sonra Sırrı Süreyya Önder'in Öcalan adına, atfen söylediği, bir cümle var. 4-5, kelimeden oluşan bir cümle
Demokratik zeminde siyasi ve hukuki güvencelerin sağlanması şeklinde ifade edilen bir cümle var. Zaten bu cümle 41 yıllık meselenin özeti. Yani bugüne kadar bu meselenin, PKK'nın silah bırakmamasının, kendini feshetmemesinin, nedenleri zaten bunlardı.
Bu hususlarda onlar talepte bulundu. Devlet zaten bu, bunu pazarlık konusu etmediği için hiç bu aşamaya gelinmemişti. Aslında iktidarın ve medyasının göstermemeye çabaladığı, üzerini örtmeye çalıştığı vaziyet şu:
PKK, Öcalan, evet silah bırakma kararı aldığını açıkladı. Evet, örgütüne kendisini feshetme çağrısı yaptı ama bunu belli şartlara bağlı olarak ve belli taleplere bağlı olarak yaptı.
O talepler ne? Ben onu, DEM-PARTİ Eş Başkan Yardımcısı Tayip Temel'e sordum. dedi ki:
Bu çağrı şartlara bağlı bir çağrı. Belli talepleri gerektiriyor. Onları da üç aşamada sıraladı.
Birincisi, cezaevindekilerin durumu. Özel olarak, Öcalan ve PKK'lılara dönük bir infaz indirimi.
İkincisi, dağdakilerin durumu. Yani silahların ebediyen susması için dağdakilerin, işte sivil hayata, demokratik alana geçişinin kolaylaştırılması ve bunun güvence altına alınması.
Yani PKK'lıların dağdan ovaya inmesi. Yani, işte Öcalan'a af ya da, işte umut hakkı benzeri bir düzenlemeye gidilerek serbest bırakılması.
Üçüncüsü ise, Kürt kimliğinin,, Kürt kimliği etrafında, örgütlenme ve siyasi çalışma yapmanın güvence altına alınması. Bu hususta Kürt kimliğine bir güvence,, Kürt kimliğinden kaynaklı taleplere bir güvence sağlanması.
Bir diğeri ise,, işte kayyum ve benzeri antidemokratik yaptırımların son bulması. Şimdi bu üç talep, dile getiriliyor. Bunlar bir şart olarak, ve elbette bir, yani masaya sürülüyor. Şimdi, bugün PKK bir yanıt verdi. PKK bu çağrıya bir yanıt verdi. Zaten PKK'nın, Öcalan'ın çağrısına uymuyorum demesini kimse beklemiyordu.
Yani uymaması eşyanın tabiatına aykırı. Ne diyecekti yani? Biz öyle birini tanımıyoruz. Yok öyle biri. O bizi ilgilendirmiyor falan diyecek durumu yoktu. Dolayısıyla her zaman PKK hep şu yola başvururdu. Daha geçmişe, Öcalan'ın kimi açıklamalarında da benzeri bir, strateji izlemişlerdi. Evet biz, onlar kendi terminolojisinde şöyle diyorlar. Yani, benim değil, bakın altını çizerek söyleyeyim, onlar kendi terminolojisinde biz İmralı'nın mesajını aldık.
Pratik koşullarda gereğini yapıyoruz diyerek gene ben kendi bildiklerini yapıyorlardı. Şimdi dolayısıyla bugünkü açıklamadan biz ne anlıyoruz?
Birincisi, , PKK: "Evet, ben silah bırakıyorum." Ateşkes ilan ediyorum, diyor.. İkincisi: "Kongreyi de toplayacağım." diyor. Buraya kadar tamam.
Ama bunun için üç tane şart sıralıyor. Bu ilk şart Sırri Süreyya Önder'in, dipnot olarak okuduğu, Öcalan'a atfen sarf edilen cümlenin birebir aynısı.Demokratik siyaset ve hukuki zeminin uygun olması. Az önce söylediğim şartlar. İkincisi, Öcalan'ın bizzat PKK kongresine katılıp orayı yönlendirip yönetmesi. Bu ne demek? PKK kongresi nerede yapılacak? Elbette Kandil'de yapılacak. Yani fizik olarak ya oraya gitmesi gerekir ya da fiilen oraya bağlanması gerekir. Kastedilen bu.
Üçüncüsü, Öcalan'ın özgür koşullara, fiziksel özgür koşullara kavuşması. Arkadaşları dahil istediği herkesle engelsiz ilişki kurabilmesi. Bu ne demek? Bu ya ev hapsi demektir, ya umut hakkı demektir, ya af demektir. Bunlar da bir şart olarak ileri sürülüyor.
Şimdi dedim ya başta, dedim ya, yani iktidar ve medyası tam da bunu örtmek istiyordu. Aslında, PKK'ya, evet Öcalan'a bir çağrı yaptırtıldı. Öcalan bunu kabul etti. Ancak bu çağrının karşılık bulması ve pratiğe geçirilmesi için belli şartlar vardı. Israrla o şartlar,, o şartlar göz ardı edilmek, ve tartışma konusu edilmek istenmiyordu. Zaten bir dikkat çekici husus da şu: Neden acaba Sırri Süreyya Önder'in Öcalan atfen söylediği cümle, Öcalan'ın bizzat kaleme aldığı metinde yok?
Sırrı Süreyya Önder'in açıklamadan sonra, Öcalan'a atfen söylediği cümle de Öcalan'a ait. O halde neden onlar bir metinde değil? Neden metinden sonra dile getirildi? Pekala açıklamada da olabilirdi. Ama açıklamada eğer bu olsaydı o zaman Öcalan'ın şartlı çağrı yaptığı ortaya çıkacaktı.
Ve dolayısıyla bunu,, metin dışında ifade ettiler. Şimdi iktidar sahipleri de, tabii buna istisnaden şöyle yaklaşıyorlar.
"Biz ancak", daha doğrusu güvenlik kaynakları da haklı olarak şöyle diyorlar: "kardeşim bizi metnin kendisi bağlar." diyorlar. Fakat tabii benim gördüğüm kadarıyla kazın ayağı öyle değil. Birincisi, bakın, PKK ilk kez, ateşkes çağrısı ya da silah çağrısı yapmıyor. İlk kez silah bıraktığını ilan etmiyor. İlk kez kendini de feshetmiyor. Bunlar hep hatırlanmadığı için şimdi herkes ilk kez AK Parti döneminde oluyormuş gibi davranıyor. Hayır, bu böyle değil. PKK 90'lı yılların başından 95-96'ya kadar defalarca kısa süreli ve uzun süreli de silah bırakmalar ilan etti. Tek taraflı bırakma ilan etti.
Hatta biri, Sayın Cumhurbaşkanı Özal'ın ölümüne denk geldi. PKK daha önce kendisi silah bıraktığını da açıkladı. 1999'da yakalandığında da bu ilanı yapmıştı. PKK daha önce kendini feshettiğini de açıklamıştı. 2002 yılında örgüt dağılma aşamasına gelmişti ve o tarihte PKK yine benzer açıklamalar gibi, yani,yine az önce, işte Öcalan'ın yaptığı açıklamalardaki argümanlara benzer argümanları sıralayarak kendini feshettiğini ve KADEK adını aldığını açıklamıştı. Biz bir dönemler PKK'ya KADEK diyorduk. Sonra KADEK isim değiştirdi. KONGRA-GEL oldu. KONGRA-GEL'den sonra tekrar PKK'ya döndüler.
Yani bunlar şimdi hatırlanmadığı için ilk kez PKK kendini, ilk kez PKK silah bırakıyormuş ve kendini feshediyormuş gibi davranıyorlar. Bu doğru değil. Doğru değil. Birincisi buradaki, evet, silah bırakma kararı alınmış.
Öcalan örgüte kendini feshet çağrısı yapıyor ama bunları şarta bağlıyor. Aynı şekilde PKK da şartlı şekilde uyacağını ilan ediyor. Bir de Evet. eksik ve ifade edilmeyen bir diğer husus şu. Şimdi, bu çağrının muhatabı kim? Ben bunu, Tayip Temel'e de sordum. DEM-PARTİ'li Tayip Temel'e de sordum. Kim bu çağrının muhatabı? Kürt sorununu bilmeyenler, tarihselliğinden haberdar olmayanlar, örgütsel boyutunu,, tanımayanlar meseleyi eksik anlıyorlar ya da eksik kabul ediyorlar. Bu sorunun muhatabı KCK mıdır, PKK mıdır, PYD midir, PJAK mıdır, PÇDK mıdır? Hepsi başka başka örgütler. Yani aslında başka başka isimlere sahip aynı ağacın dalları. Hepsinin de ayrı ayrı açıklama geldi zaten. Dediler ki, dediler ki: "Bu çağrının muhatabı sadece PKK ve Kandil." İyi de PKK ve Kandil denilen örgüt, kendisini Türkiye'nin topraklarının bir bölümünde Kürdistan kurma amaçlı,, faaliyet yürüten örgüt diye tanımlıyor. Halbuki, aynı örgütün İran'da PJAK diye bir yapılanması var., Irak'ta PÇDK diye bir partisi var. Suriye PYD diye bir partisi, onun YPG diye bir silahlı birimi var. Dolayısıyla bu çağrının muhatabı Suriye ve İran değil. Bu çağrının muhatabı PKK. İyi de PKK zaten Irak'ta bir silahlı eylemde değil. Türkiye'de de zaten uzun zamandır silahlı eylemler yapamıyor. Silahlı eylem olduğu olan bölge Suriye. Orada hem parti hem silahlı örgüt var ve orada belli bölge yönetiyor. PKK silahın, çağrının muhatabı burası değil. İran'da da ciddi bir silahlı örgüt var, PJAK. PJAK da bu çağrının muhatabı değil.