Home
01 Temmuz 2026 ( 0 izlenme )
Reklamlar

İBB davasında 60. gün! Murat Ongun'dan 'Emrah Bağdatlı kasası' iddialarına net yanıt


İBB davasının 60. gününde savunma yapan Murat Ongun, Emrah Bağdatlı'nın kasası olduğuna yönelik iddiaları yalanladı. Ongun, "Emrah bile kendisini savcılar kadar abartamazdı" dedi.


Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 59’u tutuklu, 414 sanıklı İBB davasının ilk duruşmasının 60. günü Silivri'de başladı.

İlk duruşmanın 9 Temmuz'da bitmesi bekleniyor. İkinci duruşma için öngörülen tarih ise 10 Ağustos 2026. Ekrem İmamoğlu'nun en son savunma yapması planlanıyor.

"1 MİLYON DOLAR TEKLİF ETTİLER"

Dün, Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un savunması dinlendi. Murat Ongun savunmasında, cezaevine gelen avukat Beliz Özkan'ın kendisine, ortak tanıdıkları olduğunu söylediği C.Y. aracılığıyla "1 milyon dolar verilmesi halinde eşinin tutuklanmasının engellenebileceği" yönünde teklifte bulunduğunu açıkladı.

Silivri'de başlayan 60. günde Murat Ongun’un savunması dinleniyor.

ARA SONA ERDİ

Ara sona erdi. Mahkeme başkanı, Ongun'a sorular yöneltiyor.

Mahkeme başkanı: Yönlendirmeleriniz oldu mu? -Murat Abbas, "Bazı reklam mecralarıyla ilgili bana talimatları oldu" sözlerine atıf yaparak-

Murat Ongun: Benim bir talimatım olmadı

ARA VERİLDİ

ARA VERİLDİ

Ongun, duruşma salonunda altı ayrı firma sahibinin ifadelerini okudu ve "Bu ifadelerin aynı kalemden çıktığı aşikar. Bu kadar benzerlik normal mi? Aynı ifadenin çeşitli versiyonları ve yapay zekada üretilmiş" dedi. Duruşmaya ara verildi.

Ekrem İmamoğlu salondan ayrılırken, "Murat muhteşem bir şey yaptı. Hakkı hukuku o kadar güzel savundu ki bütün ailelere yapılan zalimliği kınıyoruz, öpüyoruz sizi" dedi.

EŞİNİN SORUŞTURMAYA DAHİL EDİLMESİNE TEPKİ GÖSTERDİ

Murat Ongun, eşi Gözdem Ongun'un soruşturmaya dahil edildiğini söyledi. Ongun, "Hani rüşvet? 253.000 lira kar etmiş eşim ticaretinden. 11.500 lira çekmiş 3 yılda firmasından, hangi rüşvet?" dedi.

Ongun şunları söyledi:

"Size savunmamın başında, bunca iddiaya rağmen benim, eşimin, birinci, ikinci derece yakınlarımın mal varlığında hiçbir artış olmadığını söylemiştim. Hatta yani halk diliyle dersek "Avanak mıyım ben Sayın Başkan?" demiştim. Şu manzara ortada. Keza rüşvet demek, işi yaptırıp parayı vermek demektir. Şimdi ben bunun işini çözmüşüm ya. Benim karıma da almışlar 200-300 tane şey, 1 milyon liralık ticaret yapmışlar benim karımla. O da rüşvet olmuş ya, peki...

MASAK raporunda var değerli Başkanım, benim eşimin şirketinden, 3 yıllık şirket, şimdi 4 oldu, biz tutuklanana kadar geçen 3 yılda ne kadar para çekilmiş? Eğer böyle rüşvet aldıysam şirket hesabına yapmış bu para orada var, 11.500 lira çekmişiz 3 yılda. Hani rüşvet? 253.000 lira kar etmiş eşim ticaretinden. 11.500 lira çekmiş 3 yılda firmasından, hangi rüşvet? Yani nasıl bir kin, nasıl bir öfkeden gelindi? Benle de yetinmediler... Üç kez... Üç kez benim evimi bastılar, eşimin var, ona ev hapsi, kardeşim gibi gördüğüm bacanağıma hapis cezası... Ne yaptım ben size ya? Kim benden bu kadar nefret eder, ben anlamadım."

KARDEŞLERİN İFADESİNDEKİ ÇELİŞKİ...

KARDEŞLERİN İFADESİNDEKİ ÇELİŞKİ...

Murat Ongun, itirafçı Muhittin Palazoğlu'nun ve kardeşi Ahmet Palazoğlu'nun ifadelerinde çelişki olduğunu belirtti. Ongun, kardeşlerin ifadelerinin birbirini yalanladığını belirterek, "Kardeşi için bunları söyleyen Muhittin Palazoğlu, herkes için iddiada bulunacak kişiliğe sahip bir adam. Kardeşine kıyıyor, bu kadarcık bir karakter" dedi.

İMZALI İDDİANAME İLE İMZASIZ İDDİANAME ARASINDAKİ FARKLAR

İMZALI İDDİANAME İLE İMZASIZ İDDİANAME ARASINDAKİ FARKLAR

İmzasız iddianameyi hatırlatan Ongun, imzalı iddianame ile aralarında 7 fark olduğunu belirterek şunları söyledi:

"Önemli bir yere daha geliyoruz. İddianamenin imzasız, özellikle imzasız iddianamenin 69.u, ha bilmeyenler için söyleyeyim. 11 Kasım'da iddianame çıktığında, Sayın Başsavcı, odasında bir basın toplantısı, yani basınla sohbet buluşması gerçekleştirmişti. O sohbet buluşmasında imzasız olan iddianame servis edildi dışarıya. Sonrasındaysa imzalı, damgalı böyle ve savcılarımızın imzasının olduğu iddianame çıktı. İki iddianame çok ilginç. Arasında ben 7 fark buldum.

Güya yurt dışından metrolar için gelen finansmanlar, finansmanları biz örgüte müzahir firmalara aktarıyoruz. Bakın bu imzasız iddianame, sayfa sayısının yanında damga yok. imzasız iddianameye güya yurt dışı finansmanını aktardığımız denilen bu şirketlerden 4'ünün sahibi hiç suçlanmamış."

"AKIN BEY İLE AHBAP İLİŞKİLERİ VARMIŞ"

"AKIN BEY İLE AHBAP İLİŞKİLERİ VARMIŞ"

Ongun, Emre Erciş'in Mehmet Türk ve Fatih Türk'ü bir şebeke olarak adlandırdığını ve Ekrem İmamoğlu'yla ortak olduklarını iddia ettiğine değindi. Ongun, "Mehmet ve Fatih Türk isimli insanları iyi tanıyan biri var. O da Sayın Adalet Bakanımız. Ben bizzat Mehmet Türk’ten, Akın Bey’le iyi ahbap ilişkisi olduğunu, dinledim" dedi.

Murta Ongun şöyle konuştu:

"Bu operasyonun inanılmaz savunucusu, iddia makamının en büyük destekçisi, beni çok seven, sevgili Emre Erciş. AK Parti'nin eski Beylikdüzü İlçe Başkanı Mehmet Türk. Ben Mehmet Türk'le başkanımızın tanışıklığını biliyorum ama bu şahsın ifade ettiği gibi bir dostluk ilişkilerine dair bir tanıklığım yok yani, öyle yakın bir ilişkisini görmedim. Tanışıklıkları da Ekrem Başkanım CHP Beylikdüzü'nün İlçe Başkanı olduğuna göre, o da AK Parti İlçe Başkanı olduğuna göre demek ki, 2009'lu 10'lu yıllarda hep bir olmuşlardır diye düşünüyorum. Şimdi, ama bizi tutuklatma listemizi yayınlayan bu arkadaş, her şeyi bilen bu arkadaş eksik parça diyor, İmamoğlu'yla dost diyor, iştiraklerden ihaleleri almış diyor. Onun dediği adamın kardeşi, rüşvet sayılan tablet veriyor, telefon veriyor. Ekrem İmamoğlu'na selam veren gözaltına alınıyor, tutuklanıyor ama bu arkadaşlar çok rahat, çok özgür. Arayan soran yok. Şüphelenmemek ne mümkün?

Şimdi Fatih Türk, Mehmet Türk network'ü, şebekesi dedi ya değerli Başkanım, bir tablo yayınladı bu Emre Erciş X hesabında. O haberinde Ataköy'de bir adres veriyor. Burası için “şebekenin merkezi” diyor. Dahası Ertan Yıldız'ın Ertan İnşaatçılık firmasının da Ocak 2020'de bu şebekenin adresine taşındığını söylüyor. Ertan Yıldız da ifadesinde o mülk zaten benim diyor, evet taşındım ama benim diyor.

Damadı, oğlu, yeğeni, şusu, busu, kardeşi, kendi 40 tane ihale almışlar, bir sürü paralar kazanmışlar. Allah şanslarını bol etsin, daha çok versin. Ama Emrah Bağdatlı şeytan, Murat Ongun şeytan, Kültür Medya A.Ş. şeytan, Mehmet Türk, Fatih Türk pırıl pırıl insanlar. Mehmet Türk'ü, Fatih Türk'ü biz fanilerden ayıran ne?

Mehmet Türk de Nevşehirli. Sayın Adalet Bakanımızla tanışıklığı var. Kendisi bana tanışıklıklarını anlattı, samimi olduğunu söyledi. Samimiler, değiller bana ne, bana ne. Ben, Mehmet Türk'ün ifade ettiğini söylüyorum. Bu ailenin asıl patronu Mehmet Türk. Soruşturmanın lideri o günün başsavcısı, bugünün Adalet Bakanımızla, Sayın Gürlek'le ahbaplıkları var. Bunca ifade, bunca ihale ortaya çıkmış ama bu aile korunmuş. O zaman ben şunu sorarım değerli Başkanım. Şunu sorarım: Ertan Yıldız'la Süleyman Atik'in itirafçı yapılması sürecinde Mehmet Türk ailesi etkin olarak görev almış mıdır? Bu insanların itirafçı yapılmasında iddia makamı tarafından yönlendirilmiş midir?"

"TELEFONU DAVET ÜZERİNE TESLİM ETMİŞ"

"TELEFONU DAVET ÜZERİNE TESLİM ETMİŞ"

Ongun, "Savcılığa göre örgüt yöneticisi ve 30 iştirak şirketinden sorumlu Ertan Yıldız’ın sır telefonunu saklayan Fatih Türk’e kimse hesap sormuyor. Kimse Fatih Türk’ü merak etmiyor. Sakladığı telefon dahi merak edilmemiş. Fatih Bey 16 Temmuz 2025’te telefonu davet üzerine teslim etmiş. Ertan 12 Ağustos'ta ifade vermiş, telefonunun şifresini bile sormamışlar" ifadelerini kullandı.

Ongun şöyle konuştu:

Bayram Yıldırım'ın 3 Temmuz 2025 tarihli ifadesini okuyorum. "19 Mart operasyonu sonrasında Ertan Yıldız'a ait olan ve ele geçirilemeyen iki telefon vardı. Telefonlardan biri bende, diğeri Fatih Türk'teydi. Bendeki telefonu ve SIM kartı kırıp kanalizasyona attım. Fatih Türk kendisindeki telefonu ne yaptı bilmiyorum. Bu telefona ait numaralardan biri ****, diğeri yabancı bir ülkeye ait numaraydı."
Değerli heyet, Kadriye Hanım telefonu sakladığı iddiası için delil saklamadan ve örgütsel bağlılıktan bir yıl tutuklu kaldı. Delil niteliğindeki telefonu kırıp attığını beyan eden Bayram Yıldırım serbest. Erol'a verilen telefon Ekrem İmamoğlu'na ait olduğu için Burcu, Melih, Kadriye yargılanıyor.

Savcılığa göre örgüt yöneticisi ve 30 iştirak şirketinden sorumlu Ertan Yıldız'ın sır telefonunu saklayan Fatih Türk'e kimse hesap sormuyor. Kimse Fatih Türk'ü merak etmiyor. Sakladığı telefonu da... Bayram bu bilgiyi 3 Temmuz tarihinde vermiş, ek dosyaları taradım. 3 Temmuz'da şu bilgiyi veriyor ya, Fatih Türk beyefendiye 16 Temmuz 2025'te, 13 gün sonra emniyete davet etmişler ifade almaya değil. "Telefonu getirir misiniz?" demişler. Fatih Bey de 16 Temmuz'da getirmiş. Bu gizemli telefonu vermiş.

Fatih Bey'e şunu dememişler: "Şifresini de verir misiniz? İçinde ne var ne yok bakalım. Ertan Yıldız'ın gizlenen telefonuymuş." dememişler. Şifreyi de vermiyor. Ne zaman veriyorlar şifreyi? 40 gün sonra, 25 Ağustos 2025'te, ek tutanaklarda var, şifreyi de söylüyor. Değerli başkanım, Ertan Yıldız'ın bir etkin pişman ifadesinin tarihi 12 Ağustos. Bu telefonu niye merak etmiyorsunuz da 25 Ağustos'ta şifre soruyorsunuz?

Hadi 16 Temmuz'da Fatih Türk'e sormadınız. "Benim değil, bilmem." demiş olabilir. "Bana verdi, böyle kapalıydı." demiş olabilir, anlarız. Ertan Yıldız gelmiş 12 Ağustos'ta, deseniz ya ona: "Şu telefonun şifresini ver bakalım. Bu İBB'deki büyük yolsuzluklar hep iştirak şirketleri etrafında dönüyor. Sen de 30 tane iştirak şirketinin başındasın. Bakalım biz bu telefonu bir inceleyelim dijital materyalleri." dememişler. Bazı telefonlar çok merak edilir, insanı hapse attırır; bazı telefonlarda hayat farklı akar.

Madem İBB soruşturmasında delil arayıp da bulamıyorlar, neden örgüt yöneticisi Ertan Yıldız'ın telefonunu merak etmiyorlar? Bu arada merak edenler için söyleyeyim; 3 3 4 4 5 5 nolu şifrenin verildiği 25 Ağustos'taki telefon açılıyor emniyet tutanağı mevcut ek dosyada, telefonumuz bomboş, içinde hiçbir veri yok.

"FATİH TÜRK HİÇ MERAK EDİLMEMİŞ"

"FATİH TÜRK HİÇ MERAK EDİLMEMİŞ"

Murat Ongun, 4 şoförün tutuklanmasına da neden olan Bayram Yıldız'ın ifadesinde geçen Fatih Türk isminin savcılık tarafından neden merak edilmediğini sordu:

"Konu; Ekrem İmamoğlu'na ait yıllar öncesinden kalma bir cep telefonunun, özel kalemdeki arkadaşlarınca, Bilgi İşlem Daire Başkanı Erol Özgüner'e verilmesi, Erol Özgüner'in tutuklanınca bu telefonu ihbar ederek etkin pişman olması, telefonun bulunmasının sağlanması. Günlerce, hatırlarsınız geçen yıl medyada başkanım bu gizemli telefonu anlatıldı, adeta Pandora'nın kutusu muamelesi yapıldı. İddianamede ise bu telefonun içeriğine dair tek bir şey göremedik.

Şimdi Eylem 16'nın değerlendirme bölümünde iddia makamı şöyle diyor: "Kadriye Kasapoğlu'nun örgütün gizlilik unsuru kapsamında hareket edip, delillerin ele geçirilmesini engellemek amacıyla 19 Mart 2025 tarihinde yapılan gözaltı ve arama işlemleri sırasında, örgüt liderinin gayrimeşru işlerinde kullandığı değerlendirilen telefonu teslim etmediği, saklanması için gönderdiği, bu suretle örgütsel bağlılık sergilediği ve suç delillerini gizlediği anlaşılmıştır." Aynı suçlama sanıklar Burcu Ciner ve Melih Gecek için de yapıldı. Onlar da sanık. Yani suç delili gizleme ve örgütsel bağlılık var deniliyor.

Telefon saklanmasına yapılan bu atfı yani örgütsel bağlılık ve suç delili gizleme kavramını lütfen hafızamızda tutarak Eylem 18'e geçelim. Eylem 18'de aslında Ertan Yıldız'ın şoförü, itirafçı Bayram Yıldırım'ın bir ifadesi. Bayram'ın ifadesi, 4 şoförümüzü 7 ay tutuklattı.

Bayram Yıldırım, iddia makamınca güvenilir ve makbul bir tanıktır. Güvenilir ve makbul ki kendisini yalanlayan dört tane şoförü yedi ay cezaevinde yatırabilmiştir. O denli güvenilirdir. Hal böyle olunca dedim ki "Bu makbul Bayram'ın tüm beyanını bir okuyayım ben." Okudum. Başka konular da anlatıyor. Orada mesela Fatih Türk diye isimli biri var. Diyor ki, Fatih yani şöyle diyor, Fatih Türk isimli birinin kendisine koli verdiğini, Fatih Türk'e soramadığını ama merak edip kutuyu açınca 7 iPhone 16, 7 Apple marka tablet, 7 klavye gördüğünü belirtiyor.

Şoförler ‘Yallah Silivri’ye’! Ama rüşvet sayılan telefon ve tableti veren Fatih Türk hiç merak edilmemiş.

Savcı merak etmeyince ben merak ettim. Gördüm ki Fatih Türk adı Bayram'ın ifadesinde başka bir olayda geçiyor. Tıpkı eylem 16'daki gibi bizim arkadaşlarınızı yedi ay cezaevinde yatıran gizli telefon olayı."

"ÇEKİNO NEREDE?"

"ÇEKİNO NEREDE?"

Murat Ongun "verilerin sızdırıldığı" iddiasına ilişkin Çekino firmasına dikkat çekerek şunları söyledi:

"Her şeyi Çekino A.Ş.'ye sızdırmışız! Vay be! Dikkat edin, bu bir iddia. Güzel. Peki Çekino firmasının sahibi ya da bilişim yetkilileri, ifadelerine başvurulmuş mu? Hayır, iddianamede bizi kandırmaya çalışmışlar. Hüsnü Can Şen diye birini Çekino firma yetkilisi diye ifadesini koymuşlar Başkanım. Okuyun Hüsnü Can Şen’in ifadesini; "Çekino'nun alt taşeronu, alt taşeron firmasının sahibi Hüsnü Can Şen." Güya Çekino firmasının öbür çalışanı kimi yapmışlardı? Burada huzurunuzda ifade verdi. İSPER'in yani İBB'ye bağlı İSPER şirketinin 19 yıllık çalışanı Mehmet Çağlar Kuru, için de Çekino çalışanı diye bu iddianameye ifadesi kondu. Değerli Başkanım, şunları biz yapıp Çekino'ya sızdırdıysak, Çekino nerede? Çekino'dan çekinen mi var?"

BAĞDATLI'NIN MAL VARLIĞI MASAK RAPORUNDA

Murat Ongun, MASAK raporuna göre Emrah Bağdatlı'nın toplam mal varlığının 34 milyon lira yani 700.000 bin dolar olduğunu belirterek, "Ongun adına rüşvet görüşmeleri yapan, ihalelere fesat karıştıran, medyayı fonlayan, trolleri fonlayan Emrah Bağdatlı'nın mal varlığı 700.000 Amerikan doları. Serdar Haydanlı’nın iş artırımından bile az" şeklinde tepki gösterdi.

Ongun şunları söyledi:

Emrah Bağdatlı'nın, fenomen Emrah Bağdatlı'nın mal varlığı ne? MASAK raporunda yazıyor, iddianameden okuyorum değerli Başkanım. 2023 yılından iki aktif tapu. Bir tanesi mesken, bir tanesi dubleks mesken. Kendine ait aracı yok, şirketine ait 6 adet araç var. Hım, 2023, iki aktif tapu. Bir tanesi dubleks mesken, biri mesken. Şimdi, mesken var, mesken var. Neymiş bu meskenler? Acıbadem'de 1+1 daire. Dubleks mesken dediği de İğneada'nın bir köyünde 60 metrekare ev. MASAK raporu bu iki eve toplam 20 milyon lira değer biçmiş. MASAK raporunda yazıyor. Yani Beşiktaş'ta 1+1 ev ancak alınacak bir daire. Gelelim 6 araca. 5 Ocak 2026 tarihli en taze MASAK raporunda araçların değerlendirmesi yapılmış. Hepsinin toplamına, yani 6 otomobile toplamda 8,5 milyon lira değer biçilmiş. Hatta altında bir not var değerli başkanım, diyor ki: "6 aracı birden birisi alırsa 7,5 milyon liraya da toplu halde elden çıkarılabilir." Bir de 6,5 milyon lira değerinde bir teknesi var. Tüm mal varlığı bu. Tüm mal varlığı bu. Bu dev yolsuzluklara imza atan Emrah Bağdatlı'nın toplam mal varlığını yazdım alt alta, topladım. Karşıma 34 milyon liralık bir mal varlığı çıktı. 700.000 dolar. Milyarlarca liralık ihaleleri organize eden, onlarca firmanın gayri resmi sahibi olan, Murat Ongun adına rüşvet görüşmeleri yapan, ihalelere fesat karıştıran, medyayı fonlayan, trolleri fonlayan Emrah Bağdatlı'nın mal varlığı 700.000 Amerikan doları. Serdar Haydanlı’nın iş artırımından bile az.

"KASA" İDDİALARINA YANIT

Murat Ongun, Emrah Bağdatlı'nın kasası olduğuna yönelik iddiaları yalanladı. Ongun, "Emrah bile kendisini savcılar kadar abartamazdı" dedi.

Ongun sözlerine şöyle devam etti:

Milyarlarca liralık, on milyarlarca liralık firmaların tepesinde sorumlu olan Ertan Yıldız'ın adı bu iddianamede 1455 kez geçiyor. Yine örgüt yöneticisi olan Adem Soytekin'ın adı 999 kez geçiyor. Diğer sözde yönetici Murat Gülibrahimoğlu'nun adı 900 kez geçiyor. Emrah Bağdatlı 2915 kez geçiyor. Ertan 1455, 30 firmadan sorumlu. Emrah Bağdatlı 2915. Yani iki tane Ertan eşittir bir tane Emrah. Allah aşkına böyle bir saçmalık olabilir mi değerli Başkanım?

2021'e doğru benim yanıma gelmeden önce zaten işi gücü yerinde, mali vakti yerinde olan görüyorsunuz MASAK raporunda var hangi firmalarla işler yaptığı. Yani bu adam ağaç kovuğundan çıkmamış. İddia makamının özel vasfa haiz üye diye nitelendirdiği şahıs şöyle anlatılıyor iddianamede: "Murat Ongun'un kurduğu sistemde organizatör olan şahıs, aynı zamanda Murat Ongun'un kasası, Kültür ve Medya A.Ş. yöneticilerine talimat veriyor. İştiraklere alınacak personele o karar veriyor. Sahibi ya da gayri resmi ortağı olduğu firmalara usulsüz ihale veriyor. Murat Ongun adına rüşvet görüşmeleri yapıyor. Birçok reklam firması sahibini İBB personeli gibi çalıştırıyor. İletişim koordinatörlüğünü üs gibi kullanıp sosyal medya trol yapılanmasını ve medyayı finanse ediyor." Yani aslında bana yapılan suçlamaların tamamı, Emrah Bağdatlı'ya da yapılmış durumda.

Değerli Başkanım; inanın Emrah bile kendisini savcılar kadar abartamazdı. Kasa olduğuna dair bir tane makbuz... 2020 yılı demiyorum. Dedim ki 2000 yılından beri tanıyorum. “Bir yudum insan” belgeselinden tanıyorum dedim. Daha 20 yaşındayken. Bir tane bana bu 25 yılda Emrah Bağdatlı'yla benim aramda bir banka para transferi, para hareketi gösterebilirler mi? Yok. Nihat Sütlaş'la gösterebilirler mi? 30 yıllık arkadaşım o da. Yok. Çünkü öyle bir ilişkimiz yok değerli Başkanım. Ben bütün arkadaşlık ilişkilerini paraya, ticarete, ihalelere endeksleyen bir zihniyeti ben gerçekten anlamıyorum. Şimdi, kasa olduğuna dair veri yok. Ayrıca Emrah'ın aniden zenginleştiğine dair bir verisi de yok savcıların. Kültür-Medya A.Ş. çalışanlarına talimat verdiği ve buraya alınacak personeli belirlediğine dair tek bir kanıt yok.

"BENİ VE EMRAH'I SUÇLAYAN TAHLİYE OLDU"

Murat Ongun, itirafçıların kendisini ve Emrah Bağdatlı'yı hedef alarak tahliye olduğunu belirtti. Ongun, Bağdatlı'nın İletişim Koordinatörlüğü'nde bir odası olmadığını da belirtti.

"Savcılığınızın fenomen zanlısı Emrah Bağdatlı ve ortağının bizlerden 2,5 yılda aldığı işin toplamı 7,5 milyon lira" diyen Ongun şöyle konuştu:

"Pek çok itirafçı aynı ve benzer cümleleri kullanarak tahliye oldu; yani Murat Ongun'u ve Emrah Bağdatlı'yı suçlayarak. Emrah'ı işte 20 küsur yıldır tanırım. Bir kere Emrah Bağdatlı'nın İletişim Koordinatörlüğü'nde bir odası yoktur. Şu salonda bir Allah'ın kulu Emrah'ın odasında çay içmemiştir; yani odası yok.

bu insanın hem medya ve prodüksiyon alanında, film alanında hem de etkinlik alanında 15 yıllık ortağıyla beraber şirketleri var, bir tecrübesi var. organizasyon işlerinde, ben bir paralel yapı kurmuşum, bu yapının başına da Emrah'ı koymuşum, Emrah da burada işleri yürütür olmuş. Bu ifadeler, bu beyanlar tepeden tırnağa kadar yalandır.

Yani savcılığınızın fenomen zanlısı Emrah Bağdatlı ve ortağının bizlerden 2,5 yılda kayıtlı kuyutlu resmi olarak aldığı işin toplamı 7,5 milyon lira, yaklaşık.

Şimdi fasit bir daire oluşturuldu dediğim gibi. 2,5 ay İBB'nin en küçük şirketi Medya AŞ üzerinde tepinildi, benim üzerimde tepinildi. Doğal olarak benle yakınlığı nedeniyle Emrah'ın üzerinde tepinildi. Medyaya, gazetelere aynı yönde yazılar yazdırıldı. Burada söyledi bu tanıklar, bunları gazetelerden okuyarak gelip itirafçı oldular, beni, Emrah'ı suçladılar, ondan sonra da çekip gittiler. Murat Ongun oldu şeytan, Emrah Bağdatlı oldu şeytan. Aman biz bunlara dokunursak yanarız oldu."

DURUŞMA BAŞLADI

Murat Ongun hakkında işlem yapılmayan isimlere değindi. Mahkeme başkanına seslenen Ongun, şunları söyledi:

"Benim cezaevinde başımı yastığa koymam için bu insanların neden kayrıldığı konusunda şu ana kadar bize bir açıklama yapılmadı. Siz bize bir açıklama yaparsanız gönül rahatlığıyla cezamı çekeceğim."

Kaynak: Halk TV

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Isaac Herzog kendi çalıp, kendi oynuyor: Bu kez de Hitler gerekçesiyle Filistinliye zulüm edecekler İmamoğlu böyle yanıt verdi İmamoğlu jetine bindiği Koç'tan milyonluk çikolata aldı! Çarpıcı ‘128 milyar dolar’ analizi: Rezerv satışına rağmen TL eridi!