Binyamin Netanyahu'nun Washington turu, Donald Trump'ın ise başta kendi ülkesi olmak üzere tüm dünyadan gelen tepkilere rağmen Filistinlilerin Gazze'den sürme ısrarı sürüyor. Üst düzey Washington yetkilileri çarşamba günü Trump'ın ifadelerini yumuşatma gayretine girerken, ABD Başkanı'nın geçen salıdan beri attığı tek geri adım, perşembe günü ABD askerlerinin Gazze'ye girmeyeceğini açıklaması oldu.
Netanyahu dün akşam saatlerinde Washington'da kaldığı otelden yayınladığı video mesajında, Trump'ın tehcir projesiyle ilgili olarak şunları söyledi:
“Bu yıllar sonra ortaya atılan ilk orijinal fikir. Bu önerinin dikkatle dinlenmesinin faydalı olduğunu düşünüyorum."
Perşembe günü ilerleyen saatlerde ABD Senatosu liderleriyle bir araya gelen Netanyahu'ya, "Başkan Trump'ın planını uygulanabilir kılmak için Gazze'de ABD askerlerine ihtiyaç var mı?" sorusu yöneltildiği öğrenildi. İsrail Başbakanı bu soruyu “Hayır.” diye yanıtladı.
Binyamin Netanyahu ayrıca aynı gün, İsrail Kanal 14'e Tel Aviv'in kendisine tehdit oluşturacak hiçbir anlaşma yapmayacağını, özellikle de Filistin Devleti'nin kurulmasına izin vermeyeceğini ileri sürdü. Suudi Arabistan'ın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek için Filistin Devleti talebine ilişkin pozisyonu sorulduğunda Netanyahu şöyle yanıt verdi:
"Devletin ne olduğunu biliyor musunuz? Bir Filistin Devleti vardı, ona Gazze diyorlardı. HAMAS yönetimindeki Gazze bir Filistin Devleti'ydi ve bakın ne elde ettik. 7 Ekim'den sonra Filistin Devleti'nin kurulması terörizm için büyük bir ödüldür. Sadece HAMAS için değil, İran için de büyük bir zafer. Ve bizim ve ortaklarımız için büyük bir yenilgi."
Netanyahu alternatif olarak şu öneriyi sundu: “Suudi Monarşisi Suudi Arabistan'da bir Filistin Devleti kurabilir, orada çok fazla toprakları var.”
Donald Trump'ın Filistinlilerin Gazze'den sürülmesiyle ilgili son açıklamaları hakkında Netanyahu, "Trump, kalıpların dışında düşünen dünyayı şaşırtan yeni bir fikir ortaya attı." dedi. Ayrıca ABD Başkanı'nın kendisine Gazze'deki planla ilgili olarak bir dizi dünya lideriyle iletişim halinde olduğunu söylediğini açıkladı.
Netanyahu, Trump'ın ilk dönemindeki İbrahim Anlaşmaları'na bulunarak, "Arap ülkeleriyle normalleşme görüşmelerinin imzalanmadan önce üç yıl boyunca gizlice devam ettiğini" ve "başta Suudi Arabistan olmak üzere diğer ülkelerle normalleşmenin hala mümkün olduğunu" iddia etti.
Amerikan ve İsrail kaynakları, Netanyahu'nun Washington ziyareti sırasında HAMAS ile esir değişim anlaşmasının uygulanmasına devam etme planını sunduğunu ve "anlaşmanın ilk aşamasının uzatılmasını" önerdiğini belirtti. Bir İsrailli yetkili, "HAMAS Gazze'yi kontrol etme fikrinden vazgeçmezse ordu Selahaddin (Philadelphi) Koridoru'ndan çekilmeyecektir." dedi.
Kaynaklara göre İsrail Başbakanı ayrıca Tel Aviv'in daha önce serbest bırakmayı kabul etmediği Filistinli tutukluları salıvermek için de HAMAS'ın Gazze üzerindeki kontrol ve yönetiminden vazgeçmesini ayrıca hareketin üst düzey yöneticilerinin Gazze'den ayrılmasını şart koştu.
İsrail basını, Netanyahu'nun Trump'a toplantıları sırasında Orta Doğu'daki öncelik sırasını değiştirecek bir teklif sunduğunu, HAMAS ile anlaşma tamamlanmadan önce İran'a saldırı yapılmasını teşvik edeceğini açıkladı. Kanal 12'ye konuşan kaynaklara göre Netanyahu'nun Trump'tan önce İran'a saldırıyı sonra Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşmasına giden adımları onaylamasını ve ancak bundan sonra HAMAS ile ateşkesin ikinci aşamasını tamamlamasını istedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da aynı gün yaptığı açıklamada, Gazze'nin şu anda patlamamış silahlar gibi tehlikeler nedeniyle "yaşanabilir olmadığını" ve bölge yeniden inşa edilirken insanların başka yerlerde yaşamak zorunda kalacaklarını söyledi. Dominik Cumhuriyeti'ne yaptığı ziyaret sırasında muhabirleri yanıtlayan Rubio, diğer ülkeleri Gazze'nin yeniden inşasına yardım etmeye teşvik etti “ancak kimse bunu yapmak için acele etmiyor gibi görünüyor" diye ekledi.
Filistinlilerin bölgeye geri dönüp dönemeyeceklerine ilişkin bir açıklama yapmayan Dışişleri Bakanı, "Filistin halkı konusunda çok fazla endişe dile getiren bölge ülkelerinin sorunlara bir çözüm ve yanıt bulmaları gerektiğini" belirtti.