Home
30 Haziran 2026 ( 0 izlenme )
Reklamlar

Aziz İhsan Aktaş davasının karar celsesinde 10. duruşma günü



Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara dahil 7 kişinin tutuklu olduğu Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü davasının karar celsesi, üçüncü haftasının onuncu duruşmasında, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarla sürdü.

Bugün; örgüt lideri olduğu iddia edilen ancak etkin pişmanlık ifadesinin ardından tahliye edilen iş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın avukatı Özer İncegül, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasına başladı. 

İncegül son celsenin ilk günü, savunmasını 2-3 gün sürecek şekilde planladığını açıklamıştı.

Cumhuriyet, Silivri'den gelişmeleri anlık olarak aktardı...

AKTAŞ’IN AVUKATINDAN “GİZLİ TANIK” TEPKİSİ 

Avukat İncegül, iddianamenin örgüt suçlamasını, “kaynağı belirsiz ihbarlar ve güvenilirliği tartışmalı gizli tanık beyanları” üzerine kurduğunu savundu. Soruşturma makamının bu bilgileri somut olgu gibi kabul ederek iddianameye taşımasının maddi gerçeğin araştırılması ilkesiyle bağdaşmadığını belirten avukat, duruşmada dinlenen gizli tanıkların ifadelerinin de bu durumu ortaya koyduğunu söyledi.

Savunma devam ederken Mahkeme Başkanı duruşmaya ara verdi. 

Duruşma yarın da Aktaş’ın avukatı Özer İncegül’ün savunması ile devam edecek.

AKTAŞ'IN AVUKATI: "ÇOK SAYIDA BELEDİYE BAŞKANINI TUTUKLATTI ALGISI GERÇEĞİ YANSITMIYOR, SADECE 4 BELEDİYE BAŞKANI TUTUKLANDI”

Aziz İhsan Aktaş’ın avukatı Özer İncegül, bugünkü savunmasının tamamında “örgüt” suçlamasına itiraz etti. İncegül, müvekkilinin etkin pişmanlık hükümlerinden tahliye edilmek için değil, "yolsuzluklarla etkin mücadele edilmesi" amacıyla yararlandığını, dile getirdikleri mağduriyetlerin de başkalarının benzer mağduriyetler yaşamaması için anlatıldığını savundu. İncegül ayrıca Aktaş’ın özel girişten salona alınmasını, “Güvenlik sebebiyle emniyet güçlerinin belirlediği yerden adliyeye girmek zorunda kaldık” diyerek gerekçelendirdi. 

Aktaş’ın etkin pişmanlık ifadesinin ardından CHP’li belediye başkanlarının tutuklanmasına ilişkin eleştirilere ilişkin konuşan İncegül, “Sadece 4 belediye başkanı tutuklandı” diyerek savundu. İncegül şunları söyledi:

“Duruşma aralarında güvenlik sebebiyle koridorda cam önünde beklemek zorunda kaldık, hakim-savcı katında olduğumuza dair yalan haberlere şahit olduk. Güvenlik sebebiyle emniyet güçlerinin belirlediği yerden adliyeye girmek zorunda kaldık. Sanki Aziz İhsan Aktaş’a mahkeme ayrıcalık tanıyormuş gibi yalan haberlerle muhatap olduk. Bu dosyada bizim gibi mağdur olan herhangi biri oldu mu? Olmadı. Haber olduk, cevap vermedik yine haber olduk. Sessiz kaldıkça haber olduk, haber oldukça manşet olduk, manşet oldukça gündemde kaldık. 

Müvekkilimin etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilen ifadeleri sonucunda çok sayıda belediye başkanını tutuklattığı yönünde gerçeği yansıtmayan bir algı oluşturuldu. Oysa somut gerçeklik bunun tam tersiydi. Müvekkilin etkin pişmanlık kapsamında verdiği beyanlarla doğrudan bağlantılı olarak tutuklanan belediye başkanı sayısı 4’tür. Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe bu iddianamenin konusu değil. Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, sadece 4 belediye başkanı ile ilgili beyan var. Kamuoyunda müvekkilimin ifadeleriyle ilişkilendirilmeye çalışılan birçok belediye başkanı hakkında böyle bir durum yok. 

Bazı sanık müdafileri tarafından müvekkilin CHP’li belediyelere karşı art niyetli hareket ettiği ileri sürüldü. Ancak bu iddia dayanaksızdır. Müvekkilim iddia edildiği gibi belirli bir siyasi görüşe karşı husumet besleyen, siyasi amaçlarla hareket eden bir yaklaşımı olsaydı, birlikte çalıştığı çok sayıda belediye başkanı hakkında da benzer beyanlarda bulunurdu.

Nasıl ki etkin pişmanlıktan tahliye olmak için değil, yolsuzluklarla etkin şekilde mücadele edilmesi için yararlandıysak; bu mağduriyetleri de ceza almamak için değil, bu mağduriyetleri yaratan seçilmişlerin başkalarını da mağdur etmemek için anlatıyoruz.”

14.25 I “AZİZ İHSAN AKTAŞ’IN MAĞDUR EDİLMİŞ BİR İŞ İNSANI OLARAK BERAAT EDECEĞİNE İNANIYORUM”

Duruşmaya verilen aradan sonra; örgüt lideri olduğu iddia edilen ancak etkin pişmanlık ifadesinin ardından tahliye edilen iş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın avukatı Özer İncegül savunmasına başladı. Öte yandan; Aktaş ve akrabaları, 3. celsenin ilk gününden bu yana olduğu gibi diğer sanıkların kullanımına kapalı olan kapıdan içeri getirilerek duruşma salonundaki yerini aldı. 

Savunmasının 2-3 gün süremesi beklenen avukat İncegül, “Gerçeklerin ortaya çıkacağı yerin televizyon ekranları değil, şu an huzurunuzda bulunduğumuz mahkeme olduğunun farkındaydık. Savunmamı yaparken bazen dosyanın savcısı olacağım, bazen en ağır şekilde eleştireceğim, bazen de dosyanın bir numaralı sanığının avukatı olacağım. Savunmasını yaptığım müvekkil Aziz İhsan Aktaş'ın bu dosyada mağdur edilmiş bir iş insanı olarak beraat edeceğine olan inancım tamdır. Çünkü müvekkil bu dosyanın sanığı ve faili değil; iddia edilen yolsuzluk düzeninin mağdurudur” diyerek sözlerine başladı. 

AKTAŞ’IN AVUKATINDAN “CHP”, “MUTLAK BUTLAN” “KURULTAY” ÇIKIŞI

Davanın siyasi olduğu yönündeki eleştirilere değinen İncegül, “Bu dava, siyasi bir dava değildir. Bu dava adli bir davadır. Dosyanın da siyasi değil, adalet ve hukuk çerçevesinde sonuçlandırılması gerektiğine inanıyoruz. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi ile müvekkilin herhangi bir husumeti bulunmamaktadır. Bu dava son günlerde gündemde olan ne mutlak butlan tartışmalarının ne de kurultaydaki şaibe iddialarının ceza davasıdır. Eğer müvekkile karşı suç işleyen herhangi bir kişi varsa, bunun A Partisi, B Partisi ya da C Partisi mensubu olmasının hiçbir önemi yoktur. Bu durum, ilgili siyasi partinin kendi içinde değerlendirmesi gereken bir konudur. Müvekkilin siyaseti dizayn etmek ya da siyasete yön vermek gibi bir amacı hiçbir zaman olmamıştır” ifadelerini kullandı. 

“MÜTALAA İÇİN HANGİ TANIMIN KULLANMAK GEREKİYOR BİLEMİYORUZ”

Avukat İncegül, mütalaanın iddianamedeki sınırları aştığını, birçok çelişki ve gerekçesizlik içerdiğini söyledi. “Mütalaa için hangi tanımı kullanmak gerekiyor bilemiyoruz” diyen İncegül, iddianamede yer almayan bazı değerlendirmelerin esas hakkındaki mütalaada yer aldığını belirtti. İncegül, iddianamede kamu zararı bulunmadığı belirtilen bazı ihaleler bakımından mütalaa aşamasında kamu zararından söz edildiğine dikkat çekti. İncegül, bilirkişi incelemesi taleplerinin reddedilmesine rağmen bu hesaplamaların nasıl yapıldığının açıklanmadığını söyledi.

ÖRGÜT İDDİALARINI REDDETTİ 

Mütalaada sanıkların hukuki konumlarının da açık biçimde ortaya konulmadığını öne süren İncegül, “Kimin asli fail, kimin müşterek fail, kimin azmettiren, kimin yardım eden olduğu belli değil” dedi. İncegül, Aziz İhsan Aktaş’ın tek faaliyetinin ticaret yapmak olduğunu, hakkında ileri sürülen örgüt iddiasını kabul etmediklerini belirtti.

“SAVCI ADETA KANUN KOYUCU GİBİ YENİ BİR ÖRGÜT TANIMI YAPMIŞ”

İncegül, sözlerine şöyle devam etti:

“Sayın Cumhuriyet Savcısı, müvekkilin kurduğu iddia edilen yapının klasik suç örgütlerinden farklı olduğunu, günümüzde ekonomik ve ticari ilişkiler çerçevesinde faaliyet gösteren şirketlerin de örgüt olarak değerlendirilebileceğini, iş insanlarının, şirket yöneticilerinin, yüklenicilerin ve patronların da bu kapsamda suç örgütü kurabileceğini ileri sürerek adeta kanun koyucu gibi yeni bir örgüt tanımı yapmıştır.

Biraz önce de ifade ettiğim gibi, gerektiğinde savcı gibi, gerektiğinde müdafi gibi konuşacağım; gerektiğinde de iddia makamını hukuki açıdan eleştireceğim. Burada Sayın Savcı, kanunda bulunmayan yeni bir örgüt tanımı oluşturarak adeta yasama organının yerine geçmiş ve kanunda olmayan bir gerekçe yazmıştır. Oysa iddianame kanuna ve yerleşik hukuki ölçütlere dayanmalıdır.”

11.35 I “KAMU GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEM, ÜZERİME ATILI SUÇLARI İŞLEDİĞİMİN KANITI DEĞİLDİR”

Duruşmada günün ilk savunmasını, 22 Nisan’da tahliye olan eski Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Gülal Erdovan Anıl yaptı. 370 gün tutuklu kaldığını söyleyen Anıl, tahliyesine sevindiğini ancak bu kararın 1 yıl 5 gün “haksız yere” tutuklu kaldığı gerçeğini değiştirmediğini dile getirdi.

Esasa ilişkin mütalaada kendisi hakkında ceza istenmesine itiraz eden ve üzerine atılı tüm suçlamaları reddeden Anıl, “Ben daha önce kollukta, soruşturma savcısında ve sizlerin karşısında vermiş olduğum detaylı savunmalarımı aynen tekrar ederim. Tüm eylemler yönünden aynı suçlamalar adeta bir kopyala-yapıştır şekliyle tüm suçlamalara altlık edilmiştir. Destek hizmetleri müdürü olarak kamu görevinin gereğini yerine getirmem, atılı suçları işlediğimin kanıtı değildir. Ben ve arkadaşlarım yasaklı olduğu bilinen hiçbir firma ile sözleşme imzalamadık. Ekonomik ve mali yeterliliği olmayan hiçbir firmanın teklifini değerlendirmedik. Kanunun maddelerinin dışına çıkmadık. Yaklaşık maliyetin gizliliğini asla ihlal etmedik. Hiçbir yakınımız ihalelere katılmamıştır ya da hiç kimseden herhangi bir menfaat sağlamadık” dedi.

Anıl, dosyadaki teknik değerlendirmelerin varsayımlara dayandığını belirterek ihaleye fesat karıştırıldığı iddialarını kabul etmedi. Özellikle akaryakıt ve katkı maddesi ihalelerinde kamu zararı bulunduğu yönündeki değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını savunan Anıl, belediyenin mali sıkıntılar nedeniyle ödemeleri bir yıllık çeklerle yaptığını, bu nedenle peşin çalışan akaryakıt şirketlerinin fiyatlarıyla karşılaştırma yapılmasının doğru olmadığını söyledi.

“BELEDİYEDEN İHALE ALAN ŞİRKETLERİN DİĞER KAMU KURUMLARINDAN ALDIĞI İHALELER DE İNCELENSİN”

2020 yılında yapılan araç kiralama ihalelerinde fiyat farkı öngörülmediğini belirten Anıl, pandemi döneminde araç fiyatlarının katlanmasına rağmen iki - üç yıl boyunca aynı birim fiyat üzerinden ödeme yapıldığını ifade etti. Bunun belediyenin lehine olduğunu savunan Anıl, "Eğer iddia edildiği gibi birilerinin menfaatini gözetseydik, sözleşmelere fiyat farkı verileceğine ilişkin hüküm koyardık" dedi.

Anıl savunmasında, belediyeden ihale alan şirketlerin diğer kamu kurumlarından aldıkları ihalelerin de incelenmesini isteyerek, fiyatların karşılaştırılması halinde kamu zararı iddiasının objektif biçimde değerlendirilebileceğini söyledi.

“KİMSEDEN HUKUKA AYKIRI BİR TALİMAT ALMADIM”

Mütalaada ihale komisyonu üyeleri hakkında beraat istenirken yalnızca ihale yetkilisi olması nedeniyle kendisi hakkında ceza talep edilmesini çelişkili bulduğunu belirten Anıl, 33 yıllık devlet memuru olduğunu, görev tanımı kapsamındaki ihalelerde komisyon kararlarını imzalamasının suç teşkil etmediğini savundu. Hiçbir suç işlemediğini, herhangi bir örgütle fikir veya eylem birliği içinde hareket etmediğini, belediye başkanı ya da bağlı bulunduğu başkan yardımcısından hukuka aykırı herhangi bir talimat almadığını söyledi.

Cumhuriyet

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Erdoğan’ın sesini taklitle üst düzey yöneticileri dolandıran tanıdık çıktı! Fransız araştırmacılar: Virüs Çin ya da İtalya’dan gelmedi Bakan Soylu: Sadece PKK'yı değil ABD ve Avrupa'yı da... Otobüs Ankara’da A’lev Aldı!